Kocanın karısı üzerindeki haklarından "cinsellik"

selamün aleyküm hocam
cinsellik konusunda sikinti cekiyoruz hanimin kafa yapisi cok sert benim istediyim zaman cinsel iliski olmuyor sadece o arzu ettiyi zaman birlikte olabiliyoruz buda bende hanimima karsi gittikce soguyorum sevgim azaliyor


Kanaatimce fazla teferruata gerek yok. Sizin kısaca sormak istediğiniz husus, ‘İslâm’da erkeğin hanımı üzerindeki cinsî hakları nelerdir’i sormak istiyorsunuz. Biz de bu husustaki hadis-i şeriflerden bazılarını naklederek meseleyi anlatmaya çalışalım.

***

Kocanın karısı üzerindeki hakları

Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Bir erkek karısını yatağına çağırır da karısı gelmez ve erkek ona dargın olarak gecelerse, melekler o kadına sabaha kadar lânet ederler”. [Buhârî, Sahih, Bed’ü’l-Halk 7; Müslim, Sahih, Nikâh 122. Ayrıca bkz. Ebû Dâvûd, Sünen, Nikâh 40]

Buhârî ile Müslim’in bir başka rivayeti ise şöyledir:

“Kadın geceyi kocasının yatağını terk ederek geçirirse, melekler sabaha kadar ona lânet ederler”. [Buhârî, Sahih, Nikâh 85; Müslim, Sahih, Nikâh 120]

Yine Ebû Hüreyre (r.a.) radıyallahu anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Bir kadın kocası yanındayken onun izni olmadan (nâfile) oruç tutamaz. Kocasının izni olmadan bir kimseyi evine alamaz”. [Buhârî, Sahih, Nikâh 84, 86; Müslim, Sahih, Zekât 84. Ayrıca bkz. Ebû Dâvûd, Sünen, Savm 73; Tirmizî, Sünen, Savm 64; İbni Mâce, Sünen, Sıyâm 53]

İbn Ömer’den (r.anhuma) rivayet edildiğine göre Rasûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Hepiniz çobansınız. Hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Âmir memurlarının çobanıdır. Erkek ailesinin çobanıdır. Kadın da evinin ve çocuğunun çobanıdır. Netice itibariyle hepiniz çobansınız ve hepiniz idâre ettiklerinizden sorumlusunuz”. [Buhârî, Sahih, Cum`a 11, İstikrâz 20, İtk 17, 19, Vesâyâ 9, Nikâh 81, 90, Ahkâm 1; Müslim, Sahih, İmâre 20; Ayrıca bkz. Ebû Dâvûd, Sünen, İmâre 1, 13; Tirmizî, Sünen, Cihâd 27]

Ebû Ali Talk İbn Ali (r.a.) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Bir koca karısına ihtiyaç duyup da onu yanına çağırdığında, kadın ocak başında bile olsa, hemen kocasının yanına gelsin”. [Tirmizî, Sünen, Radâ` 10; Nesâî, es-Sünenü’l-Kübrâ, Bâbu İşretü’n-Nisâ]

Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayet olunduğuna göre, Rasûl-i zî-şân (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“İnsanın insana secde etmesini emredecek olsaydım, kadının kocasına secde etmesini emrederdim”. [Tirmizî, Sünen, Radâ` 10; Ayrıca bkz. Ebû Dâvûd, Sünen, Nikâh 40; İbn Mâce, Sünen, Nikâh 4]

Ümmü Seleme’den (r.anhâ) rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Kocasını memnun ederek ölen kadın cennetliktir”. [Tirmizî, Sünen, Radâ` 10; Ayrıca bkz. İbn Mâce, Sünen, Nikâh 4]

Muâz bin Cebel (r.a.) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Dünyada bir kadın kocasını üzerse, o kimsenin hûrilerden olan hanımı o kadına şöyle seslenir:

- Allah canını alsın! Üzme onu! O senin yanında şimdilik misafirdir. Yakında senden ayrılıp bize kavuşacaktır”. [Tirmizî, Sünen, Radâ` 19. Ayrıca bkz. İbni Mâce, Sünen, Nikâh 62]

Son olarak Üsâme bin Zeyd’den (r.a.) bir rivayet nakledelim. Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki:

“Benden sonra erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fitne (imtihan) sebebi bırakmadım”. [Buhârî, Sahih, Nikâh 17; Müslim, Sahih, Zikir 97, 98. Ayrıca bkz. Tirmizî, Sünen, Edeb 31; İbni Mâce, Sünen, Fiten 31]

