Nafile ibadetlerde izin alma meselesi

Selamun Aleyküm, kadının nafile oruç tutmak için eşinden izin alması gerektiğini biliyorum. Aynı durum erkek için de geçerli midir?
Yardımınız için şimdiden Allah razı olsun
Mehmet Kara
Uşak


Ve aleyküm selam.

Öncelikle hatırlatalım; mesajınız “özel”lik arzettiği için değiştirip özetleyerek koyduk. Kusura bakmayın.

Sorunuzun kısa cevabı şudur: İslâm’ın tesis ettiği / kurduğu aile düzeninde erkek idareci / yönetici mevkiindedir. O bakımdan esas itibariyle erkeğin, kendisiyle ilgili olduğu zaman yapacağı iş için hanımından izin alması gerekmez. Meselenin hukuken şer'î / fetva ciheti budur. Ancak her şeyde olduğu gibi aile hayatında da denge gereklidir. Dolayısiyle bu dengenin temini, huzur-sükûn ve mutluluğun tesis ve devamı için, ahlâken / diyâneten hanımla istişare eder, nazik davranır, onun da fikrini-gönlünü alır. Âdap bunu gerektirir.

***

Mevzuun biraz genişçe izahına gelince...

Bilindiği üzere günümüzde bazı erkekler ibadet, ilim ve hizmet uğruna; bazıları da sırf zevk ve eğlence için aile ve çocuklarını ihmal etmektedir. Her iki davranış da dinimizce yanlıştır, haksızlıktır. Şeytan sadece kötü işleri değil, hayırlı işleri de kullanıp, onları usûlsüz ve ölçüsüz yaptırarak evin-ailenin huzurunu kaçırabilir.

Aynı şekilde bazı hanımlar da hizmet adına, ailede huzuru bozacak davranışlara girmektedir. Hanımlar zaman zaman hususi toplantı, sohbet ve muhabbet gruplarına takılıp evinin zaruri işlerini ve kocanın hakkı olan hizmetlerini yüzüstü bırakmaktadır. Bu gibi yanlış davranışlar insanı mutlu etmez, aksine huzursuz eder ve mes’ul duruma sokar.

***

Nafile ibadet için hanım ihmal edilmez. Nitekim Ebû Mûsâ’l-Eş’arî (r.a.) şöyle naklediyor:

“Osman b. Ma’zun’un (r.a.) hanımı Rasûlullah’ın (s.a.v.) zevcelerinin yanına girdi. Validelerimiz onu bakımsız ve mutsuz bir halde görünce, kendisine;

- ‘Sen, Kureyş’in en zengin adamının hanımı iken, nedir bu halin?’ diye sordular. O da,

- ‘Kocam geceleri ibadetle, gündüzlerini de devamlı oruç tutmakla meşgul; benimle hiç ilgilenmiyor!’ dedi. Rasûlullah (s.a.v.) eve gelince, pâk zevceleri kadının durumunu kendisine haber verdiler. Efendimiz (s.a.v.), Osman bin Ma’zun (r.a.) ile karşılaşınca, ona,

- ‘Ey Osman, bende senin için bir örnek yok mudur?’ diye sordu, Osman bin Ma’zun;

- ‘Anam-babam sana feda olsun Ey Allah’ın Rasûlü, bu nasıl söz?’ dedi. Rasûlullah (s.a.v);

- ‘Geceleri devamlı ibadetle, gündüzleri de oruçla geçiren sen değil misin? Böyle yapma! Hiç şüphesiz hanımının senin üzerinde hakkı var, bedeninin senin üzerinde hakkı var. Gecenin bir kısmını ibadetle geçir, bir kısmında uyu. Bazen oruç tut, bazen ye. İbadet için hanımını ihmal etme!’ buyurdu.

Bu ikazı alan sahabi, hanımı ile ilgilenmeye başladı. Aslında kadın, süslenmeyi ve koku sürmeyi seven bir hanımdı. Kocası ilgisiz kalınca o da bunları terk etmişti. Bu ilgiden sonra tekrar bakımını güzelleştirdi. Bir ara yine hane-i saadete annelerimizin yanına geldiğinde, sanki yeni gelin gibiydi. Validelerimiz, hayretle durumunu sorunca kadın,

- ‘Diğer hanımların kocalarının ilgilendiği gibi benim de kocam ilgilendi de böyle oldum’ dedi.” [İbn Hibbân, Sahih, 316; Ebu Ya’lâ, Müsned, 7242; Heysemî, ez-Zevâid, 4/301-302]

***

Fahr-i Kâinat Efendimizin (s.a.v) aile hayatındaki dikkat ve hassasiyeti...

