Yalan yere şahitlik etmek…

Hocam, aklımızın doğruya eğriye daha açıkcası İslama pek ermediği bir dönemimizde bir arkadaşla birlikte şahitliğimiz olmuştu, söylediklerimiz doğru da değildi, sırf bir tarafı haklı çıkartmak içindi, bunun günahı nedir, bağışlanması için ne yapmam lazım? Tşk ederim

Bilirsiniz, yalan söylemek zaten haramdır, büyük günahlardandır.

Ayrıca yalancı şahitlik yapmak iki katlı çirkin bir durumdur ve en büyük günahlardan sayılmıştır.

Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: “Yalan yere şahitlik (etmenin günahı) Allah'a şirk koşmaya denk tutulmuştur.” [İbn Mâce, c. 1, s. 794]

Ebu Bekre (r.a.) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v.),

- "Size büyük günahların en büyüğünü haber vereyim mi?" buyurmuş ve bunu üç kere tekrar etmişlerdi. Biz,

- "Evet!" deyince,

- "Allah'a şirk koşmak, anne-baba haklarına riayetsizlik, (haksız yere) cana kıymak!" buyurdular. Bu sırada dayanmış/yaslanmış durumda idi, yere oturup,

"Haberiniz olsun! Yalan söz, yalan şahidlik!" dedi ve bunu o kadar tekrar etti ki, "Keşke kesse artık!" temennisinde bulunduk."[Buhâri, Sahih, Şehâdât 10, Edeb 6, İsti'zân 35, İstitâbe 1; Müslim, Sahih, İmân 143, (87); Tirmizi, Sünen, Şehâdât 3, Hadis no: 2302]

***

Yalan, kişinin gerçeği saklayıp bildiğinin aksini söylemesidir. Yalancılık çok çirkin bir huydur. Dinimiz yalanı haram kılmış ve şiddetle yasaklamıştır.

Yalan rûhî bir hastalıktır, müslümanların kendilerini bundan korumaları gerekir. Çocuklar daha küçükken doğru sözlülüğe alıştırılmalı, yalanın zararları kendilerine anlatılmalıdır.

Cenab-ı Hakk, "Yalan sözden kaçının" [Hac suresi, 60] diye emrettiği halde basit dünya menfaatleri/çıkarları için yalan söyleyenler vardır. Özellikle yalan yere şahitlik yapmak çok kötü bir davranış ve büyük bir günahlardandır. Gerçek bir Müslüman kendi aleyhinde de olsa, doğru söylemeli ve asla yalana yaklaşmamalıdır. Çünkü Allah Teâla şöyle buyurmuştur: "Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, ana-babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa, fakir de olsa, Allah ikisine de (sizden) daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın. Eğer (şahitlik ederken) dilinizi eğer, bükerseniz veya çekinirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır." [Nisa suresi, 135]

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de, yalan söylemenin ve yalan şahitlik yapmanın büyük günahlardan olduğunu ısrarla belirtmiştir [Riyazü's-Sâlihîn, III, 138]. Ayrıca yalanın münafıklık alâmetlerinden olduğunu haber vermiştir [Müslim, Sahih, İman, 107]

***

Dinimizde sadece üç yerde yalan söylemeye izin verilmiştir:

1) Zulüm ve haksızlığa uğramış bir adamın can, mal veya namusunun zarar görmekten kurtarılması için;

2) Dargın olan karı-kocayı veya iki kişiyi barıştırmak için. Çünkü Rasûlullah, İnsanlar arasını düzelten, bunun için hayırlı söz söyleyen ve hayırlı söz ulaştıran kimse yalancı değildir" [Müslim, Sahih, Birr ve Sıla, 27] buyurmuştur.

3) Harpte düşmanı yenmek için…

***

Yalanın kötülüğüne gelince…

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), "Yalan kötülüğe, kötülük Cehennem'e götürür. İnsan yalancılık yapa yapa, nihayet Allah katında ‘yalancılardan’ yazılır" [Buharî, Sahih, Edeb, 69; Müslim, Sahih, Birr, 103-105] buyurmuştur. Yalanın en büyük kötülüğü işte budur. Yani, insanı Allah Teâla'nın rızasından uzaklaştırıp Cehennem'e götürmesidir.

Ayrıca yalan insanları birbirine düşürür, güven duygusunu yok eder, toplum içinde karışıklıklara sebep olur; dostlukları yıkar, yerine düşmanlık tohumları eker. Yalan er geç ortaya çıkacağından, yalancılar, kendilerine güvenilemeyen, saygı duyulmayan ve sevilmeyen insanlar durumuna düşerler. Kısaca yalan, insanı dünyada da ahirette de felâkete sürükler.

