“Allâh’ın yeryüzünde seyahat eden melekleri…”

Peygamberimiz ümmetine şefkat ve merhameti nasıldır? Kendisine getirdiğimiz her salât ve selâmdan haberi olur mu? Olursa nasıl olur? Salevat getirmeyenler hakkında bedduası var mıdir?

Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.), Rabbine karşı olan edep tavrının yanında, biz ümmetine karşı da daima şefkat ve merhametle doludur. O raûf ve rahîmdir; ümmetine karşı son derece şefkat ve merhamet yüklüdür. Bu halini “ümmetî, ümmetî” diyerek kavlen de ifade etmişler, fiilen ve amelen de her zaman ortaya koymuşlardır. Onu, kendi zatının rahmet ve bereketine mazhar kılan Cenâb-ı Hak, bizi de, ona salât u selâm getirmekle yükümlü tutmuştur.

Rasûlullah Efendimiz'e Allah Teâlâ'nın salâtı, rahmet etmesi ve onun şânını yüceltmesidir. Meleklerin salâtı, Peygamber Efendimiz'in şânını tebcîl etmek (ona saygı göstermek-şanının daha da yükselmesini istemek), mü'minlere bağış dilemek mânâsınadır. Mü'minlerin salâtı ise, duâ mânâsına gelmektedir. Allâhü zû'l-Celâl ve'l-Kemâl hazretleri bütün mü'minlere, peygamberine salât ve selâm getirmelerini emretmekte ve ona saygı göstermelerini istemektedir.

Kısaca, “Allâhümme salli alâ Muhammed” demek salât, “es-Selâmü aleyke eyyühe'n-Nebiyyü” demek selâmdır. “Sallallâhü aleyhi ve sellem” cümlesinde ise, hem salât hem de selâm mevcuttur. Rasûlullah Efendimiz'den rivâyet olunan salât ü selâmlar vardır. Bunları okumak, mümkün olduğu kadar çokça salât ve selâm getirmek, onun sevgisini, rahmet ve re’fetini celp eder, şefâatine vesîle olur. Zira, salât ü selâmlarla her an onu unutmayan, kendini de ona tanıtmaya ve hatırlatmaya çalışan ümmetini, öyle inanır ve ümit ederiz ki, o da unutmayacaktır.

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz'e (s.a.v.) ümmet olma nîmetinin şükrü, bir nebze de olsa herhalde ona salât ve selâm getirmekle mümkün olur. Hatta o İki Cihan Serveri'nin adı anıldığı zaman salavât getirmenin vâcip olduğuna hükmeden âlimlerimiz vardır. Nitekim bir hadîs-i şeriflerinde Rasûlullah Efendimiz, “Gerçek cimrî, yanında zikrim geçtiği halde bana salavât okumayandır”[Tirmizî, Sünen, Deavât 110] buyurmuşlardır. Bir başka hadîs-i şeriflerinde de, “Yanında ismim zikrolunup da bana salavât getirmeyen kimsenin burnu sürtünsün (hakarete uğrasın)!”[Nesâî, Sünen, Sehv, 55, III, 50; Feyzu’l-Kadir, 6, 169; et-Tâc, 5, 145] ikazıyla-uyarısıyla meselenin ehemmiyetine işâret etmişlerdir.
Rasûlullah Efendimiz, bizden kendisine giden her selâmdan haberdâr olduğunu şöyle ifade buyuruyorlar: “Allâh’ın yeryüzünde seyahat eden melekleri vardır; onlar, ümmetimden bana selâm tebliğ ederler (selâmlarını ânında bana getirirler).”[Nesâî, Sünen, Sehv, 46]

Rasûlullah Efendimiz'e (s.a.v.) getirilen salât ve selâmlar, onu son derece memnun ve mesrûr etmektedir. Nitekim Ebû Talha (r.a.) şöyle anlatıyor:

“Bir gün Rasûlullah (s.a.v.) yüzünde bir sevinç olduğu halde geldi. Kendisine,
— Yâ Resûlellah! Yüzünüzde bir sevinç görüyoruz! deyip sebebini sorduğumuzda, cevaben şöyle dediler:

— Bana iki melek geldi ve şu müjdeyi verdi:

‘Ey Muhammed! Rabbin buyuruyor ki: Sana salavât okuyan herkese benim on rahmette bulunmam, selâm okuyan herkese de benim on selâm okumam sana (ikram olarak) yetmez mi?”[Nesâî, Sünen, Sehv, 55]

Allâh’ın yeryüzünde seyahat eden melekleri, ümmetine şefkat ve merhameti, salât ve selâmdan haberi olur mu, O raûf ve rahîmdir, ümmetî ümmetî,

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son bakılanlar

İftar Vakitleri: İstanbul | Ankara | İzmir | Bursa | Konya | Köln | Londra

JOHOR KEDAH KELANTAN KUALA LUMPUR LABUAN MELAKA NEGERI SEMBILAN PAHANG PERAK PERLIS PULAU PINANG PUTRAJAYA SABAH SARAWAK SELANGOR TERENGGANU