Dilencilere yardımcı olmak...

S. Aleyküm hocam; yolda karşılaştığımız, Allah rızası için 1 TL. 5 TL.vs... Yardımcı olmamızı isteyen dilencilere yardım etmek veya sattkları mendil çorap vs... Bu tür şeylerden satın almak dinen caiz midir? Bu konuda bilgi edinmek istyorum... Slm ve dua ile...

Allah rızası için verilen yardımlar mükâfatsız kalmaz. Karşıdakinin müstahak olup olmaması bu hükmü değiştirmez. Ama mümkün mertebe gerçek muhtaç olanları araştırıp ona göre yardımda bulunmak gerekir.

Dilenciliğin altında hangi sebep yatarsa yatsın, hepimizin tartışmasız kabul edeceği acı bir gerçek vardır: Bu hastalık toplumun kapanmaz, şifa bulmaz bir yarasıdır.

Görüldüğü kadarıyla, dilenen kişiler;

- Ya ihtiyar, kötürüm, sakat ve hasta gibi bedenî özürlerinden dolayı iş bulamayan, çalışma imkânından mahrum kimseler…

- Veya özürlü olduğu halde aza kanaat etmeyip kolayından bol paraya göz dikenler…

- Yahut bedenen ve ruhen sağlam olup bu yolu bir kazanç ve meslek hâline getirenlerdir.

Toplum hayatında köklü ve esaslı inkılâplar yapan Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimizin dilencilik illetine nasıl çareler getirdiğini… İhtiyacı olmadığı halde dilenenlerin mes’uliyetini… Hangi hallerde dilenmenin caiz olabildiğini şu canlı hadise ibretli bir şekilde gözlerimizin önüne sermektedir:

Enes bin Mâlik (r.a.) anlatıyor: Bir gün Rasûlullah'ın (s.a.v.) huzuruna Ensar'dan birisi gelerek birşey istedi. Rasûlullah (s.a.v.) ona sordu:

- “Evinde bir şey var mıdır?”

- “Evet yâ Rasûlallah, bir çulumuz var. Bir kısmını altımıza seriyoruz, bir kısmıyla da örtünüyoruz. Bir su kabımız var, onunla da su içiyoruz.”

- “Öyleyse hemen kalk, çul ve su kabını her ikisini de al, bana getir.”

O kişi gitti, her ikisini de getirdi.

Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) çulla su kabını eline aldı, hazır olanlara/orada bulunanlara göstererek,

- “Şu iki eşyayı satın alacak kimse var mı?” diye sordu. Cemaattan bir zat,

- “Ben her ikisine de bir dirhem veririm” dedi. Rasûlullah Efendimizi iki-üç defa,

- “Bir dirhemden fazla veren yok mu?” diye tekrarladı. Daha sonra başka birisi,

- “Ben iki dirheme alırım” dedi. Rasûlullah çulu ve su kabını o zata sattı. İki dirhemi aldı, eşya sahibine verdi ve şöyle buyurdu:

- “Bu paranın bir dirhemi ile yiyecek al, âilene bırak; bir dirhemine de bir balta al, bana getir.”

O adam gitti, bir balta aldı, geldi. Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) baltaya kendi eliyle bir sap taktı. Sonra da o adama vererek,

- “Al bunu, git odun kes, topla, sat. Seni on beş gün görmeyeceğim” buyurdu.

O adam gitti, odun kesti, topladı, sattı. Rasûlullahın (s.a.v.) huzuruna geldiğinde on beş dirhem kazanmıştı. Bir kısmına giyecek, bir kısmına da yiyecek almıştı. Fahr-i Kâinat Efendimiz bunun üzerine şöyle buyurdu:

- “Dilencilik, kıyamet gününde, yüzünde siyah bir nokta olarak gelmektense, şu hâlin ondan daha hayırlıdır.

“Dilenmek ancak şu üç kişiye caizdir:

1) Toprağa yapıştıran fakirliğe uğrayana (yani son derece fakir düşene),

2) Altından kalkamayacak derecede borç altına girene,

3) Ara bulmak için kan parası yüklenen kimseye.”

Başka bir rivâyette ise dördüncü bir şart getirilir: “Çok acı veren müzmin bir hastalığa kapılan kimse ihtiyacı kadar isteyebilir.” [Ebû Dâvud, Sünen, Zekât, 26]

Hadis-i şeriften açıkça anlaşılan odur ki, çalışamayacak kadar mağdur, sakat ve özürlü olan kişi, kendisine bakacak bir kimse yoksa, devlet de yardım etmiyorsa, ancak zarurî ihtiyacını telâfi edebilecek kadar başkalarından isteyebilir, dilenebilir. Borçluluk hali de buna eklenmektedir.

Bu zarurî hâlin dışında, dilenciliği sırf bir geçim vasıtası haline getirenler büyük bir mes’uliyet altına girmektedir. Bu çeşit kimselere Peygamber Efendimizin (s.a.v.) ikazı şöyledir:

“Kim malını artırmak için insanlardan dilenirse, kıyamet günü dilenmesinin bir işareti olarak yüzünde tırnak izi, yara ve bere olacak; (dilenip topladıkları) Cehennem’den alıp yiyeceği kızgın bir taş olacaktır. Dileyen bu işaretlerini ve yiyeceğini azaltsın veya çoğaltsın.” [Nesâî, Sünen, Zekat, 83; Ebû Dâvûd, Sünen, Zekat: 9; Ayrıca bkz. Müslim, Sahih, Zekât, 35]

Bu hadis-i şerif, ihtiyacı olmadığı halde dilenmeyi caiz görmeyip, bunun, Cehennem azabını netice verecek bir iş olduğunu ifadeyle haram addetmektedir.

İşte haram işleyenlerin sayısının artmaması için bu çeşit kimselerin türemesine meydan vermemek lâzımdır.

Duhâ sûresinde geçen, “Birşey isteyeni geri çevirip azarlama”[Ayet: 10] mealindeki âyet-i kerimeden esas murad, ilmî bir mesele soranı, birşey öğrenmek isteyeni geri çevirmemektir. Yoksa her isteyeni boş çevirmemek şeklinde anlaşılmamalıdır.[es-Sâvî ale'l-Celâleyn, 4, 330] Çünkü bu takdirde dilenciliğe yol açılmış olur.


özürlü, hasta, Dilencilere yardımcı olmak, ihtiyar, kötürüm, sakat, bir çulumuz var, su kabı, ihtiyacı olmadığı halde dilenmeyi caiz görmeyip Cehennem azabını netice verecek bir iş olduğunu,

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son bakılanlar

İftar Vakitleri: İstanbul | Ankara | İzmir | Bursa | Konya | Köln | Londra

JOHOR KEDAH KELANTAN KUALA LUMPUR LABUAN MELAKA NEGERI SEMBILAN PAHANG PERAK PERLIS PULAU PINANG PUTRAJAYA SABAH SARAWAK SELANGOR TERENGGANU