Ezan okunurken konuşmak?

Ezan okunurken konuşmak 30 yıllık ameli mahveder ya da 60 yıllık ameli mahveder gibi bir hadisi şerif var mı hocam? Kaynak verebilir misiniz? Ya da (beş yerde konuşanın ameli mahvolur. Bu beş yer; Kuranı Kerim okunurken, kabristanlıkta, sohbet esnasında, ezan okunurken, camide...) Bu hadis mi? Böyle bi şey var mı hocam?

Değerli kardeşim;

Kanaatimce hemen belirtmekte fayda var; bir defa ezan okunurken konuşmak haram değildir. Ezan okunurken konuşulduğunda 30 ya da 60 yıllık amelin mahvolacağına dair bir hadis de bilmiyorum. Araştırmalarımda da rastlamış değilim. Keza, beş yerde konuşmanın ameli mahvedeceğine dair bir rivayetle de karşılaşmadım.

Sözünü ettiğiniz hususlar, olsa olsa İslâm’ın âdâp kısmıyla ilgilidir. Kısa kısa da olsa üzerlerinde duralım.

***

Biliyorsunuz Kur’an okunurken susmak ve dinlemek gerekir… Farz-ı kifayedir. Yani bazı dinleyenler varsa bu yeterli olur, diğerlerinin üzerinden bu vazife düşer, farz yerine geterilmiş sayılır. Bununla beraber başka bir işle uğraşmakta olan kimselerin yanında Kur'ân âyetlerinin sesli olarak okunması uygun değildir. Bu durumda Kur'ân'ı dinlemeyenler değil, okuyanlar günah işlemiş olur. Mesela; eğer bir yerde fıkıh çalışan-yazan (ilimle meşgul olan) bir kimse olduğu halde, birisi orada Kur’an okur da o kimse de meşguliyetinden ötürü dinleyemezse, okuyan günahkâr olur. [el-Bahru’r-Râik, Şâmile, 3, 372]

Kur'ân-ı Kerîm'i okumak, nafile ibadetten; aşikâre okumak, gizli okumaktan; dinlemek de okumakdan daha faziletlidir. Yeter ki, amelde/okumada ve dinlemede riya/gösteriş olmasın.

Ayrıca çoğumuz duymuşuzdur; “Kur’an okumak sünnet, dinlemek farzdır” diye… “Kur’an okunduğu zaman onu dinlemek farzdır” derler. Çünkü Cenab-ı Hak, “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size rahmet olunsun.” [A’raf suresi 204] buyurmaktadır. Hanefi fakihleri, bu ayetin namazda kıratla ilgili olduğunu söylemişlerdir. Bu sebeple de namazda imam kıraat ederken, cemaatin, hiçbir şey okumaksızın dinlemesinin farz olduğu içtihadında bulunmuşlardır. Hanefilere göre bu ayet hükmünce, imam kıraat yaparken, cemaatin susup dinlemesi gerekmektedir. Şâfiiler dahil, Hanefîlerin dışında kalan mezheplerin hapsi, okunan Kur’an’ı dinlemenin sünnet olduğu görüşündedir. Onlara göre A’raf suresinin 204’üncü ayeti, namazın dışında kalan kıraat için değildir.

Velhasıl yukarıda da belirttiğimiz üzere, namaz dışındaki okumaları dinlemek Hanefîlere göre farz-ı kifâye, diğerlerine göre de sünnettir.

***

Kabristanda lüzumsuz ve mâlâyani konuşmak münasip olmaz… Orası tezekkür-tefekkür-taakkul yeridir; sükut bulunmakta ve ibret nazarıyla bakmakta yarar vardır.

***

Sohbet esnasında öyle, parazit yapmak da adaba aykırıdır; hoş karşılanmaz, konuşanı da dinleyeni de rahatsız eder.

***

Camide –hele de itikâfa niyet etmeden- yapılacak dünyevi konuşmalar, faydasız ve lüzumsuz lakırdılar elbette ki uygun düşmez, vebalden uzak değildir. Rasûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki, “Dünyada misâfir gibi olun. Câmileri ev edinin. Kalplerinizi inceliğe ve yumuşaklığa alıştırın. Çokça tefekkür edin ve ağlayın. Nefsin kötü arzûları sizi ayrılığa düşürmesin. İçinde oturmayacağınız binâlar yapıyorsunuz. Yiyemeyeceğiniz şeyler topluyorsunuz. Ulaşamayacağınız emeller besliyorsunuz.” [Süyûtî, Câmiü’s-Sağîr, 3, 3056] Bir başka hadislerinde de, “Câmide boş lâkırdı ile gülmek kabirde karanlığa sebeptir”[Süyûtî, a.g.e., 2, 2555] buyurmuşlardır.

***

Ezan okunurken konuşmaya gelince…

Bildiğiniz gibi ezanı dinlemek sünnettir. Günde beş defa minarelerimizden yükselen Ezan-ı Muhammedî İslâmın en mühim şeâirinden, yani işaret ve alâmetlerinden birisidir. Ezanın her tekrar edilişinde Tevhid ve risâlet ilân olunmakta, imandan sonra en mühim hakikat olan namaza dâvet edilmektedir. Bundan dolayı ezanı duyan mü’minin İlâhî dâvete icabet etmesi imanının bir icabıdır.

