Fetvada yanlışlık olursa

selamün aleyküm, bir kişi bir hususta başka bir din kardeşine yanlış bir fetva vermiş olsa fetvayı alan kişi ne yapması gerek mesela kusmak orucu bozmadığı halde bozdu diye söylense onunla amel etse ve birşeyler yese(ramazan-ı şerif orucu tutarken) 2ay peş peşe oruç tutması lazım mı ?


Ve aleyküm selam.

1- Öncelikle soranın, soracağı meseleyi, bilen birilerine sorması lazım. Ulu orta öyle sıradan bir kişiye dini bir mesele sorulmaz. Kur’an-ı Kerim’de buyruluyor ki: “Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun” [Enbiya suresi, 7] “...halbuki onu (o meseleyi), Rasûl'e veya aralarında (ilimî bakımdan) yetki sahibi kimselere götürselerdi, onların arasından işin içyüzünü anlayanlar, onun ne olduğunu bilirlerdi...” [Nisa suresi, 83] Demek ki meseleler, Rasûlullah’ın (s.a.v.) hâl-i hayatında ona, ondan sonra da onun varisi durumundaki “ilim ehli”ne götürülmesi icap ediyor. Bu husustaki usûl bu. Bu noktaya azami hassasiyeti göstermek iktiza eder.

2- Cevaplayanın da çok hassas ve dikkatli olması gerekir. Sorulan bir mesele, kendi alanı bile olsa, kişinin, kat’i olarak bilmediği bir mevzuda konuşması yanlış olur. Kimse fetva verme meraklısı olmamalı, bu hususta cesur davranmamalıdır. Çünkü vebali büyüktür.
Bir kimsenin ilimdeki hıyâneti, maldaki hıyânetinden daha kötüdür, daha zararlıdır; bilmediği şeyleri konuşmamalıdır. İyice incelemeden, okuyup öğrenmeden tahmin ile zan ile konuşan, -Allah korusun- Cehennem’i boylar. Allah Teâlâ’nın kitabından, Rasûlullah’ın sünnetinden, icmâ’i ümmetten, fukahanın kıyasından açık bir delîle dayanmadan fetvâ vermemelidir.

Selef-i sâlihînin sünnetlerinden / metodlarından biri de, fetvâ vermekte ve kadı olup hüküm vermekte fazla cesur bulunmamak, va’z ve ders vermek için vazife almaya da çok hevesli olmamaktır. Çünkü Resûl-i Ekrem (s.a.v.), “Fetvâ vermekte cesur olanınız, ateşe (atılmakta-atlamakta) cesur olanınızdır” buyurmuştur. Fetvâ vermenin mes'ûliyeti büyüktür. Nitekim diğer bazı hadîs-i şerîflerde de buyuruldu ki: “Bilmeden fetvâ verene, yerdeki ve gökteki melekler lânet eder.” [Bkz. İbn Lâl el-Hemedanî (398), Mu'cemu's-Sahabe] “Ehli olmadan din kardeşine yanlış fetvâ veren, ona hâinlik etmiş olur.” [Bkz. Ebû Dâvud, Sünen]

3- Kusma ve oruç meselesine gelince... Hadis-i şerifte buyruldu ki: “Kim kendiliğinden kusacak olursa, üzerine kaza gerekmez. Kim de isteyerek kusarsa orucunu kaza etsin.” [Ebu Dâvud, Sünen, Savm, 32; Tirmizî, Sünen, Savm, 25; İbni Mâce, Sünen, Savm, 16]

Ağız dolusu kusmak, biri kendiliğinden gelen, diğeri de isteyerek olmak üzere iki şekilde meydana gelmektedir.

Bir hastalıktan dolayı ağız dolusu kendiliğinden gelen kusuntu kendi kendine içeri giderse ittifakla oruç bozulmaz. Yani istemeyerek kusmak ağız dolusu bile olsa orucu bozmaz. Fakat, kişinin kendi isteğiyle içeri çekilirse İmam Muhammed’e (rh.) göre oruç bozulur, İmam Ebû Yusuf’a (rh.) göre bozulmaz. Hilaftan kurtulmak için ihtiyaten kaza etmek uygun olur.

Kişinin kendi zorlamasıyla gelen ağız dolusu kusuntu orucu bozar. Çünkü, bu durumda iken az çok tekrar mideye bir şeyler gider. Bu şekilde bozulan bir orucun sadece kazası gerekir. Fakat, ağız dolusundan az olup tekrar kendiliğinden içeri giderse İmam Muhammed’e (rh.) göre orucu bozar, İmam Ebû Yusuf’a (rh.) göre bozmaz. İnsanın kendi isteğiyle içeri giderse her iki imama göre de oruç bozulur.

