Namazda tembellik

Ben dinime bağlı bir ev kadınıyım namazlarıma cok önem veren birisiydim ama son bir kac yıldır namazlarım hep geciyor bazen unutuyorum bazende geciyor bu duruma çok üzülüyorum ama düzelmiyorum nazar var üstümde diye düşünüyorum imanın zayıflığndanmı nede böyle oldum bilmiyorum kimse yardımcı olmuyor siz ne önerirsiniz neyapabilirim?


Öyle anlaşılıyor ki sizinkisi tamamen tembellik, miskinlik, ihmâl, aldırış etmeme, önemsememe gibi huylardır; bunların sonucu namazlarınız geçiyor, unutuyorsunuz. Yoksa dinine bağlı olduğunu söyleyen birisinin dinin en mühim emri karşısındaki tavrı elbette ki böyle olmamalı!

Ayrıca bu durumun nazarla ne alakası olabilir ki? Varsa da okursun nazar ayetini, kurtulursun Allah’ın izniyle nazarın tesirinden…

Tabii ki bütün bu huylar üzerinizdeyken ‘imanın kuvveti’nden söz etmek de abes olur.

Tavsiyemiz:

Sık sık Kelime-i Tevhid ve Kelime-i Şahadet’le imanınızı da tazelemeniz ve bu durumunuzdan dolayı pişmanlık duyarak tevbe ve istiğfarda bulunmanız, tesbih namazı kılmanız, ardından da Hz. Ebu Bekir’in (r.a.) salavâtını, iltcasını çokça okumanızdır. O salavât şudur:

“Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ êli seyyidinâ Muhammed. Ve bârik ve sellim aleyhi ve aleyhim. Eûzü billâhi mine’l-hemmi ve’l-huzni ve mine’l-cübini ve’l-buhuli ve mine’l-aczi ve’l-keseli ve min ğalebeti’t-deyni ve kahri’r-ricâl”.

***

İsterseniz tembellik kelimesi ve mahiyeti üzerinde biraz duralım, tahlil edelim. Belki ilgilenenler olur, faydadan boş olmaz.

Tembellik lafzının Arapça karşılığı “kesel”dir. Tembellik, gevşeklik, uyuşukluk mânâsında olan “kesel”, “kesile” fiilinin masdarıdır. Tembel olan kişi manasındaki “keslân” kelimesi de aynı mastardan/kökten gelmektedir. “Keslân”ın cem’îsi/çoğulu “küsâlâ” ve “keslâ”dır. “Kesil” kelimesi de, tembel manasındaki “keslân” kelimesi ile müterâdiftir/eş anlamlıdır. Müennesi ise, “kesile, keslâ ve keslâne” kelimeleri ile ifâde edilir ve tembel olan kadın demektir.

Hâsılı, tembellik manasındaki “kesel”, önemli kabul edilen mevzular-meseleler-fiiller-vazifeler hususunda ilgisiz ve lâkayd davranmak demektir. Bundan dolayı, yerine getirilmesi ehemmiyet adz eden hususların ihmâli mânâsına gelen tembellik kınanmış ve hoş karşılanmamıştır. [el-İsfahânî, el-Müfredât fi Garîbi'l-Kur'an, İstanbul 1986, 650]

“Kesile” fiili ve ondan meydana gelen kelimelerden yalnız ‘tembeller’ manasında olan “küsâlâ” kelimesi, Kur'an-ı Kerim’de iki yerde geçmektedir. Bu kelimenin bulunduğu söz konusu iki ayetin meâli şöyledir:

“Şüphesiz münafıklar, Allah'a oyun etmeye kalkışıyorlar. Halbuki Allah onların oyunlarını başlarına çevirmektedir. Onlar namaza kalktıkları zaman, üşenerek (keslânlıkla, tembel-tembel) kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. Allah 'ı da pek az hatıra getiririler (çok az zikrederler).” [Nisâ suresi, 142]

“Onların sadakalarının kabul edilmesini engelleyen, onların Allah ve Rasûlünü inkâr etmeleri, namaza ancak üşenerek (tembellikle) gelmeleri ve istemeyerek sadaka vermelerinden başka bir şey değildir.” [Tevbe suresi, 54]

Bu ayetlerin ikisinde de, ‘namazda tembellik yapmak’ kınanmış, tenkit edilmiştir. Âlimler, bu ayetlerde bahsedilen tembellik hakkında farklı tefsir ve te’villerde (açıklama ve yorumlarda) bulunmuş, değişik görüşler serdetmişlerdir. Mesela bazı âlimlere göre buradaki tembellik, namazda gevşeklik göstermek, ona önem vermemek, bir nevi istemeyerek yerine getirmek demektir. Kimi âlimlere göre ise, namazda kusurun olması demektir. Yani namazı kılarken, şartlarına-rükünlerine-âdâbına gerektiği gibi riâyet etmemek, bazı eksikliklerle kılmak ve bazen kılıp bazen kılmamak demektir. [el-Maverdî, en-Nuketu ve'l-Uyûnu, Beyrut 1992, 1/538]

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.), namazlarının sonunda el açıp Allah Teala’ya dua ve niyazda bulunurdu. Çeşitli kötü, yanlış, zararlı ve istenmeyen şeylerden-huylardan Allah'a sığınırdı. Bunlardan biri de ‘tembellik’ idi... “Yâ Rabb'i, tembellikten sana sığınırım” diye iltica ederdi. [Bkz. Buhârî, Sahih, Cihâd, 25, 74; Müslim, Sahih, Daavât, 48, 52; Ebu Davud, Sünen, Vitr, 32, Edeb, 101; Tirmizî, Sünen, Daavât, 70, 76, 115; Neseî, Sünen, İstiâze, 7, 8, 12; İbn Mace, Sünen, Dua, 3; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 185, III, 113, 117]

