Tahsil edilemeyen borcun zekâtı

Selamun aleykum hocam aradan yillar gecti ama alacagimi alamiyorum ve birkac defa soylememe ragmen verecegim deyip vermiyor artik umudumu kestim ve alma gibi bir niyetimde kalmadi almakta istemiyorum ama yillardir verdigim borcun zekatini vermekteyim bundan sonra kendi kendime tamam hibe ediyorum helal olsun parayida istemiyorum desem verdigim paranin bundan sonraki zektlari benden dusermi yoksa omur boyu boynuma borc olarak kalacakmi?


Ve aleyküm selam.

Alacaklar; kuvvetli, orta ve zayıf olmak üzere üç kısma ayrılır. Aşağıda bunları açıklayacağız. Ancak sorunuza kısaca bir cevap verelim, sonra detaya gireriz.

Söz konusu alacağınızı tahsil etmeden zekâtını vermeniz icap etmezdi. Ancak cömertlik gösterip vermişsiniz, güzel de etmişsiniz. Rabbim ihsan sahibi kullarını sever, sizi de muhsinler zümresine ilhak eylesin.

Bundan sonrası için ise, zaten zekât gerekmez; çünkü onu hibe etmişsiniz. Artık o para sizin olmaktan çıkmış, onda tasarruf hakkınız kalmamış, böylece zekât mükellefiyetiniz de düşmüş oluyor.

***

Gelelim meselenin geniş şekilde izahına...

Başkalarının üzerinde olup, fıkıhta ‘deyn’ yani ‘borç’ denilen ve (başlı başına veya elindeki diğer zekâta tâbi mallarla birlikte) nisap miktarına ulaşmış bulunan paralar, zekâta tâbi olup olmama bakımından, yukarıda kısaca belirttiğimiz gibi, üç kısma ayrılır:

1) Kuvvetli Alacak: Bunlar, borç olarak verilen paralar ile ticaret mallarının bedeli olan alacaklardır. Bu alacaklar, borçlular tarafından ikrar (kabul) edilince, tahsil edildikleri zaman geçmiş senelere ait zekâtları da verilmek gerekir. Şöyle ki:

Bir kimsenin iki sene müddetle üzerinde olup ikrar ettiği on bin lira borcu, kendisinden tahsil edilince, geçen o iki yıla ait zekâtı vermek gerekir. Bu halde, bu on bin (10.000) lira, kıymetçe bin dirhem gümüşe eşit olsa, bundan birinci sene için 250 lira, veya 25 dirhem gümüş zekât verilir. Geri kalan 9.750 liradan da ikinci sene için İmam-ı Azam'a (rh.) göre 240 lira veya 24 dirhem gümüş verilir ki, bu miktar küsur olan on beş dirhem hariç kalmak üzere 9.750 dirhemin kırkta birine eşittir. İki imama (İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed rahımehumallah'a) göre ise 243 lira 30 kuruş zekât vermek gerekir. Çünkü küsur kalan on beş dirhem de kırkta bir nisbetinde zekâta tabidir.

Böyle kuvvetli bir borç olup da üzerinden sene geçmiş ise, bundan en az kırk dirhem mikdarı tahsil edilirse, bunun zekâtı hemen verilir. Bundan az tahsil edilirse, hemen zekâtının verilmesi gerekmez. Ancak bu mikdar borcu tahsil eden kimsenin başka zekât malı varsa onunla beraber bunun da zekâtını verir.

Fakat böyle bir borç inkâr edilmekte ise, tahsil edildiği zaman, geçmiş yıllara ait zekâtı, İmam Muhammed'e (rh.) göre gerekmez. Alacaklının elinde senet veya şahit bulunması bu hükmü değiştirmez. Çünkü her delil hâkim için geçerli olmaz. Herkes de dava açıp delillerini ortaya koyamaz. Sahih kabul edilen görüş budur.

2) Orta Alacak: Ticaret için olmayan bir malın bedelinden, bir kimse üzerinde kalan alacaktır. Ev kirasından bir kimse üzerinde kalan bir alacak veya eski bir elbisenin verilmesinden dolayı karşılığında istenen bir para gibi... Bu ve benzeri alacaklar, borçlunun üzerinde kaldığı müddet zarfında geçecek yıllar için zekâta tâbi olmazlar. Ancak tam nisap miktarı (iki yüz dirhem gümüş miktarı) tahsil edilince zekâtı gerekir. Nisaptn az tahsil edilen için gerekmez. Yalnız sahibinin zekâta tâbi başka malları varsa, o zaman nisap miktarını bulan bu mallar arasında bunun da zekâtı verilir.

İmam-ı Azam'dan (rh.), daha sahih görülen bir rivayete göre, bu kısım alacakların geçmiş yıllara ait zekâtları gerekmez. Ele geçtikten sonra, üzerlerinden bir yıl geçmedikçe zekâtları icap etmez. Eğer para sahibinin zekâta bağlı başka malı olursa, o zaman hepsinin zekâtı birlikte verilir.

3) Zayıf Alacak: Bu, bir malın bedeli olmaksızın bir kimsenin üzerinde kalan alacaktır. Varisin üzerinde kalan ve sahibine ödenmesi gereken vasiyet parası, henüz ele geçmemiş diyet bedeli, kadının kocası üzerindeki mehir alacağı, boşama anlaşması sonunda alınacak mal bedeli gibi… Bu nevi alacakların geçmiş yıllar için zekâtı gerekmez. Nisap miktarı ele geçip üzerinden bir yıl geçmedikçe de zekâtları verilmez. Ancak az-çok ne kadar tahsil edilirse, zekâta bağlı diğer mallara ilave edilirler. Böylece onların da zekâtı birlikte verilmiş olur. Bir rivayete göre, bunlardan diyet ve kitâbet bedeli müstesnadır. Bunlar ele geçişlerinden itibaren zekâta girerler.

İmam Şafiî'ye (rh.) göre alacak, zekâtın ödenmesini geciktiremez. Ele geçmese de onun zekâtını vermek gerekir. Çünkü borç verilmesi, hak sahibinin arzu ve isteği ile olmuştur. Bu bakımdan [zekâtı vermeyerek] fakirin hakkını geciktirmekte hakkı bulunmaz. [Bkz. Bilmen, Ö.N., Büyük İslam ilmihali, Bilmen yayınevi, İstanbul, 1966, Zekât Bahsi, Borç Paraların Zekâtı, Md 64]

vâris, vasiyet, ticaret, zayıf, Tahsil edilemeyen borcun zekâtı, deyn, üç kısım, kuvvetli, orta, ikrar, ev kirası,

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son bakılanlar

İftar Vakitleri: İstanbul | Ankara | İzmir | Bursa | Konya | Köln | Londra

JOHOR KEDAH KELANTAN KUALA LUMPUR LABUAN MELAKA NEGERI SEMBILAN PAHANG PERAK PERLIS PULAU PINANG PUTRAJAYA SABAH SARAWAK SELANGOR TERENGGANU