Ahir zaman fitnesi ve korunma çareleri

Selamün aleyküm muhterem hocam. Ben şu içerisinde yaşadığımız ahir zamanın fitnesinden nasıl korunabileceğimizi sormak istiyorum. Zira malumunuz bu fitne her yeri ve herkesi kaplıyor. Bu fitnenin zararlarından ne yaparak kurtulabiliriz? Evlatlarımızı, çevremizdeki dostlarımızı nasıl koruyabiliriz? Şimdiden teşekkür ederim, Allah (c.c.) sizden razi olsun. Hizmetlerinizde muvaffakiyet versin.

Ve aleykum selâm...

Değerli kardeşim;

Ahir zaman fitneleri, korunma çareleri ve bu mevzuda gelen bazı hadis-i şerifler şöyledir:

Ebu Hureyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) ümmetin sefih gençlerine dikkat çekerek, “Ümmetimin helâki sefih gençler eliyle olacaktır” [1] buyurmuştu. “İçimizde salihler (dindarlar) olduğu halde helak olur muyuz?” sorusuna, “kötülükler çok olunca” diye cevap vermişti[2]. Yine Medine’de sahabelerine, “Ben şüphesiz evlerinizin içine yağmur gibi girecek fitneler görüyorum” [3] buyurmuştu. Bir hadis-i şeriflerinde de, “Zaman yavaş-yavaş yaklaşıyor. Amel azalacak, (kalplere) cimrilik atılacak, fitne hâkim olacak. Ölümler artacak” buyurarak, gittikçe ümmette bozulmaların olacağını haber vermişti. [4]

Bir başka Hadis-i şerifte de, “Şu önümüzdeki günlerde cehalet iner, o zaman din ilmi kaldırılır. Hem o zaman ölümler de çoğalır” haberi verilmişti. [5]

Ashabtan Enes b. Malik’e (r.anhum) gelip, Emevî valisi Haccac’dan şikayet edenlere o; “Sabrediniz! Üzerinize gelen zaman ancak kendisinden daha kötü (olarak) gelecek, Rabbinize kavuşuncaya kadar... Ben bunu Nebiniz’den (s.a.v.) duydum” buyurmuştu[6]. Rasûlullah’ın (s.a.v.)sırdaşı olan Huzeyfe b. el-Yemân (r.a.) bir gün, kendisine ulaşmasından korktuğu şer/kötülük hususunda Rasûlullah’a (s.a.v.) şöyle demişti:

- “Ey Allah’ın Rasûlü, mutlaka bizler (İslâm’dan önce, devr-i) cahiliyyede şerler içinde idik. Derken Allah bize hayrı getirdi. Acaba bu hayırdan (güzellikten) sonra kötülükler var mı? Bunun üzerine Allah Rasûlü (s.a.v.),

- “Evet” buyurdu. O;

- “Peki bu şerden sonra hayırdan bir şey var mı? “Rasûlullah (yine);

- “Evet” buyurdu...

Hadis-i şerifte anlatıldığına göre, Rasûlullah (s.a.v.) yine şerlerden söz etti. Sonunda Huzeyfe (r.a.) tekrar sordu:

- “Bu şerlerden sonra da hayır var mı?” Rasûlullah (s.a.v.),

- “Evet” buyurdu. “(Bir kısım) çağırıcılar Cehennem kapılarına çağıracaklar, kendilerine icabet eden, oraya yönelecektir. Onu oraya atacaklar.” [7]

Bunun üzerine ben:

- “Onları bize tarif eder misin?” dedim. Rasûlullah (s.a.v.),

- “Onlar sizin aşiretinizden, içinizdendir. Sizin dilinizle konuşurlar” dedi. (Yine) ben:

- “Bu zamana ulaşırsam bana ne yapmamı emredersin?” dedim. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

- “Müslümanların cemaatine ve onların imamına (önderine) uy ve bunlardan ayrılma” Bunun üzerine:

- “Onların cemaati ve önderi yoksa?” dedim.

- “O zaman cemaati ve imamı olmayan fırkaların hepsinden ayrıl, şayet bir ağacın köküne (kovuğuna) sığınabilirsen, ölüm sana yetişinceye kadar bu hâl üzere ol.” [8]

Burada Rasûlullah Efendimiz yine ümmetinin gittikçe bozulacağını, fakat Cahiliyye devrinden sonra İslâm’ın geldiği gibi, her şerrin arkasından hayrın geleceğini belirtmiş; bozulmanın, çürümenin içten olacağını da haber vermiştir. Bozulanlar Müslümanlar içinden, onların kavim, kabile ve toplumundan olacaktır. O zamanlar Müslümanların da cemaatleri ve bunların önderleri olacak, bunlar bozulmaya, fesada karşı mücadele edeceklerdir. Durum daha kötüye gider de Müslüman kendisine yol gösterici bir imam (emîr-önder-lider) bulamaz, cemaat ve imam olmazsa, Rasûlullah (s.a.v.) böyle bir zamanda toplum içinde olmamayı, bozulan topluma karışmamayı tavsiye etmektedir.

