Bir zorluğa iki kolaylık…

Hocam sorum şu: İnşirah suresinin 5 ve 6. Ayetlerinde “Şunu iyi bil ki: Muhakkak zorlukla beraber bir kolaylık vardır, şüphe yok ki zorlukla beraber bir kolaylık vardır” buyruluyor.. Yani iki kolaylık iki de zorluk geçiyor ayette.. Ama kimi yazarlar, bir zorluğa karşı iki kolaylık vardır diye söylüyor.. Bunu nerden çıkartıyorlar? Tşk Slm.

Kıymetli kardeşim;

Sözünü ettiğiniz ayet-i celileleri isterseniz Arapça metinleriyle birlikte ele alalım ve ona göre bir açıklama yapmaya çalışalım.

Esteıyzü billâh: “Fe-inne mea’l-usri: Muhakkak ve ancak güçlükle beraber vardır”. Ne vardır: “Yüsran: Kolaylık vardır.” “İnne mea’l-usri yüsran: Muhakkak ki güçlükle beraber kolaylık vardır”. [İnşirâh suresi, 5-6] Yani bir zorluğa iki kolaylık vardır.

Burada bir zorluğa karşılık iki kolaylık olması manası; “usr” kelimelerinin ma’rife, yüsr kelimelerinin ise nekre[1] olarak tekrar etmesinden çıkıyor. Zira ilm-i usûl’de beyan edildiği gibi, bir kelime nekre olarak tekrar ederse teğâyürü (zıt olmayı, uymamayı, başka türlü bulunmayı, farklı bir şeyi) gerektirir; ma’rife olarak tekrar ederse ittihâdı icap eder; dolayısiyle şey-i vâhid (bir, tek, aynı şey) hükmündedir. Yani bir güçlükle beraber iki kolaylık vardır.

Velhâsıl;

1- Dünyada feyz,

2- Ahirette sevap ve mükâfat olmakla kolaylık ikidir.

Şairin sözünde olduğu gibi:

‘Len yağlibe’l-usru yüsrayni”

Yani şair murad ediyor (demek istiyor) ki; iki kolaylığı bir güçlük yıkamaz.

___________________

[1] Marıfe ve Nekre:

Arapça'da isimler ma'rife/belirli (el-ma’rifetü) ve nekre/belirsiz (en-nekretü) olmak üzere ikiye ayrılır.

Ma'rife, kelimeye belirginlik katar.

Nekre ise bunun tam tersidir, kelimenin belirsiz olduğunu ifade eder.

Ayrıca ma'rifelerin sonunda asla "tenvin" olmaz, nekre ise her zaman "tenvin" ile bitmek zorundadır. (Tabii istisnalar her zamanki gibi çıkar, bu da umumi kaideyi bozmaz.)

İngilizce bilenler ma'rifeyi ingilizcedeki "the" gibi düşünebilirler.

Ma’rife ile nekre arasındaki farkı görmek için misâllere bakalım:

Ma'rifeye misâl: “el-Kitâbu: Bir kitap”. Görüldüğü gibi Lâm-Elif (ma’rifelik takısı) ile kelime belirginlik kazandı. Burada “el-kitabun” gibi tenvinli bir okuyuş yapmadık. Kitap, belirli bir kitabı ifade ediyor, yani herhangi bir kitap değil. Mesela "şu kitabı ver" dediğimizde, hangi kitabı istediğimiz bellidir. Ancak "herhangi bir kitap ver" deseydik, bir belirginlik olmazdı. İşte bu belirgin isimlere "ma'rife" deniliyor.

Nekreye misâl: “Kitâbun: Herhangi bir kitap”. Görüldüğü üzere burada da "tenvin" ile kelimenin nekre olduğunu anlıyoruz. Bu şekilde kelime belirsizlik kazanmış oldu.
Ancak unutmamak lazım; marife olan kelimeler sadece " ا ل : lâm-ı ta’rif" takısı ile oluşmaz, şu durumlarda da isimler "ma'rife" olurlar:

- Alem-i şahıs (Özel isimler): Özel isimler ve bazı yabancı kelimeler doğrudan ma'rife sayılır. İlla da “ma’rifelik eki: belirginlik takısı” almaya gerek kalmaz.

Örnekler: مُحَمَّدٌ : Muhammedun (Muhammed). Bakınız özel isim olduğu için sonunda tenvin olmasına rağmen ma'rife bir isim sayıyoruz bu kelimeyi. عَائِشَةٌ : Aişetun (Ayşe). Burada da aynı durum söz konusudur.

- İsim Tamlaması yoluyla oluşanlar: Bazı isimler de isim tamlamasında vazife alarak ma'rife olurlar.

- Mebnî lafızlar…

- Şiirlerde vezin gereği bazı kelimeler…

- Zamirler: Hüve, Hiye gibi…

- İşaret isimleri: Haazaa, haazihii gibi…

- İsm-i mevsûl: Ellezî, elletî gibi…

Bir zorluğa iki kolaylık, İnne mea’l-usri, Yüsran, Muhakkak ki güçlükle beraber kolaylık vardır, ilm-i usûl, ma'rife, nekre, teğâyür, ittihâd, Dünyada feyz, Ahirette sevap ve mükâfat, Len yağlibe’l-usru yüsrayni,

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son bakılanlar

İftar Vakitleri: İstanbul | Ankara | İzmir | Bursa | Konya | Köln | Londra

JOHOR KEDAH KELANTAN KUALA LUMPUR LABUAN MELAKA NEGERI SEMBILAN PAHANG PERAK PERLIS PULAU PINANG PUTRAJAYA SABAH SARAWAK SELANGOR TERENGGANU