***

Yalan yemin…

Vakıaya/olaya aykırı olan bir şeyin doğruluğuna yemin etmek...

Yalan yere yemin eden kişi, Allah'ı yeminine şahid göstererek insanları kandırmak istediği için O'nun mukaddes adını istismar etmekte, O'na iftirada bulunmaktadır. Bu sebeple Rasûl-i ekrem Efendimiz, büyük günahların en büyüklerinden birinin de ‘yalan yemin’ olduğunu söylemiştir. [Buharî, Sahih, Edeb, 6] "Birbirinizi aldatmak için (yalan) yemin etmeyin, bu yüzden yere sağlam basan ayak sürçebilir ve Allah yolundan alıkoymanıza karşılık kötü bir azab tadarsınız. Bunun için size (ahirette de) büyük bir azab vardır"[Nahl suresi,16/94] âyeti, yalan yeminin cezasının ilahî azab olduğunu belirtmektedir.

Bir kimse geleceğe yönelik yaptığı bir yemini bozduğunda, kefaretini ödemek suretiyle yeminin günahından kurtulur; fakat yalan yemin öyle büyük bir günahtır ki, onun cezasını keffaret dahi düşüremeyeceği için, yalan yeminde keffaret olmaz. Böyle bir günah işleyen kişi, yalanına şahid gösterdiği Allah'a tevbe etmeli, af dilemeli ve bir daha bu günahı işlememelidir. Onun günahını ancak Allah affedebilir.

Yalan yeminle başkalarının hakkı alınmışsa, velev ki bu kanun yoluyla olsun, ikinci bir günah daha işlenmiş olur. Haksız yere elde edilen bu hak, sahibine ödenmedikçe sadece tevbe ile kurtuluş olmaz. Mesela bir kimse, ödemediği borcunu bile bile "ödedim" diye yemin etse, veya sizin anlattığınız gibi yalan şahitleri de bulunsa, karşı taraf da alacağını isbat edemese ve hâkim, yalan yemin edenin, yalan şahitleri bulunanın borçsuz olduğuna hükmetse, bu kişi ve yalan şahitler iki büyük günahı birden işlemiş olur.

Bir de dikkatsizlik, kötü alışkanlık, hata... gibi sebeplerle yalan yere yemin etmek durumuna düşülür. Şüphesiz ki bunun günahı diğeri gibi değildir. Fakat gelişi güzel, lüzumsuz yere Allah'ın adını anmak da bir günahtır.

Bu sebeple dile hakim olmalı, yemini alışkanlık haline getirmemeli, ancak çok önemli durumlarda yemin etmelidir.

Yeminde niyet, yemin ettirenin maksadına göredir. O bakımdan, yemin eden kişi kalbinden başka şeyleri geçirerek yemin ederse, yine yalan yemin etmiş olur. Mesela, Ali'ye olan borcu için yemin ettirilen kişi, Veli'ye ödemiş olduğu borcu kasdederek, borcumu ödedim diye yemin ederse, yalan yemin etmiş olur

***

Yalan yere şehadetin dünyevi cezası

Âlimlerimiz-fıkıhçılarımı-hukukçularımız, yalancı şahitler için cezayı sadece ahirete bırakmamışlar, dünyada da bir takım cezalar öngörmüşlerdir.

Yalan yere şahitlik edenlere, ettikleri bu şahitlik yüzünden sebep oldukları maddî zararın tazmininin/ödettirilmesinin yanı sıra başka cezalar da verilir...

Yalancı şahit için genelde belli bir ceza tesbiti yapılmamış, bu tamamen kaadının (hâkimin) takdirine bırakılmıştır.

İmam Ebû Hanîfe (rh.) yalancı şahidin caddelerde teşhir edileceğini… İmam Ebû Yusuf ve İmam Muhammed (rahımehumallah) ise, dayak ve hapis cezası ile cezalandırılacaklarını söylerler. [el-Merğinânî, el-Hidâye, III, 132; İbn Kudâme, el-Muğnî, XII, XII, 154;11, 154; ayrıca bkz. Şehadet]

Yalan yere şahitlik etmek, Allah'a şirk koşmaya denk, Yalan söz, yalan şahidlik, Keşke kesse artık, üç yerde yalan, Yalanın kötülüğü, ‘yalancılardan’ yazılır, Yalan yemin, Yalan yere şehadetin dünyevi cezası,

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son bakılanlar

İftar Vakitleri: İstanbul | Ankara | İzmir | Bursa | Konya | Köln | Londra

JOHOR KEDAH KELANTAN KUALA LUMPUR LABUAN MELAKA NEGERI SEMBILAN PAHANG PERAK PERLIS PULAU PINANG PUTRAJAYA SABAH SARAWAK SELANGOR TERENGGANU