Bir başka hadis-i şerifte de: (Ebu Hureyre’den (r.a.) nakledildiğine göre) Rasûlullah (s.a.v.), “Yakında büyük fitneler olacak o fitneler esnasında (yerinde) oturanlar ayaktakilerden, ayaktakiler yürüyenlerden, yürüyenler koşanlardan, daha hayırlı/daha iyi durumda olacaklar. Kim o fitne zamanında bulunmuş olursa, ondan uzak dursun. O zaman bir iltica yeri, sığınacak mekân bulursa ona sığınsın” buyurarak[9] aynı mevzuya dikkat çekmiştir.

Cahiliye dönemindeki açık saçıklığın, ümmetin sonunda da olacağını belirten Rasûlullah Efendimiz, bir gün Medine’de sabah namazı vaktinde endişeyle-heyecanla uyanmış: “Dünyada nice giyinmiş kadınlar vardır. Ahirette çıplaktırlar” [10] buyurmuştur. Böylece Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)dünyanın sonunda ve ümmetin sonlarında, İslâm kadınlarının dünyada giyinik oldukları halde, İslâmî tarzda giyinmedikleri, bazı yerlerini açtıkları, şeffaf ve dar giyindikleri için ahiret nokta-i nazarından açık olduklarını ve açıklıklarının cezasını göreceklerini belirtmiştir.

Yine, “Benden sonra kimisi kimisinin boynunu vuran kafirler olarak dinden dönmeyin” [11] buyurup, kendinden sonra cahiliye devri örf ve âdetlerine/gelenek ve göreneklerine, içki, kumar, faiz, puta tapma, fısk ve büyük günahlara dönmemeyi emrettiği gibi, dinden geri dönme hususunda da ümmeti uyarmış, İslâm cemiyetlerinde irtidadların (dinden dönmelerin) olacağına da işaret etmiştir.

Keza, fitnelerin Hz. Ömer (r.a.) zamanından sonra başlayacağını da Hz. Huzayfe’ye (r.a.) bildirmiş, Hz. Ömer’in (r.a.) fitnenin ortaya çıkmasını engelleyen/önleyen bir kapı olduğunu ifade etmiştir. [12]

Fahr-i Kâinat (s.a.v.) ayrıca fitnenin doğudan çıkacağını, deniz dalgaları gibi dalgalanıp ortalığa hakim olacağını da belirtmiştir[13]. Hatta zamanın değişmesi ile insan şekilli putlara tapılacağını da haber vermiştir.[14] Ümmet içinde Ye’cüc-Me’cûc ve Deccâl’in çıkacağındanda bahseden Rasûlullah (s.a.v.) [15] zaman geçtikten sonra, itimadın/güvenilirliğin insanlardan alınacağını, insanların gittikçe kötüleşeceğini, geriye 'husale-i nâs’ın yani kötü halli insanların kalacağını belirtmiştir. 'Husale', her şeyin kötüsü hakkında kullanılır. Meselâ buğdayın, hurmanın kötüsüne ‘husale” denildiği gibi, insanların şerlilerine, alçaklarına da böyle denir. Nitekim Buhari’de nakledilen bir hadis-i şerifte, Mirdas b. Eslemi (r.a.) şöyle rivayet eder:

“İyiler birer-birer önceden gider. Geride arpa veya hurmanın husalesi (döküntüsü, kötüsü) kaldığı gibi husaleler kalır da, Allah onlara hiç kıymet vermez.” [16]

Bir hadis-i şerifte ise, ahir zamanda, kişiyi kardeşinden ve babasından ayıracak fitneler çıkacağı şöyle haber verilmektedir:

“İlerde büyük fitneler olacak, kişi o fitnelerde kardeşinden ve babasından ayrılacak. (O zaman) fitneler erkeklerin kalplerinde kıyamete kadar yayılacak. Hatta O fitne zamanında bir kimse, zinakâr kadının zinasıyla ayıplandığı gibi, Allah’ın emirlerine uymasından dolayı[17] ayıplanacak.” [18]

