Hz. Ali (r.a.) diğer halîfelerin hilâfetini kabul etmedi mi?

S.a. Halis hocam, ben Yaşar Şahin'in damadıyım. Nasılsınız, iyisinizdir insallah. Sizden bir ricam olarak. Ben Van'da yaşıyorum, nisbeten daha fazla Şiî ile karşılaşıyorum. Geçen günlerde de böyle bir ortamda bulundum. Adam öyle şeyler anlattı ki Peygamber Efendimizin vefatından sonra Hz. Ebubekir halifelik peşine düştü, Hz.Ali cenazeyle tek başına ilgilendi, Peygamber Efendimiz zamanında hep ön planlarda olan Hz.Ali; Hz.Ebubekir, Hz.Ömer, Hz.Osman zamanında hep geride kaldı, onların halifeliğini hiç kabul etmedi vs. Bu konuda tarihi manada çok yetersiz olduğumu kavradım. Bende Hasan Arıkan'ın siyeri ve Mustafa Necati Bursalının Peygamberler Tarihi var, ama her ikisi de çok ayrıntıya girmeden anlatmış. Zaten tartışmalı konulara pek fazla da girmemişler. Ömer Rıza Doğrul'un Kanlı Gömlek var, o da sadece Hz.Osman ve Hz.Ali dönemini anlatmış. Sizden bu dönemleri, özellikle Hz.Hüseyin'in şehid edilmesine kadar olan kısmı okuyabileceğim tarihi bir kaynak istiyorum. Benim de temin edebileceğim bir şey olursa sevinirim. Şimdiden teşekkürler. Mehmet Taşdemir

Hayır! Peygamber Efendimizin (s.a.v.) vefatından sonra Hz. Ebubekir (r.a.) halifelik peşine düşmedi. O, ümmetin ihtilafından doğacak fitneyi önlemek için uğraştı. Fitne-fesat-kargaşa Rasûlullah'ın (s.a.v.) irtihali ile birlikte hemen o menhus yüzünü göstermiş, çıktı-çıkacak, kasırga koptu kopacak hale gelmişti.

Oysa bir millet/bir toplum için, ‘Fitne, adam öldürmekten daha eşeddir (daha tehlikeli ve daha kötüdür)’[Bakara suresi, 191]. Bunu en iyi bilen kişi de, o gün için Hz. Ebu Bekir (r.a.) idi. O sebeple bütün mesaisini-gayretini-çabasını bu yönde harcadı.

Toplumda, siyasi-iktisadi-sosyal vs. meselelerde, özellikle de siyasi alanda ehem’le mühim’mi, elzem’le lâzımı birbirine karıştırmamak gerekir. Çözülmesi gereken meseleler çoğaldığında, onların halli için hangisinin öne alınması icap eder, hangisinin sonraya bırakılması bir mahzur teşkil etmez bunu bileceksin. Yoksa problemleri çözsen bile sağlıklı netice alamazsın.

Şunu da biliyor ve görüyordu ki Hz. Ebu Bekir (r.a.), Rasûlullah’ın (s.a.v.) techiz ve tekfin işiyle Hz. Ali (r.a.) gibi ehliyet ve liyakat sahibi bir insan meşguldü. Orada bir mesele/problem yoktu. Sıkıntı, idareyle/yönetimle ilgiliydi. Nitekim Hz. Ömer de Hz. Ebu Bekir Efendimizle birlikteydi o meselenin halli yolunda atılan adımlarda, çalışmalarda…

Biliyorum, Şiîler bu basit mevzuyu hep istismar etmek isterler… Hadisenin iç yüzünü hep gözardı ederler. Çünkü işlerine öyle gelir. Ama o meselenin özü bundan ibarettir.

***

Asr-ı Saadet’te ön planda olma meselesi de yanlış. Hz. Ebû Bekir’in, Hz. Ömer’in, Hz. Osman’ın (r.anhum) fedakârlıklarını bilmeyen mi var. Kaldı ki bu meseleler bizzat Hz. Ali (r.a.) tarafından halledilmiş / çözülmüş meselelerdir. O, hiçbir zaman Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’den (r.anhüma) kendisini üstün görmemiş, böyle söyleyenleri de cezalandıracağını bildirmiştir. Bunların hepsi de Ehl-i Sünnet’in sahih kaynaklarında mevcuttur. Şiîleri ilzam eder veya etmez; orası ayrı mesele…

***

Keza, Ehl-i Sünnet’in ittifakla halifelerin üstünlüğüyle ilgili tasnifleri, onların hilafet sırasına göredir. Öncelik Hz. Ebu Bekir’in, sonra Hz. Ömer, ardından Hz. Osman, onun akabinden de Hz. Ali (r.anhum ecmaîn) gelir.