Âlemlere rahmet Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.v.) ailesinin hakkını korumadaki şu örnek hali, onu seven bütün ümmete ders olarak yeter. Âişe validemiz (r.anha) anlatıyor:

‘Bir gece Rasûlullah (s.a.v.) yanıma geldi, yatağa girdi, öyle ki cildi cildime değdi. Biraz sonra bana

- “Ey Âişe, izin verirsen kalkıp Rabbime ibadet edeyim” dedi. Ben de,

- “Hiç şüphesiz senin yakınlığın benim hoşuma gider, ama ben senin arzunun yerine gelmesini de severim” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) kalktı, abdest aldı, sonra namaza durdu, Kur’an okudu, ağlamaya başladı. Baktım ki gözyaşları göğsüne doğru akıyordu. Namazın sonunda oturdu, Allah’a hamd ve senada bulundu. Yine ağlıyordu. Öyle ki, gözyaşları kucağına dökülüyordu. Sonra sağ yanı üzere uzandı, sağ elini yanağının altına koydu, yine ağlıyordu. Gözyaşları yere damlıyordu.

Nihayet fecir vakti geldi, Bilâl (r.a.), kendisine sabah namazı vaktinin girdiğini bildirmeye geldi.

- “Yâ Rasûlallah, namaz vakti girdi” dedi ve onu böyle ağlıyor görünce, “Yâ Rasûlallah, Allah (c.c.) senin geçmiş ve gelecek günahlarını affetmişken sen neden ağlıyorsun?” diye sordu. Efendimiz (s.a.v.),

- “Ey Bilâl, ben (bunca ihsana karşı) şükreden bir kul olmayayım mı? Hem ben nasıl ağlamam, bu gece Allah bana şu ayetleri indirdi: ‘Hiç şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün birbiri peşi sıra gelişinde gerçek akıl sahipleri için nice ayetler vardır. Onlar ayakta yürürken, otururken ve yanları üzeri yatarken (her hallerinde) Allah’ı zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler. Sonra, ‘Rabbimiz, sen bunları boş yere yaratmadın. Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih eder, uzak tutarız. Sen bizi cehennem ateşinden koru’ derler.” [Al-i İmran suresi, 190-191] Rasûlullah (s.a.v.) sonra şöyle buyurdu:

“Bu ayetleri okuyup da üzerinde hiç düşünmeyenlere çok yazık!” [İbn Hibbân, Sahih, 620; Ebu’ş-Şeyh, Ahlâku’n-Nebî, 186; İbn Kesîr, Tefsir, 2, 828-829]

***

Demek ki, Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) bile nafile ibadet için hanımını ihmal etmiyor. Erkek için dışarıdaki farz ibadetler ve zaruri işler bitip eve dönünce, evde ailesinin hakkı başlar. İbadet için de olsa hanımı ihmal etmek, görmezlikten gelmek doğru değildir. Asıl iş, hakları koruyarak ibadet yapmaktır. Her hak sahibine hakkını vermek de bir ibadettir. İbadetler nefsin keyfine göre değil, dinimizce öğretilen edebe göre yapılmalıdır ki, Allah için yaşanmış olsun.
Kadın nafile oruç tutarken kocası yanında ise onun iznini almalıdır; çünkü gündüz kocanın hizmetlerini görmek, nafile ibadetten daha önce gelir. Aynı şekilde koca da bazen bütün geceyi ilim veya ibadetle geçirmesi gerekiyor ve o gece hanıma hiç vakit ayıramayacaksa, izin alması icap eder, âdap bunu gerektirir. Güzel ahlâk, fazilet ve efendilik budur.

Hadis-i şeriften öğrendiğimize göre, erkek ilk yatış anında hanımı ile birlikte olsa ve bu beraberlik uyuyana kadar devam etse bu yeterlidir. Hanım uyuduktan sonra gece ibadetine veya sabah namazına kalkmak için izin istemeye gerek yoktur.

Nafile ibadet için böyle izin gerekli iken, hanımını tamamen keyfi bir biçimde ihmal edenlerin büyük kusur işlediği kesindir. Nefsimize arka çıkıp kibirlenmenin bir faydası ve fazileti yoktur. Hepimiz bir damla sudan yaratılmışız. Tevazu gösterelim. Kusur işlediğimizde karşımızdaki çocuk da olsa özür dilemesini bilelim. Çocuklarımıza da bu ahlâkı gösterelim ki, onlar da İslâm’ın güzelliğini evlerinde görsünler, yüce dinimizi sevsinler, bizi örnek alıp güzel ahlâk edinsinler ve bu ahlâk mirasını gelecek nesillere aktarsınlar. Allah hepimizi Rasûlullah (s.a.v.) ve onun yolundan gidenlerin ahlâkıyla ahlaklandırsın.

denge, erkek, kadın, ibadet, zevk, nafile, ilim, huzur, usul, izin, ölçü, hizmet, eğlence, istişare, âdap, aile düzeni, idareci, nazik, Osman b. Ma’zun’un (r.a.) hanımı, Kureyş, hane-i saadet, Âişe validemiz (r.anha),

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son bakılanlar

İftar Vakitleri: İstanbul | Ankara | İzmir | Bursa | Konya | Köln | Londra

JOHOR KEDAH KELANTAN KUALA LUMPUR LABUAN MELAKA NEGERI SEMBILAN PAHANG PERAK PERLIS PULAU PINANG PUTRAJAYA SABAH SARAWAK SELANGOR TERENGGANU