Rasulullah’ın [s.a.v.] bu haberine göre, kıyamete kadar devam edecek şiddetli fitnelerde, bâhusus ahir zamanda gelecek fitnede, kişi düşünce/fikriyat, hayatı anlama ve yorumlama, hatta din edinme hususunda kardeşinden ve babasından farklı olacak. İki kardeş, baba ile oğul bu hususta aynı değerleri paylaşmayacak... Çünkü O zaman fitne çok yaygın hale gelecek, kişiler ailelerinden, ana-babalarından kopup, başka kaynaklardan etkilenecekler. Çok uzaklarda ortaya çıkan yanlış bir fikir, gönülden gönüle, zihinden zihine, dilden dile yazı ile veya başka yollarla hemen yayılacak... Fitne, kuş gibi kalpten kalbe uçacak; zihinlerde yuvalanacak. Elbette böyle kritik ve tehlikeli zamanlarda İslâm’ı yaşamak, benimsemek, onu dosdoğru şekilde hayatı boyunca devam ettirmek, güç olduğu kadar da sevabı-mükâfatı büyük olacaktır.

***

Fitnelerden korunmak için, her namazda teşehhüdden sonra yani selâmdan önce okunacak duâ

İbn Abbâs (r.anhümâ) anlatıyor: "Rasûlullah (s.a.v.) teşehhüdden sonra şunu okurdu: "Allahümme innî eûzu bike min azâbi Cehennem ve eûzu bike min azâbi'l-kabri ve eûzu bike min fitneti'l-mesîhı’-d-Deccâl ve eûzu bike min fitneti'l-mahyâ ve'l-memât.” [Ebû Dâvud, Salât 184, Hadis no: 984]

Manası: Allah’ım, ben Cehennem azabından sana sığınırım. Kabir azabından da sana sığınırım. Mesîh-Deccal fitnesinden sana sığınırım, hayat ve ölüm fitnesinden de sana sığınırım".

Bâzı rivâyetlerde, "Biriniz son teşehhüdden çıkınca şu dört şeyden istiâze etsin..." tarzındaki emre dayanarak, Zahirî mezhebi mensupları –ki günümüzde müntesipleri kalmamakla birlikte Ehl-i Sünnet’tirler- bu duanın okunmasını "vacib" eddetmişlerdir. Zahirî olmayanlardan da böyle hükmedenler olmuştur. Nitekim Tâvus İbn Keysân, bu duayı okumadan selâm veren oğluna namazı iâde ettirir. Cumhur âlimlerimiz ise, mendup olduğuna hükmetmişler ve "Dileyen okur" demişlerdir.

***

Mazanna-i ricâlden dinlediğimize göre, son devir dersiâmlarından Tarikat-ı Aliyye-i Nakşibendiyye-i Müceddidin silsilesinin 33. ve son halkasını teşkil edip bu zinciri ikmâl ve itmâm eden Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) hazretleri de bir vaazlarında cemaate, bunu okumalarını tavsiye buyurmuşlardır.

***

Hadis, kabir azabından istiâzeye yer vermekle ayrıca kabir azabının varlığını haber vermekte ve dolayısıyla bunu inkâr eden Mûtezile’yi tekzib etmiş olmaktadır. Aslında kabir azabı sadece bu hadisle sübut bulmaz, mânevî tevâtür derecesini bulan çok sayıda rivâyet mevcuttur.

Mahyâ (hayat) fitnesinden maksad; İbn Dakîku'l-Îd'e göre, kişiye hayatı boyu ârız olan dünyevî fitneler, imtihanlardır. Madde, şehvet, cehalet gibi sebeplere dayanan imtihanlar… Bunların en ciddi olanı ölüm anındaki imtihandır, zira insanın hayatını, iman veya küfür üzerine mühürleyecektir.

Memât (ölüm) fitnesinden muradın, ölüm anındaki fitne olabileceği belirtilmiştir. Her ne kadar bu, hayat içerisinde cereyan ediyor ise de, ölüme yakınlığı sebebiyle buna nisbeti uygun görülmüştür. Üstelik ehemmiyetli bir fitne olması haysiyetiyle ayrıca dikkat çekilmesi normal olmaktadır. Keza bununla kabir fitnesinin murad edilmiş olabileceği de âlimlerce belirtilmiştir. Şurası muhakkak ki, ölenlerin kabirlerinde fitneye uğrayacakları kesindir, pek çok hadis bunu haber vermiştir. Hemen ifade edelim; ölüm fitnesi ile kabirdeki fitnenin kastedildiğini söyleyince fitne kelimesini "azab" mânasında anlamamız gerekir. Fitne âyet ve hadislerde; azab, imtihan, yakmak, saptırmak, kötülük yapmak, belaya uğratmak, delilik, şirk, tefrika, kargaşa, iman zayıflığı, küfür, isyan, muhalefet gibi değişik mânalarda kullanılmıştır.