***

Hz. Ebû Bekir’in (r.a.) hilafetine bîatte Hz. Ali’nin (r.a.) gecikmesi de ayrı ve farklı meseledir. Kendi aralarındaki bir durumdur. Bu hususta bir başkasının hakemlik yapması, meseleyi evirip çevirmesi/istismar etmesi hiç de yakışık alacak bir davranış olmaz. Öyle düşünmüş, içtihadı o yönde olmuş ve hareket tarzını öyle belirlemiştir. Bu hadise, bir başkasını –hele hele bizim gibileri- ilgilendirecek bir olay değildir.

Ancak Facebook’taki kısa cevabımda da belirtmeye çalıştığım gibi bu meseleler, sadece Şîîler arasında değil, Sünnî bazı ilim adamları ve mutasavvıfları arasında da farklı görüşlerin doğmasına sebep olmuştur.

***

Meselenin özeti; istikametten ayrılmamak, doğru değerlendirmelere sahip olmaktır. Yoksa onların arasında meydana gelen hadiselerde hakemlik yapmak değil.

Onların her biri müçtehittirler, kendi içtihatlarıyla amel etmek zorundadırlar. Müçtehit de malumunuz, içtihadında isabet ederse iki (bazı rivayetlerde on), hata ederse de bir sevap alır. Vebâl-günah bahis mevzuu değil onlar için içtihatlarından dolayı.

***

O bakımdan yapmamız gereken işin en güzeli; Râşid Halîfelerin ve diğer Ashab-ı kiramın aralarında cereyan eden malum olaylar, harpler, darpler, anlaşmazlıklar, çekişmeler… kısacası siyasi-idari, ictimai meselelerden dolayı ileri-geri konuşmak değil, dilimize sahip olmak, haddi-hududu aşmamaktır. Nitekim İmam Şâfiî (rh.) hazretleri, Hz. Ali ve Hz. Muaviye arasındaki olaylar için, “Allah bizim elimizi o kana bulaştırmadı, biz de dilimizi koruyalım” diyerek meseleyi noktalamıştır. İmam-ı Rabbani hazretleri de muhtelif Mektuplarında nakleder onun bu sözünü… Bizim de tavrımız-tarzımız bu yönde, bu istikamette olmalıdır mutlaka...

Şairin, “idrâk-i meali bu küçük akla gerekmez / Zira bu terazi bu kadar sıkleti çekmez” dediği gibi, bizlerin/mukallitlerin terazileri de onca ağır meseleleri tartmaz. Kantarın topuzunu kaçırmamak lazım.

***

Son söz; Mektubat-ı İmam-ı Rabbani’de de bu yönde çok güzel, doyurucu açıklamalar bulabilirsiniz. Tabii farklı mektuplarda, hepsi bir arada olmayabilir...

Mesajınızda ismini zikrettiğiniz eserler, sizin de belirttiğiniz gibi, meselenin etraflıca hallinde yeterli olmayabilir. Hele de Ömer Rıza Doğrul’un “Kanlı Gömlek”i beni hiç tatmin etmez. Kaleme alınışının farklı bir hedefi olduğu imasını verir bana… Yani ‘bakınız ey Müslümanlar, sizin yere göğe sığdıramadığınız o hilafet dönemlerinde neler olmuş neler…’ intibaını uyandırmak ister gibi bir havası vardır.

Ömer Rıza Doğrul malum, Mehmet Akif Bey’in damadıdır; fakat hatırı sayılır Masonlardandır da aynı zamanda.

Bilginize, ilginize…

Hz. Ali, Hz. Ali (r.a.) Diğer Halîfelerin Hilâfetini Kabul Etmedi Mi?, Şiî, Ebû Bekir, Hz. ömer, Hz. Osman, Halîfe, Hilâfet,

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son bakılanlar

İftar Vakitleri: İstanbul | Ankara | İzmir | Bursa | Konya | Köln | Londra

JOHOR KEDAH KELANTAN KUALA LUMPUR LABUAN MELAKA NEGERI SEMBILAN PAHANG PERAK PERLIS PULAU PINANG PUTRAJAYA SABAH SARAWAK SELANGOR TERENGGANU