Aşk ve muhabbet

Selamun aleyküm. Hocam tasavvufta aşk ve muhabbet nedir ne değildir analatabilirseniz bizi memnun etmiş olursunuz, Allah razi olsun.

Ve aleyküm selam kıymetli kardeşim;

Müsaadenizle sorunuzun cevabını, bu sahada en salahiyetli dile-kaleme bırakmak istiyorum. Ben sadece bizim için anlaşılması güç kavramlara açıklık getirmeye çalışacağım. Asıl metni ise aynen korumaya gayret göstereceğim. Buyrun birlikte okuyalım, aşk ve muhabbetin ne olduğunu...

“Bazı kimseler AŞK’ı, Heyemânı muhabbet (şiddetli ve aşırı derecedeki sevgi) üzerine takdim veya tercih eylerler. Halbuki AŞK ve HEYEMÂN, asl-ı muhabbetten neş’et edici bir tezahürdür, bir sıfattır. MUHABBETin bir cihetten gösterdiği müfrit zuhura (ileri derecede ortaya çıkmasına) AŞK denir. Daha şiddetli ve müfrit zuhur [ise], HEYEMÂN nâmını (adını) alır. Bunlarda sea-i temyîz (dikkatlice inceleme, ayırt etme gücü-kudreti) yoktur. Belki mefkuddur (bu güç onlarda kayıptır).

"Fakat MUHABBET öyle değildir. Bu müfrit tezahürler (itidâlin ötesinde/normalin üzerinde/ileri derecede ortaya çıkan belirtiler) nihayet bulduktan, i’tidâle rücu ettikten (normal bir hâl aldıktan) sonra bâki olan mahz-ı temyîz ve idrâk ve şuuru hâiz (tam bir seçme, hâlis bir ayırt etme, anlama, tanıma ve kavrama gücüne sahip) bulunan muhabbettir.

İşte muhabbetin bu cinsine nail olmak müşkildir (kavuşmak, sahip olmak güç, zor ve çetindir). Bu muhabbet enbiyâ-yi mürselînin, ülû’l-azm olan peygamberlerin nasibidir. Vereseleri (zâhirî-bâtıni/maddî-manevî mirasçıları olan evliyaullah/Allah dostları) da, alâ tefâvüti’d-derecât bu saadetten nasîbedar olurlar (derecelerinin farklılığına göre değişik mertebelerde kısmetleri/nasipleri vardır).

Onun için Kitap ve Sünnet’te AŞK kelimesi vârid ve nâzil olmadı (gelmedi-inmedi). Belki (bilakis) MUHABBET kelimesi istimâl buyuruldu (kullanıldı).

Mevlâ-yi Müteâl, insanları muztarip ve bî-karar eden (ıztırablı-kederli-me’yus ve kararsız kılan), iradelerini ellerinden alan, hudûd-i edeb ve hürmeti tecavüz ettirecek nâz’a (edeb ve saygı-hürmet sınırlarını aşacak naz-cilve-eda), azamet ve kibriyânın zuhur ve tecellisi (büyüklük ve ululuğun ortaya çıkması, görülmesi) karşısında vâle ve hayrân eyleyerek (ağlatıp hayran kılarak) ümitsizliğe düşüren AŞK ve HEYEMÂN’ın değil, enbiyâ-yi mürselîne hâs olan hakiki muhabbetin kemâline mazhar buyursun… Amin. [Süleyman Hilmi Silistrevî k.s., Mektuplar ve Mesâl-i Mühimme, s. 42-43)

mazhar, Aşk ve muhabbet, Heyemânî muhabbet, cihet, müfrit, sea-i temyîz, mefkud, hâlis, kemâl,

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son bakılanlar

İftar Vakitleri: İstanbul | Ankara | İzmir | Bursa | Konya | Köln | Londra

JOHOR KEDAH KELANTAN KUALA LUMPUR LABUAN MELAKA NEGERI SEMBILAN PAHANG PERAK PERLIS PULAU PINANG PUTRAJAYA SABAH SARAWAK SELANGOR TERENGGANU