Kendi zorlamasıyla gelen kusuntu veya kendiliğinden geldiği halde kusuntunun bir kısmı insanın kendi isteğiyle içeri girerse ve insan bu hareketiyle orucunun bozulduğunu bilir ve bir şeyler yiyip içerse, bundan ötürü sadece kaza etmesi gerekir.

Esas itibariyle bir hata eseri olarak oruç bozulunca hiçbir şey yiyip içmeden iftara kadar beklemek vâciptir. Âdaba uygun olan, Müslümana yakışan da budur.

Bir hata sonucu bozulan oruçtan sonra kusmada olduğu gibi yiyip içmek sâdece kazâyı icap ettirir, keffâreti gerektirmez.

***

Meseleyi bu şekilde tahlil edip ortaya koyduktan sonra gelelim sizin sorunuzdaki muğlak duruma...

Anladığım kadarıyla demek istiyorsunuz ki; kişi, zorlamayla değil de kendiliğinden kusmuş, dolayısiyle orucu bozulmamış, devam etmesi gerekiyor. Fakat tereddüt edip birilerine sormuş, o da bozuldu demiş. Oruçlu olan da, o kişinin sözüyle hareket edip yiyip içmiş. Bu durumda kaza mı, keffaret mi gerekir?

Şöyle ki:

Ramazanda unutarak yiyip içen veya cimâ eden bir kimse, orucum bozuldu zannı ile ve kasden yerse, keffâret gerekmez. İmam-ı Azam Ebu Hanîfe’ye (rh.) göre bu kimse, unutarak yiyip içmenin orucu bozmadığını bilse bile, yine o zan ile orucunu bozduğu için bu kimseye keffâret gerekmez. Bu görüş sahihtir.

Yine bu cümleden olarak;

Oruçlu iken kusan bir insan, orucum bozuldu zannı ile yiyip içerse, kendisine keffâret lâzım gelmez. Fakat bu kimse, kusmakla orucu yemenin gerekmeyeceğini bilerek yerse, bu durumda kendisine keffâret lâzım gelir.

Ramazan günü ihtilam olan kimse, bu durumda orucunun bozulduğunu zannederek, kasden yer içerse, kendisine keffâret gerekmez. Ancak, bu kimse bu durumda orucunun bozulmadığını bilmekte olduğu halde orucunu bozmuşsa, kendisine keffâret lâzım gelir.

Hacamat yaptırdıktan (kan aldırdıkta) sonra, orucu bozuldu zannı ile kasden yiyip içen kimseye, hem kaza hem de kefaret gerekir. Lakin bu kimseye, orucunun bozulduğu fetvası verilmiş olursa, İmam Muhammed’e (rh.) göre kendisine keffâret gerekmez, kaza etmesi yeterlidir.

Keza bu kimseye, bu hususta bir hadis söylenmiş olsa ve bu kimse de ona itimad etmiş bulunsa, yine kendisine keffâret gerekmez. Ancak bunlara, İmam Ebü Yûsuf (rh.) muhaliftir. Ona göre bu kimse, eğer o hadisin te'v ilini (yorummunu-izahını) biliyorsa, kendisine keffâret gerekir.

Bir kimse ramazan günü, sürme çekinse, yağlansa veya bı¬yığını yağlasa ve sonra orucum bozuldu zannı ile kasden birşey yi¬yip içse, kendisine keffâret lâzım gelir. Ama bu mevzuda bir bilgisi yoksa ve kendisine bu durumda yemesi hususunda fetva verilmişse, bu kimseye keffâret lâzım gelmez.

S o n u ç

Yanlış fetva verenin vebali kendisine attir! Pişmanlık duyup tevbe ve istiğfar etmeli, bir daha da böyle bir hataya düşmemeye, fetva noktasında mütecasir davranmamaya dikkat etmelidir.

Orucunu yiyene de keffâret değil sadece kaza gerekir. Fakat o da gene, bir daha böyle olup olmadık kişilere fetva sormamaya hassasiyet göstermelidir.

cehennem, Melekler, lânet, kaza, keffaret, fetva, oruç, vebal, ilim, zarar, hıyanet, mal, cima, dikkat, hassas, hacamat, yanlışlık, cesur, kusma, Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun, Selef-i sâlihîn,

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son bakılanlar

İftar Vakitleri: İstanbul | Ankara | İzmir | Bursa | Konya | Köln | Londra

JOHOR KEDAH KELANTAN KUALA LUMPUR LABUAN MELAKA NEGERI SEMBILAN PAHANG PERAK PERLIS PULAU PINANG PUTRAJAYA SABAH SARAWAK SELANGOR TERENGGANU