Kıyamet günü/mahşerde Allah’ı görmek, konuşmak…

Hocam, kıyamette Allah ile arada bir tercüman olmadan konuşacağımız hakkındaki hadisin kaynağı nedir? Rabbimizi Cennette göreceğiz fakat kıyamet gününde de görebilecek miyiz? Yoksa bu sözü edilen durum sadece konuşma mı olacak? Slm ve syglar

Bahsettiğiniz hadis-i şerifin farklı rivayetlerinden bir tanesi şöyledir:

Hafız el-Beyhakî Adiyy b. Hatîm'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Biriniz, arada kendisini örten bir perde ve kendisine tercüme ecedek bir tercüman olmaksızın Allah'ın huzurunda duracak, Allah ona şöyle soracaktır:

- Sana mal vermedim mi?

- Evet, verdin.

- Sana peygamber göndermedim mi?

- Evet gönderdin.

O adam sağına bakar, ateşten başka bir şey görmez... Soluna bakar, ateşten başka bir şey görmez... Bir hurma tanesinin yarısını vererek de olsa, bunu bulamadığı takdirde güzel bir söz söyleyerek de olsa, biriniz (sadaka vererek-iyilik yaparak) ateşten sakınsın." Buharî de bunu Sahih'inde rivayet etmiştir.[Bkz. Buharî, Sahih, Zekat, 9]

Fahreddin Razî hazretlerinin (rh.) bildirdiğine göre, Ehl-i Sünnet âlimlerinin büyük çoğunluğu “Yüzler vardır ki, o gün ışıl-ışıl parıldayacaktır. Rablerine bakacaklardır (O'nu göreceklerdir)..” [Kıyame suresi, 22-23) mealindeki ayete dayanarak mü’minlerin kıyamet günü Allah’ı görecekleri hususunda ittifak etmişlerdir.[Bknz. Mefâtîhu’l-Gayb, ilgili ayet tefsiri] Ayet-i celilede geçen “o gün”den maksat kıyamet günüdür.

Mü’minlerin Cennet’te olduğu gibi, kıyamet gününde de Allah’ı göreceklerine dair bir çok sahih hadisler vardır. Misâl olarak Buharî ve Müslim’in birlikte rivayet ettikleri bir hadis-i şerifi aşağıda naklediyoruz:

Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor: Bazı kimseler;

- “Ey Allah’ın Rasûlü! Kıyamet günü Rabbimizi görür müyüz?” diye sorunca, Rasûlullah (s.a.v.),

- “Ayın on dördüncü gecesinde aya bakmakta/görmekte hiç zorlanıyor musunuz?” diyerek karşı bir soru yöneltti.

- “Hayır!” dediler.

- “Peki, göğün bulutsuz/berrak olduğu bir günde güneşe bakmakta/görmekte bir sıkıntı çekiyor musunuz?" diyerek ikinci bir soru daha sordu. Onlar yine,

“Hayır!” diye cevap verdiler. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.),

“Aynen kıyamet günü de Rabbinizi öyle göreceksiniz” diye buyurdu.[Buharî, Sahih, Tevhid, 24, Rikak, 53; Müslim, Sahih, İman, 299]

Ayet ve hadislere göre mü’minlerin, Mahşer’de ve Cennet’te Allah'ı görecekleri anlaşılmaktadır. Ancak bunun mahiyetini bilemiyoruz. Bildiğimiz; insanın sınırlı görmesiyle, Allah’ın zâtını ihâta etmesinin mümkün olmayacağıdır.

Cennet’te de insanın görmesi ne kadar inkişaf etse ve ne derece ulvileşse de yine kayıtlıdır, sınırlıdır. Herhalde ru’yet, bu sınırlı nazarla gerçekleşecek ve insanın kabiliyeti ölçüsünde bir mazhariyet tarzında tahakkuk edecektir. Yoksa, ru’yeti, Allah’ın zâtını ve sonsuz sıfatlarını ihâta/kuşatma şeklinde anlamaya aklen ve ilmen imkân yoktur.

***

Kıyamet gününde Allah Teala ile kulu arasında geçecek konuşmalardan bazı örnekler…

İmam Ahmed b. Hanbel Katâde'den rivayet etti ki; Safvan b. Muhriz şöyle demiştir:

“İbn Ömer'in elinden tutmuştum. Bir adam yanımıza gelip ona şöyle bir soru sordu:

- Kıyamet günündeki gizli konuşma hakkında Rasûlullah’tan (s.a.v.) ne duydun?

