İmam-ı Rabbani Hz.lerinin mezhebi

hocam selam aleyküm mektubatı şerifede kıyamet alametlerinden hz isanın dünyaya indirilişinin olacağı ve hz isa ile imamı azam hz lerinin fıkhi uygulamalarının birebir muafık olacağı bilgisini aldım.mektubatı şerifenin müellifi olan imamı rabbani hz leri hangi mezhebe bağlı idi


Ve aleyküm selam.

İmam-ı Rabbani Müceddid-i Elf-i Sâni Ahmed Fârûkî es-Serhenî (k.s.) hazretleri, amelde Hanefî mezhebine müntesiptirler. Bununla birlikte İmam Şâfiî (rh.) hazretlerine de zatî bir muhabbetleri bulunduğunu ve bazı nafilelerde onun içtihatlarıyla amel ettiklerini beyan buyururlar.

Mesajınızda sözünü ettiğiniz hususla alakalı olarak da şu açıklamalarda bulunmuşlardır:

“Hz. Îsâ’nın (a.s.) nüzûlünden (yeryüzüne inişinden) sonra dahi, bu şerîatin neshi câiz olmaz, hükmü kalkmaz. Çünkü, o da Rasûlüllah (s.a.v.) Efendimiz'in şerîatına ve sünnetine tâbi olacaktır. Zâhir âlimler, me’hazin (kaynağın) derinliğinden ve işin tam mânâsı ile inceliğinden dolayı Îsâ aleyhisselâmın ictihâdını inkâra yeltenirler. Onun ictihadlarının Kur’ân'a ve sünnete muhâlif olduğunu zannederler. Oysa ictihad meselesinde Hz. Îsâ (a.s.), İmâm-ı A‘zâm-ı Kûfî (rh.) gibidir.

“İmâm-ı A‘zâm hazretleri, vera‘ (şüphelilerden dahi kaçınmak) ve takvâ sahibi olmak bereketi, sünnete tebaiyyet devleti (tâbi olma, uyma şeref ve rütbesi) ile ictihadda ve hüküm istinbat etmekte öyle yüksek bir dereceye nâil olmuştur ki; diğerleri, onu anlamaktan bile âcizdirler. Mânâların derinlik ve inceliğinden ötürü, onun ictihadlarını Kur’ân'a ve hadîse muhâlif saymışlar, onu ve arkadaşlarını re’y sahibi zannetmişler (kendi görüşlerine göre hareket ettiğini sanmışlardır).

“Bütün bunlar, Ebû Hanîfe hazretlerinin ilmî dirâyetinin hakikatine ulaşamamaktan ve onun anlayışına, firâsetine muttali‘ olamamaktan ileri gelmektedir. Ama İmâm Şâfiî hazretlerini, o türlü isnadları yapanlardan ayırmak gerek... Zira o, İmâm-ı A‘zâm hazretlerinin fıkhî inceliğinden bir nebze görmüş ve bunun için de şöyle demiştir:

“Bütün insanlar, fıkıhta Ebû Hanîfe'nin iyâlidir (çoluk çocuğu gibidir)…’

“Yazıklar olsun diğerlerine ki, (onun kendi görüşünü öne çıkarıp hadis üzerine tercih ettiğini iddia etmişler) böyle bir cür’ete kalkışıp kendi kusurlarını başkalarına isnat etmişlerdir!

Bir şiir meali:
Ayıplarsa kusurlu biri bilmeden onları;
Kem sözlerden berîdir hep onların sâhaları…
Kırabilir mi hiç o zinciri hîlekâr tilki;
Bağlanmıştır onlarla dünyanın tüm aslanları...

“Hâce Muhammed Pârsâ (k.s.), Fusûl-i Sitte'de şöyle demiştir:

“Yeryüzüne indikten sonra Hz. Îsâ (a.s.), Ebû Hanîfe'nin mezhebi üzere amel edecektir.’

“Mümkündür ki bu cümle, yukarıda da anlatıldığı gibi, Îsâ aleyhisselâm ile İmâm-ı A‘zâm hazretlerinin (ictihadlarının isabette) benzerliği dolayısiyle söylenmiştir. Yani Hz. Îsâ'nın ictihâdı, İmâm-ı A‘zâm hazretlerinin ictihâdına muvâfık olacak; ama onu taklid etmeyecektir. Zira onun şânı, ümmet ulemâsını taklid etmekten yana yücedir...” [İmâm-ı Rabbânî, el-Mektûbât, Fazilet Neşriyat, yyy., 2, 55]

Hanefî, nafileler, Hz. İsa, Mektubat, İmam-ı Rabbani Hz.lerinin mezhebi, Müceddid-i Elf-i Sâni Ahmed Fârûkî es-Serhenî, İmam Şâfiî, İmâm-ı A‘zâm, Hâce Muhammed Pârsâ, Fusûl-i Sitte,

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son bakılanlar

İftar Vakitleri: İstanbul | Ankara | İzmir | Bursa | Konya | Köln | Londra

JOHOR KEDAH KELANTAN KUALA LUMPUR LABUAN MELAKA NEGERI SEMBILAN PAHANG PERAK PERLIS PULAU PINANG PUTRAJAYA SABAH SARAWAK SELANGOR TERENGGANU