Yine Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.) zamanında Müslüman olan insanlar ona bîat edince, Allah'ın emir ve yasaklarına riâyet edeceklerine ve tembellikte bulunmayacaklarına, tembellik yapmayacaklarına dair de bîat ediyorlardı. [Ahmed b. Hanbel, III, 322, 340, V, 325]

Gerek Kur'an-ı Kerim ve gerekse hadis-i şeriflerde böylesine tenkit edilen tembellik, insanların, hem dünyaları hem de ahiretleri için son derece zararlı olan kötü bir huydur. Maddi-manevi bütün başarısızlıkların başlangıcıdır. Onun için İslâm dini insanları tembellikten sakındırmıştır. Aynı zamanda bütün peygamberler (aleyhimüsselâm), Allah dostları (k.esrarahum), âlimlerimiz (r.aleyhim) insanları tembelliğe karşı uyarmışlardır. Tembelliğin zıddı canlılık, uyanıklık, dirilik, çalışkanlık, yaptığını isteyerek-severek, aşk ve heyecanla-coşkuyla yapmaktır. O da inanan insanların şiârıdır; dünyevi-uhrevi her türlü başarının yolu çalışkanlıktan, yaptığını arzulu ve şuurlu yapmaktan geçer. Bütün peygamberler (aleyhimüsselâm), insanlığa bunu tebliğ etmişlerdir.

***

Farz olduğunu inkâr etmeyip, gevşeklik ve tembellik göstererek namaz kılmayanlar hakkında müçtehitlerimiz, şu dikkat çekici görüşleri ortaya koymuşlar:

1. İmam Ahmed bin Hanbel (rh.) ve bazı âlimler; “Kâfir olur, Müslüman¬lık vasfını kaybeder” demişlerdir. Bu mevzuda Rasûlullah Efendimizin (s.a.v.), “Muhakkak ki, kişi ile şirk ve küfür arasında namazın terki vardır.” [Müslim, Sahih, İmân 134]; “Onlarla (kafirlerle-münafıklarla) bizim aramızdaki ahit (fark), namazdır. Her kim onu terk ederse, küfretmiş olur.” [Tirmizî, Sünen, İman 9; İbn Mâce, Sünen, İkâme’s-Salah 77] hadislerinin zahirini esas almışlar; dolayısiyle namazını kılmayanın küfrüne hükmederek, kâfire de namaz farz olmayacağı için, kişinin kılmadığı o namazların kazası da olmaz demişlerdir.

2. İmam-ı Azam Ebû Hanîfe, İmam Mâlik, İmam Şâfîî ve bir kısım âlimler (rahımehumullah); “Gevşeklik ve tembellik göstererek namaz kılmayan kimse, farz olduğunu inkâr etmediği sürece, Müslümanlık vasfını kaybetmez” demişler... Hadis-i şerifte geçen 'küfr' lafzının, ‘küfr-i asgar’ yani küçük küfür olduğu görüşünü benimsemişlerdir. (Küçük küfür; kâfirlik değil de, büyük günah sahibi olmak demektir.)

Sonuç, Allah Teala’nın dilemesine bağlıdır; dilerse azap eder, dilerse affeder. Bu üç mezhebe göre, kılınamayan namazların mutlaka kazası gerekir. Ayrıca bundan dolayı nedâmet/pişmanlık duyulmalı, tevbe ve istiğfar edilmelidir.

Ancak her iki görüşteki âlimler şu hususta ittifak etmişlerdir: 'Namaz kılmamak, Allah Teala’ya şirk koşmaktan sonra gelen en büyük günahtır. Hiçbir Müslüman, Müslümanlığının âlimler arasında ihtilaf mevzuu olmasına razı olabilir mi?!

İnsanlar, bilhassa günümüz Müslümanları, namazın dinin direği olduğunu ve ahirette kurtuluşun namazsız olamayacağını bildikleri halde, namaz hakkında nasıl tembellik ediyor, hatta tamamen ihmâl edebiliyorlar? Bu hazin durumu anlamak, gerçekten zor!

Oysa bir mü’mine, beş vakit namaza şevkle devam edebilmesi için, şu hususların şuurunda olması yeterlidir:

- Dünyanın gelip geçici olduğu, ebedî kalınmayacağı,

- Namazın, imanın-rûhun gıdası olduğu,

- Rıza-yi ilahi gibi çoook büyük ve bâkî bir mükafatının bulunduğu,

- İnsanın dünyada en mühim vazifesinin ibâdet yani Allah’a kulluk, bunun en önemli şartının da namazı eda olduğunun şuur ve idrâkinde olmak, Müslümanın namaza devamı için kâfidir.

Nitekim Ceddimiz İbrahim aleyhisselâm Cenab-ı Hakk’a şöyle yavarıyordu:

“Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılanlardan eyle. Ey Rabbimiz! Duamı kabul et!" [İbrahim suresi, 40]

Öyleyse geleniz, biz de aynen niyaz edelim; Rabbimiz (c.c.) bizi ve gelecek nesillerimizi, namazı dosdoğru kılanlardan eylesin. Amin…

Nazar, üzülüyorum, Namazda tembellik, namazlarım hep geciyor, unutuyorum, miskinlik, ihmâl, aldırış etmeme, önemsememe, düzelmiyorum, düşünüyorum,

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son bakılanlar

İftar Vakitleri: İstanbul | Ankara | İzmir | Bursa | Konya | Köln | Londra

JOHOR KEDAH KELANTAN KUALA LUMPUR LABUAN MELAKA NEGERI SEMBILAN PAHANG PERAK PERLIS PULAU PINANG PUTRAJAYA SABAH SARAWAK SELANGOR TERENGGANU