Yeni Üye Olmak İçin Buraya tıkla

Müzik

Müziğe kesin haram denemez, helal diyen alimlerde vardır
Müzik konusu açıldımı haram diyen alimlerin görüşüne uyup sanki sadece o alimlerin görüşüyle sözbirliği oluşacağını zanneden arkadaşlar kesinlikle yanılıyorsunuz. İmamı Rabbani gibi büyük alimler haram demiş olabilirler. Onların görüşüde başımızın üstüne ama alimler sadece bunlardan ibaret değildir.

Vehbe Zuhayli İslam Fıkhı Ansiklopedisinde Cilt:4\'de Şarkı ve Musiki Aletleri bölümünde şunları yazmaktadır:

\"İMAM MALİK, ZAHİRİLER ve bir gurup sufi ud ve kamış eşliğinde dahi olsa semayı (şarkı dinlemeyi) mubah görmüşlerdir. Bu aynı zamanda İBNİ ÖMER, ABDULLAH B. CAFER, ABDULLAH B. ZÜBEYR, MUAVİYE, AMR B. AS ve buna benzer bir gurup ashabın ve SAİD B. MÜSEYYEB gibi bir gurup tabiininde görüşüdür.\"

Demekki İCMA yokmuş sevgili arkadaşlar. Yukarıda saydığım kişiler ve orada saymadığım pekçok alim İCMA oluşmasını engeller. Ama siz yine gidip sadece haram diyenlerin İCMA yı oluşturduğunu düşünürseniz yanılmaya devam edersiniz. Deniliyor. Ne dersiniz hocam?

e bordro mhrs hgs

Her Müslümanın kendi mezhep ve meşrebine göre amel etmesi zaruridir, öyle olması gerekir. “Küllü mezhebin yüzheb” zihniyetiyle kâmil manada Müslüman olunamayacağı gibi, bu âlemden iman götürmek de müşkildir.

“Deniliyor” diyerek anlatmaya çalıştığınız sözler, pek de yabancımız olan ifadeler değil.

Mesajınızın sonunda da “Ne dersiniz hocam?" demişsiniz ki, bu haddi aşan sözlerin sözcülerine öncelikle soruruz:

- Siz müçtehit misiniz, mukallit misiniz?

Müçtehit olmadığınız muhakkak olduğuna göre, mukallitsiniz ve mutlaka Sünnî, yani Ehl-i Sünnet mezheplerden birine müntesip olmanız gerekir. Yoksa böyle lüzumsuz-faydasız, hatta zararlı ve tehlikeli zevzekliklerle hem kendi kafanızı hem de başkalarının aklını karıştırmış olursunuz. Istılâhî manalarını bilmediğiniz mefhumlarla konuşmayı, oynamayı da bırakınız! İcma’ nedir, sema ve simâ ne demektir, aralarındaki farkı tefrik etmeden uluorta konuşmayınız. Ya da birileri öyle yazmış nasıl olsa doğrudur diye, üzerine balıklama atlamayınız! Sema’nın da simâ’ın da bizim tasavvuf usûl ve âdabımızda yeri yoktur. Her ikisi de bid’attir.

Unutmayınız; zaruret-mecburiyet bulunmadıkça mezhepler arası taklit bile caiz değildir. Hele de yapılan iş telfîk’e giriyorsa asla müsaade yoktur. Telfik nedir dersen kısaca anlatalım:

Kişinin, kendi mezhebinin öne çıkan (müftâ bih olan) hükümleriyle değil de, her meselede işine gelen, kafasına uyan bir mezhebin-müçtehidin hükmüyle amel etmesidir. Çok tehlikeli bir durumdur. Günümüzde maalesef bir hayli de yolcuları vardır. İşte yukardaki mugalataları dillerine dolayanların durumu da tam anlamıyla budur.

***

Akıl; İslâmî istikamet ve sadakat dengesinden kopmuşsa, yalnızca mazeret üretmeye yarar...

Taklit şaklabanlıkları yapar...

Pratik ve teknik oyunlar oynar...

Kurnazlık komedileri sergiler; her şeyi becerir, fakat meseleler üzerinde doğru ve sağlıklı tefekkür edemez; çünkü İslâmî temel ilimlerden hakkıyla nasibini almamış-alamamış, Sünnî ve sahih inançtan da mahrumdur. “Dosdoğru yoldan, mezhebine ve meselelerdeki esahh / en doğru görüşler”e uymaktan, âdeta arslandan kaçar gibi firar eder, hep yan yollara sapar! Bunu da marifet ve maharet zanneder.

Nefsin Şeytan’ın emrindeki irâde, onu sürekli lüzumsuz-faydasız ve kendisini alakadar etmeyen yanlış ve bir o kadar da tehlikeli olabilecek şeylerle meşgul eder. Abesle uğraştırır, teferruata / detaya boğar, zevâhir labirentlerinde dolaştırır. Neticede bu iş, Allah korusun, mezhepsizlik girdabında boğulmaya kadar gider.

***

Mselenin özü

Kim itikadda-amelde hangi mezhebe, tasavvufta hangi meşrebe müntesipse, tâbi olduğu yolun / zevatın / ulemânın / vâris-i Rasûl’ün görüş ve tatbikatından ayrılmamalıdır.

Yok, ben mezhep filan tanımıyorum; alırım elime malum zevatın sözde mealini, hadis ve tefsir tercemelerini, farklı mezheplere göre derlenmiş fıkıh kitaplarını ve işime geldiği gibi davranırım diyenlere de sözümüz yok elbette... Sadece duamız olur onlara;

Mevlâm, eğer kabiliyetleri varsa kâmil manada hidayetler nasip eylesin kendilerine. Ve illâ felâ...

Meselenin detaylı açıklamaları için, lütfen bir önceki sorunuza verdiğimiz cevaptaki linklere bkz. ve dikkatle okuyunuz.

şeytan, haram, Sema, nefs, İrade, Müzik, şarkı, abes, oyun, teferruat, istikamet, sadakat, icma, sima', mugalata, mezhepsizlik, zevâhir, telfik, labirent,

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son bakılanlar

İftar Vakitleri: İstanbul | Ankara | İzmir | Bursa | Konya | Köln | Londra

JOHOR KEDAH KELANTAN KUALA LUMPUR LABUAN MELAKA NEGERI SEMBILAN PAHANG PERAK PERLIS PULAU PINANG PUTRAJAYA SABAH SARAWAK SELANGOR TERENGGANU