İlk bakışta hadîs-i şerîfin bütün kadınları fitne ve fesada yol açan uğursuz yaratıklar gibi gösterdiği sanılabilir. Hayır, işin aslı öyle değildir. Bu hadiste bazı problemli kadınlara işaret edilmekte, huysuzlukları sebebiyle onların erkekleri zor durumda bırakacakları, bununla imtihan olunacakları belirtilmektedir. Nitekim şu âyet-i kerîme de mevzumuza ışık tutmaktadır:

“Ey iman edenler, haberiniz olsun ki, eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olan vardır, o halde onlardan sakının! Ne var ki, affeder, kusurlarına bakmaz, örterseniz, şüphe yok ki Allah ğafûrdur, rahîmdir (mağfireti ve rahmeti çok olandır)”. [Tegâbün suresi, 14]

Mesela bu fitnelerden biri de, sizin anlattığınız gibi, hanımın cinsî yönden kocasının isteklerine gereği gibi cevap vermemesi olabilir. Tabii bu noktada meşru bir mazeret söz konusu ise, erkeğe de sabır ve tahammül etmek düşer. Ama herhangi bir mazeret yokken bey’inin isteklerini geri çevirirse de, vebâli hanımın üzerine olur. Yukardaki hadislerde gördük.

Eşlerle birlikte evlatlar da imtihan vesilesi olabilir. Mesela malını ve canını Allah yoluna adayan bazı mü’minleri, eşleri ve çocukları daha çok duygularına hitap etmek suretiyle bu güzel ahlâktan-davranıştan vazgeçirebilirler. "Herkesin derdi seni mi gerdi" diyerek Allah yolundaki hizmetlerine mâni olabilirler. "Paranı boş yere harcama, çoluğunu çocuğunu düşün" diyerek, erkeğin hayır-hasenat yapmasına engel olabilirler. Maddi imkânlarından daha fazlasını istemek suretiyle, kocalarını gayrimeşrû kazanmaya sevkedip günaha itebilirler ve saire ve saire...

Hâsılı; kadın, kocasıyla alakalı kendi üzerine düşen vazifelere dikkat etmeli... Erkek de hanımının kendi üzerindeki haklarına riayet ederek, daha çok sabır, tahammül ve musamaha (tolerans-anlayış) göstermelidir. Evlilik-aile hayatı karşılıklı vefâkârlık ve fedâkârlıklarla yürür. Sadece hukukla yani bu benim hakkım diyerek diretmeyle de olmaz, yürümez; işin ahlâki-içtimai yönünü de göz önünde bulundurmalı, her iki taraf da birbirini idare etmeye, anlayışlı olmaya çalışmalıdır.

*****

Okumaya vakti olanlar aşağıdaki araştırmaya da lütfen bir göz atsınlar.

Bir yastıkta 40 yıl'ın sırrı: NİYET

'Bir yastıkta 40 yıl' geçirerek uzun süre evli kalabilmesinin sırları araştırıldı. Marmara Üniversitesi FenEdebiyat Fakültesi, Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ali Balkanlıoğlu başkanlığındaki bağımsız 15 kişilik Aile ve Sosyal Politikalar Araştırma Grubu, 'Uzun Evliliklerin Sırları'nı araştırdı.
Bir buçuk yıl süren projede veri toplamak için anket, mülakat ve doküman analizi ile gözlem teknikleri kullanıldı. Onlarca aileyle birebir görüşülerek uzun evliliklerin profili çıkartıldı.

Moral Dünyası dergisinde yayınlanan araştırmayla ilgili bilgi veren Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ali Balkanlıoğlu, çok ilginç sonuçlara ulaştıklarını belirtti. Mesela; görüşmelerinde pek çok kişinin inandığının aksine evliliğin aşkı öldürmediğini gördüklerini aktaran Balkanlıoğlu,

"Eşlerden kimisi âşık olarak evleniyor, kimisi de evlendikten sonra âşık oluyor ama evliliğin aşkı öldürmediği konusunda pek çok çift hemfikir.
Aşkı tarif edemeyenler de var; aşkı, eşi olarak tarif edenler de var. Uzun evliliklerde fiziki şiddet ise yok denecek kadar az. Sözel şiddeti ise kimse şiddetten saymıyor. Yani eşlerin birbirine bağırıp çağırmasını evliliğin tuzu-biberi olarak gören anlayış hâkim uzun evlilerde." dedi.

