Niyet nedir, namazlara niyet dille mi kalple mi olmalıdır

Niyet nedir, nasıl olmalı? Sadece kalple mi, yoksa hem kalp hem dille mi yapılmalı? Büyük İslâm ilmihali'nde "kalb ile niyet etmekle beraber kişinin, 'şu vaktin farzını veya sünnetini kılmaya niyet ettim' demesi, daha iyidir. Bu şekilde, niyet edilmesi, muhtar (beğenilip seçlimiş) olan görüşe göre müstahaptır." deniliyor. Ayrıca "Dille niyet etmek bid'at"tir diyenler de var. Bu çetrefil meseleye açıklık getirebilir misiniz?

Niyet; azmetmek, kastetmek, kesin irade ve istektir. Keza kalbin bir şeyi bilmesi; kalbin bir şeye karar verip, o işin niçin yapıldığını bilmesi anlamında bir fıkıh tabiridir. Cem'îsi/çoğulu "niyyât" gelir.

İslâm'da, yapılan amellerin hükmü/değeri niyete göre belirlendiği için, niyetin önemli bir yeri büyüktür. Kuran-ı Kerim'de, dua ederken Cenab-ı Hakk'ın rızasını dileyen yoksulların bu özelliği şöyle övülür:

"Sabah-akşam Rabbine, sırf O'nun rızasını dileyerek dua edenleri huzurundan kovma. Sen kâfirlere, kâfirler de sana hesap verecek değildir. Yoksulları kovarsan, zâlimlerden olursun." [el-En'âm, 7/52]

Kureyş'in ileri gelenleri, Hz. Peygamber'den yoksulları yanından uzaklaştırması şartıyla görüşebileceklerini bildirmişlerdi. Hz. Peygamber de sadece onlar gelmek istediklerinde bunu kabul edebileceğini bildirince bu ayet inmiş, yoksullar saf niyet ve ihlâsları sebebiyle Allah Teala'nın yardımına mazhar olmuşlardır.

Hz. Ömer (r.a)'den rivayet edilen bir hadiste de şöyle buyurulur: "Ameller ancak niyetlere göredir. Herkes için yalnızca niyet ettiği şey vardır. Kimin hicreti Allah ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de dünya veya bir kadınla evlenmek için ise, onun hicreti de, hicret ettiği şeyedir." [Buhârî, Bed'ü'l-Vahy, 1, İman, 41, Nikâh, 5, Talâk,11, Menâkıbul-Ensar, 45, Itk, 6, Eymân, 23; Müslim, İmâre, 155; Ebû Dâvud, 11, Tirmizî, Fazâilül-Cihâd, 16]

İmam Şâfiî ve diğer bazı âlimler (rahımehumullah), bu hadisin İslâm'ın üçte birini teşkil ettiğini, yine İmam Şâfiî'nin; fıkhın yetmiş mevzuunun bu hadis-i şerifle bağlantılı bulunduğunu söylediği nakledilir. [Sahih-i Müslim Terceme ve Şerhi, A. Davudoğlu, İstanbul 1972, IX, 118]

Ebu Dâvud (rh.) şöyle demiştir: "Rasûlullah'tan (s.a.v.) beşyüz bin hadis yazdım. Bunlardan hükümler mevzuunda dörtbin sekizyüz hadis seçtim. Zühd ve takvâya dair hadislere gelince; onları kitabıma almadım. Bir kimseye bunlardan dini için aşağıdaki dört tanesi yeter:

1) Ameller niyetlere göredir.

2) Helâl ve haram açıklanmıştır.

3) Kişinin kendini ilgilendirmeyen şeyleri bırakması müslümanlığının güzelliğindendir.