- Rasûlullah’ın (s.a.v.) bu hususta şöyle buyurduğunu duydum: "Doğrusu Allah (kıyamet gününde) mü’mini yanına yaklaştırır... Rahmetiyle onu örter ve insanlardan gizler onu... Suçlarını itiraf ettrir. O, falan suçunu ikrar edip de artık mahvolduğunu anlayınca Cenab-ı Allah, ona: - "Dünyada ben senin o günahını örtmüştüm… Bu gün ise bağışlıyorum" buyurur. Sonra onun hasenat defterini sağ eline verir. Kâfrlere ve dalkavuklara gelin¬ce; onların şahitleri derler ki: "Rablerine yalan söyleyenler bunlardır. Bilin ki, Allah'ın laneti haksızlık yapanlaradır."

İmam Ahmed b. Hanbel Ebû Hüreyre'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Kıyamet gününde Allah Teala şöyle buyuracaktır: "Ey Ademoğlu! Seni ata ve deveye bindirdim. Seni kadınlarla evlendirdim. Seni lider yaptım, hayatın nimetlerinden yararlandırdım. Hani bunların şükrü nerede?"

Müslim ile Beyhakî Âmir eş-Şa'bî'den rivayet ettiler ki; Enes b. Mâlik şöyle demiştir: Rasûlullah’la (s.a.v.) beraberdik. Güldü ve bize sordu:

- Neden güldüğümü biliyor musunuz?

- Sebebini Allah ve Rasûlü daha iyi bilirler.

- Kıyamet gününde Allah'ın, kuluyla yapacağı karşılıklı konuşma (yı düşündüm de onun) için güldüm. Kul, şöyle diyecek:

- Ya Rab! Beni zulümden korumayacak ve bana eman vermeyecek misin?

- Olur, bunu yaparım.

- Ama ben şahsıma karşı ancak yine kendimden bir parçayı şâhit kabul ederim.

- Bu gün sana karşı şâhit olarak sen ve kirâmen katibin melekleri yeter.

Böyle dedikten sonra Hz. Allah onun ağzını mühürler; onun vücut organlarına: "Konuşun!" der. Organları, onun yaptığı işleri anlatırlar. Sonra o, bu konuşmalarla başbaşa bırakılır. Ve kul: "Siz çekilin bir tarafa. Sizin yerinize ben savunma yapacağım"der."

Ebû Ya'lâ... Ebû Saîd'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Kıyamet günü olduğunda kâfire, dünyada işledikleri gösterilir, itirafı istenir; inkâr eder ve tartışır. Bunlar senin komşuların! Senin aleyhinde şâhitlik ediyorlar, denir. O, "Yalan söylüyorlar" der. Bunlar senin ailen ve aşiretin! Aleyhinde şâhitlik yapıyorlar, denir. O, "Yalan söylüyorlar" der. Şâhitlere: "Yemin edin" denir. Yemin ederler. Sonra Allah o kâfirleri sorumlu tutar. Dilleri kendi aleyhlerinde şâhitlik yapar ve Allah onarı cehenneme koyar."

İmam Ahmed b. Hanbel ile Beyhakî... Muaviye'den rivayet ettiler ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Kıyamet gününde ağızlarınızın üzerinde (konuşmanıza engel olacak) bağlar bulunduğu halde diriltileceksiniz. O zaman âdemoğlunun ilk konuşan yeri, baldırı ve avucu olacaktır."

Ebu Bekir b. Ebi'd-Dünyâ (rh.)... Ebû Eyyub’dan (r.a.) rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Kıyamet gününde ilk olarak erkekle karısı davâlaşacaktır. Vallahi kadının dili konuşmayacak ama, el ve ayaklan kocasına karşı yaptığı fesat ve bozgunculuk hususunda aleyhinde şâhitlik yapacaklardır. Kocanın da elleri ve ayaklan, karısına yaptıkları hususunda onun aleyhinde şâhitlik yapacaklardır. Sonra adamla hizmetçileri aynı şekilde çağırılır. Sonra çarşı-pazar halkı çağırılır. (Muhakeme olunurlar. Haksızlık yaptıkları tespit edilenlerden) Dânik ve kıratlarla (ölçü ve tartıyla mal) alınmaz; aksine onların iyilikleri alınarak, haksızlık yapmış oldukları kimselere verilir. Mağdurların da günahları alınarak, kendilerine haksızlık yapmış olanların defterlrine kaydedilir. Sonra zorlarlar, demir tokmaklarla dövülerek getirilir ve "Bunları cehenneme sevk edin!" denir."

Rabbim o günün dehşetinden cümlemizi muhafaza buyursun. Hesapsız olarak Cennet ve Cemâliyle şereflendirsin. Amin…

Cennet, Kıyamet günü, mahşerde, Allah’ı görmek, konuşmak, Cemâl,

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son bakılanlar

İftar Vakitleri: İstanbul | Ankara | İzmir | Bursa | Konya | Köln | Londra

JOHOR KEDAH KELANTAN KUALA LUMPUR LABUAN MELAKA NEGERI SEMBILAN PAHANG PERAK PERLIS PULAU PINANG PUTRAJAYA SABAH SARAWAK SELANGOR TERENGGANU