Çalışma çerçevesinde çeşitliliği yakalamak için eşler her açıdan çok farklı gruplardan seçilmiş. İçlerinde içinde işçiden memura, avukattan öğretmene, ev hanımından şoföre ve emekliye varana kadar pek çok meslek grubundan eşler olduğu gibi, dinî hayat açısından da hiç namaz kılmayan ile beş vakiti kaçırmayanlar da bulunuyor. Aralarında Alevi ve Sünni eşler olduğu gibi, daha önce Hıristiyan iken evlenerek Müslüman olan ve Türkiye'ye göçenler de var. Ayrıca ekonomik gelir, cinsiyet, yaş, eğitim ve diğer yönlerden pek çok çeşitlilik de gözetilmiş. Çalışma sonucunda ortaya çıkan uzun evliliğin sırlarından bazıları şöyle aktarılıyor:

Niyet: Uzun ve mutlu evliliklerin ilk ve en önemli şartı niyettir. Uzun evlilerde görülen bu niyet, evlilikle başlayıp, daha sonra da devam etmektedir. Uzun ve mutlu bir evlilik isteyenler için de bu niyet, bireyin henüz evlilikle ilgili düşüncelere başlamasından itibaren başlar ve ölene kadar devam eder.

İsabetli eş tercihi: Uzun evliliklerin sırlarından birisi de isabetli eş tercihidir. Evlenecek kişi öncelikle iyi bir eş olmalı, daha sonra da iyi bir eş bulmalıdır. Bunların ikisi de tek başına yeterli değildir. Kendisi iyi bir eş fakat iyi bir tercih yapamamışsa ya da iyi bir eş olamamışsa, mutlu ve uzun bir evlilik hayal demektir. Hiçbir şey tek taraflı değildir.

Aktif sabır: Günümüz insanının hayat felsefesi ise maalesef 'hızlı yaşa, çabuk tüket' formatındadır. Dolayısıyla pekçok şey, çok çabuk tüketilmekte, hatta söz-nişan döneminde bitirilmekte, ilişkiler zayıflamakta ve evlilikten hemen sonra da boşanmalar gelmektedir. Hâlbuki ilişkinin kalitesi ve devamı adına sabır çok önemlidir.

Fıtrata uygun sorumluluk: İnsan fıtratı (tabiatı) ona uygun olmayan şeyleri reddeder. Dolayısıyla fıtratla savaşmamak gerekir. Evlilikte de eşler arasında orantılı ve fıtrata uygun sorumluluk paylaşımı, evliliğin en önemlisi kısımlarından birisini oluşturmaktadır.

Her işte istişare: Eşinizi önemsediğinizi göstermenin en tesirli bir yolu, onun fikirlerine önem vermektir. 'İstişare eden hata etmez' sözü evlilikte daha bir anlam ifade etmektedir. Uzun evliler istişareye verdikleri önemi ortaya koymuşlar, karar alırken eşlerin birbirlerine ve ailelerine danışmalarının son derece önemli olduğunu belirtmişlerdir.

Beklentisiz fedakârlık: Evlilikte ne kadar mutlu olacağınızı bilmek istiyorsanız, ne kadar fedakârlık yapabileceğinize bakın. Evlilik kelimesi fedakârlıkla eş anlamlıdır. Boşanmalar büyük oranda eşler fedakârlıkta bulunmadığı zamanlarda evlerin kapılarını çalmaktadır. Uzun ve mutlu evliliklerde eşlerin ısrarla vurguladıkları en önemli bir tutkal da fedakârlıktır. Fedakârlıkta güneş ve toprak çok iyi iki örnektir. Hiç beklentiye girmeksizin herkesi ısıtır, aydınlatır ve sürekli verirler, kendilerine zarar verenlere dahil.

Dua: Her ne kadar modernite metafiziğe mesafe koysa da, postmoderniteyle birlikte metafiziğin hakkı yeniden teslim edilmeye başlanmıştır. Metafiziksiz bir dünya mümkün değildir. Günümüzde hastalıkların tedavisinde, iletişimde, eğitimde vs. her alanda duanın gücü sürekli dile getirilmektedir.

Diğerleri: Güven, bitmeyen saygı-sevgi, sonsuz sadakat, aşk ateşini alevlendirmek, sıfır yalan, hoşgörü ve af, kabullenme, empati, çocuk, kanaat ve bereket, makul beklenti, yeterli miktarda maddiyat, ölçülü olmak, mahremiyete dikkat, öfke kontrolü, olumsuzlukları unutup güzellikleri tekrar etmek, ortak sosyal faaliyetler, onun gözünden aynaya bakmak, eşin ailesine saygı, teslimiyet, fıtratla savaşmamak, nitelikli tartışma.

gece, erkek, kadın, Melekler, lânet, koca, oruç, kocası, secde, sorumlu, aile, çoban, karı, cinsel, cinsî haklar, yatağına gelmez, dargın, kocasının izni, evine alamaz, sürü, memnun, cennetlik,

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son bakılanlar

İftar Vakitleri: İstanbul | Ankara | İzmir | Bursa | Konya | Köln | Londra

JOHOR KEDAH KELANTAN KUALA LUMPUR LABUAN MELAKA NEGERI SEMBILAN PAHANG PERAK PERLIS PULAU PINANG PUTRAJAYA SABAH SARAWAK SELANGOR TERENGGANU