Ezana icabetin esas mânâsı, o vaktin namazını kılmaktır. Fakat, ezan okunduğu anda da müezzine icabet etmek sünnettir. Müezzine icabet etme hakkında rivayet edilen hadislerden hareket eden âlimler, ezan işitildiği zaman müezzine icabet etmenin, söylediklerini tekrar etmenin vacip olduğunu söylemişlerdir. Fakat, çoğunluğun kabul ettiği görüş, müezzinin okuduğu ezanın tekrar edilmesinin sünnet olduğudur. [Neseî, Sünen, Ezân, 33]

Mümkün mertebe ezan okunurken başka bir şeyle meşgul olmamalı… Bir an için konuşmaya, meşguliyetlere ara vermeli. Hürmet ve tâzimle, huşû içinde ezanı dinlemeye çalışmalı. Bedâyiu’s-Sanayi fî Tertîbi’ş-Şerâyi ve el-Fetâvâ’l-Hindiyye gibi temel kaynaklarında, “Ezan okunurken müezzinin söylediklerini tekrar etmekten başka bir şeyle meşgul olmak, konuşmak uygun olmaz” denmektedir. “Hattâ, (kendi başına) Kur’ân okurken bile olsa, durup ezanı dinlemek, icâbet etmek daha faziletli olur” kaydı yer almaktadır. [el-Kâsânî, Bedâyi, 1, 155]

Fakat, yetiştirilmesinde âciliyet olan bir işi bir an önce bitirmeye çalışmak gibi meşrû meşguliyetlerde bulunan bir kimsenin, ezan okunurken işine devam etmesi onu günaha sokmaz.

Gerek bir ihtiyaç için, gerekse abdeste hazırlık için ezan okunurken tuvalete girmek, tuvalette bulunmak bir mahzur teşkil etmez. Zâten insan tuvalette iken namazın farzlarından birisi olan necâsetten tahareti gerçekleştirmekte, temizlik yapmaktadır. Orada tabiî bir ihtiyaç telâfi edilmektedir. Hülâsa, ezan okunduğu esnâda, insan müsait olduğu ve imkân bulduğu zaman durur, ezanı dinler, icâbet eder.

Fıkıh kitaplanmıza baktığımızda "Ezana İcabet" hususunda söylenenler arasında şunlar vardır:

Ezana icabet aslında, ezanla çağrılan namaza gitmektir... Maamafih bizzat ezanın sözlerini dinleyip müezzinin söylediklerini söylemek de icabetin bir parçasıdır. Hatta bu yüzdendir ki, cünup olan kimse ezan okunurken onun sözlerini tekrarlar ama, hayızlı ve nifaslı kadın tekrarlamaz; çünkü onlar o hallerinde ezana asıl icabet sayılan namaza ehil değillerdir.

Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.), "Ezanı duyduğunuzda müezzinin dediği gibi deyin" buyurur. [Müslim, Sahihi, Salât, 7] Buna göre Hanefîler bunun, vacip olduğunu söylerler; çünkü emir "vücup" ifade eder. Malıki'lerden bazıları ve Zâhiriler’in mezhebi de budur. İmam Malik, İmam Şafiî, İmam Ahmed ve Hanefîlerden Tahavî'nin de içinde bulunduğu cumhura göre sözle icabet vacip değil, müstehaptır. [İbn Hacer, Fethu'1-Bârî, Ezan, 92-93; Aynî, IV, 280]

Kendi kendine Kur'an okuyan ve tesbih çeken kimse de bunları bırakıp ezana icabet etmelidir. Ama mescidde (cemaate) Kur'an okuyan, okumasına devam edebilir.

Dini bir mevzuda konuşan/vaaz eden kişi de konuşmasına devam edebilir.

Bu açıdan bakıldığında İslam'ın herhangi bir müessesesini ya da bir meselesini inceleyen seminerler, ya da paneller de böyle sayılabilir. Zaten ezan esnasında konuşmanın mekruh olmadığı da söylenmiştir. [Bkz. Bilmen, Büyük İslâm İlmihali, Ezan bahsi, md. 18)

Ama okunmakta olan ezana hiçbir türlü icabet etmemek, bir an için olsun durup ona iştirak etmemek mahzursuzdur denemez. Bunun için elbette ezanın, lahnsiz, tegannisiz, yani sünnet üzere okunan bir ezan olması gerekir. Böyle sünnet üzere olmayan ezanı dinlemek zorunlu değildir. [Allâme Seyyid Ahmed Tahtâvî, Hâşiyetü’t-Tahtâvî alâ Merâkı’l-Felâh, 162]

Ayrıca, hepsini dinlemesi gerekir diyenler varsa da, sadece ilk duyduğu ezanı ya da sadece kendi mescidinin ezanını dinlemesi yeterli olur. [el-Fetâvâ’l-Hindiyye. I, 57]

Ezan okunurken konuşmak, Kur’an okunurken susmak, Farz-ı kifayedir, “Kur’an okumak sünnet, dinlemek farzdır”, Kabristan, Sohbet, Camide konuşmak,

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son bakılanlar

İftar Vakitleri: İstanbul | Ankara | İzmir | Bursa | Konya | Köln | Londra

JOHOR KEDAH KELANTAN KUALA LUMPUR LABUAN MELAKA NEGERI SEMBILAN PAHANG PERAK PERLIS PULAU PINANG PUTRAJAYA SABAH SARAWAK SELANGOR TERENGGANU