4) Sizden biriniz, kendisi için sevip arzu ettiği şeyi mümin kardeşi için de istemedikçe gerçek mümin olamaz hadisleridir." [Davudoğlu, Ahmed, Sahih-i Müslim ve Şerhi, IX, 118, 119]

Bazan niyet amelin de önüne geçer. Çeşitli sebeplerle işlenemeyen amel, niyet sebebiyle sanki işlenmiş gibi ecir kazandırır mü'mine...

***

Namazlara niyet

Aslında niyet kalb ile yapılır. O bakımdan çok dikkat edilmesi gerekir. Dil ile söylendiği halde kalben niyet edilmezse namaza niyet edilmiş olmaz.

Büyük İslâm İlmihali'nden naklettiğiniz ifadelerin bulunduğu maddenin baş kısmı şöyledir: "Niyet kalbe aittir. Bununla beraber kalb ile niyet yapıldıktan sonra dil ile de söylenmesi daha iyidir. Bir insan başlayacağı bir namaza, kalb ile niyet edip de dili ile bir şey söylemese, o namazı caiz olur." [S. 118, m. 61]

Ancak Hicrî II. bin yılın müceddidi Nakşî yolu silsilesinin 23. halkası İmâm-ı Rabbânî (k.s.) hazretleri buyururlar ki;

"...Bazı âlimler, namaza niyet ederken kalpten niyet etmekle beraber dil ile de söylemeyi güzel görmüş/tercih etmiştir. Halbuki ne Nebîden/Peygamber'den (s.a.v.), ne Onun ashâb-ı kiramından (r.anhüm), ne de Tâbiîn-i izâmdan (rahımehumullah) niyeti dil ile söylemek sabit olmamış; (böyle bir şey görülmemiştir). Buna delâlet eden ne sahih ne de zayıf bir rivayet vardır. Aksine onlar, kıyâmın akabinde iftitah tekbirini alırlardı...

"O halde niyeti dil ile söylemek bid'attir!..

"Bunun bid'at-i hasene/güzel bid'at olduğunu söylediler...

"Bu fakîr (İmam-ı Rabbani hazretleri kendisini kastediyor) der ki; bu bid'at(in), sünnet (olduğu görüşü) bir yana, farzı ortadan kaldırmaktadır. Çünkü insanların çoğu bu durumda niyet ederken, yalnızca dil ile söylemekle yetinip, niyeti kalpte hazır tutmamakta... Ve bu durumda kalpteki gaflete aldırmamaktadır...

"İşte bu vaziyette namazın farzlarından olan kalp ile niyet tamamen terk edilmiş olmakta... Ve namazın fasit olmasına / bozulmasına gitmektedir..." [el-Mektubât, 1, 186]

Netice: Niyetin yeri kalptir, namazlarda niyet de kalben yapılması gerekir. Bid'atlerden kaçınmak adına ihtiyatlı / dikkatli davranıp, namazlara niyeti sadece kalple yapmak, kalbin işi olan bu şarta, dili karıştırmamak lâzımdır. Bu hususta en doğru yol budur.

***

Farz namazlarda, vacip olan bayram ve vitir namazlarında niyeti belirtmek gerekir. Meselâ; "Bugünkü sabah namazına veya cuma namazına veya vitir namazına veya bayram namazına" diye niyet edilir. [Bilmen, Ö.N., B. İslâm İlm. s. 118, m. 60] Terâvih namazı için de, "terâvih namazına veya vaktin sünnetine" diye niyet etmelidir; ihtiyatlı olan budur. [Bilmen, Ö.N., a.g.e., s.119, m. 63]

Namazlara niyet, dille niye, bid'at, ihtiyat, kalben niyet,

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son bakılanlar

İftar Vakitleri: İstanbul | Ankara | İzmir | Bursa | Konya | Köln | Londra

JOHOR KEDAH KELANTAN KUALA LUMPUR LABUAN MELAKA NEGERI SEMBILAN PAHANG PERAK PERLIS PULAU PINANG PUTRAJAYA SABAH SARAWAK SELANGOR TERENGGANU