"Mahyâ fitnesi"nden murad sabırsızlığa mübtela olmaktır… “Memât fitnesi”nden murad da, kabirde Münker-Nekir'in soruları karşısında şaşırmak, cevap verememektir" diyenler de olmuştur.

Deccâl, bilindiği üzere ahirzamanda çıkıp, ümmet içerisinde maddî ve bilhassa mânevî pek büyük tahribatlar yapacak bir şahıstır... Şu kadarını belirtelim ki, Deccal fitnesinin Rasûlullah Efendimiz tarafından günde beş vakit istiaze edilecek şekilde namaza dâhil edilmesi, bu meselenin ehemmiyetini ifade eder. Nitekim, rivâyetler gerek Ashab devrinde gerekse sonraki dönemlerde, Deccâl bilgisinin temel eğitim müfredatına dâhil edilerek küçük yaştaki çocuklara camilerde, mahalle mekteplerinde öğretildiğini göstermektedir. [19]

Tabii ki fitneden-fesattan, kargaşa ve kaostan korunmanın başka yolları/başka çareleri de vardır. Dileyen, bu mevzudaki eserlere müracaat edebilir.


KAYNAKLAR
[1] Buhari, Sahih, VIII, 88; İbn Mâce, Sünen, II, 1331, no: 4015
[2] Buhari, Sahih,VIII, 88; İbn Mâce, Sünen, II, 1305, no: 3954
[3] Buhari, Sahih,VIII, 89.
[4] Buhari, Sahih,VIII, 89.
[5] Buhari, Sahih,VIII, 89.
[6] Buhari, Sahih,VIII, 90.
[7] Burada alma manasına kazf kelimesi kullanılmıştır.
[8] Buhari, Sahih, VIII, 93; İbn Mâce, Sünen,II, 1317, no: 3979
[9] Buhari, Sahih, VIII, 92; Tefriru’l-Kurani’l-Azim II, 43; İbn Mace, Sünen, II, 3961.
[10] Buhari, Sahih, VIII, 90; İbn Mâce, Sünen,II, 1326 (Tabahtur ve kadınların süslenmesi).
[11] Buhari, Sahih, VIII, 91.
[12] Buhari, Sahih,VIII, 93; İbn Mâce, Sünen,II, 1306 [no: 3956]
[13] Buhari, Sahih,VIII, 95.
[14] Buhari, Sahih,VIII, 100.
[15] Buhari, Sahih,VIII, 101-104.
[16] Riyazu’s-Salihin s. 171 (370. bab. 1825. hadis. Buhari’den); İbn Mâce, Sünen,II, 1307, no: 3957, 1340, no: 4038 (Hurmanın kapcığından ayıklandığı gibi iyiler gittiği zaman) ayrıca bkz. II, 1342 [no: 4043].
[17] el-Müfredat s. 61. Bela, imtihan, sıkıntı, mihnet, meşakkat manalarına gelmektedir.
[18] Gümüşhanevî, Ahmed Ziyaüddin, Ramûzu'l-Ehadîs, Terc. Naim Erdoğan, İstanbul yyy. s. 298-3715 nolu hadis (Nuaym, Fiten, Tabaranî Evsat’tan); Ayrıca bkz. İbn Mâce, Sünen, I-II, İstanbul yyy. II, s. 1306, 1317, 1333. İlerde Gelecek Fitnelerle İlgili Hadis Kitapları’nın özellikle “Kitabu’l-Fiten” bölümlerinde birçok hadis-i şerife rastlamak mümkündür.
[19] Daha geniş bilgi için bkz. Kütüb-i Sitte Muhtasarı, c. 7, Teşehhütten Sonra Okunacak Duâ bahsi.

Ahir zaman, cehalet, fitne, kötü, evlatlarımız, dostlarımız, din ilmi, ölümler, korunma, çare,

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son bakılanlar

İftar Vakitleri: İstanbul | Ankara | İzmir | Bursa | Konya | Köln | Londra

JOHOR KEDAH KELANTAN KUALA LUMPUR LABUAN MELAKA NEGERI SEMBILAN PAHANG PERAK PERLIS PULAU PINANG PUTRAJAYA SABAH SARAWAK SELANGOR TERENGGANU