Şeytana uydum

...şu an çok pişmanım kendimden utanıyorum bunalıma girdim, resmen yakıştıramadım bunu kendime. ben şimdi çok büyük bi günah mı işlemiş oldum? çok kötüyüm şu anda ya napcam ben şimdi? hiç çıkar yolu yok mu, eski halime nasıl dönücem, nasıl affettirirecem kendimi Allah katında? hiç bi çıkar yolu yok mu çok kötü hissediyorum kendimi ve çok üzgünüm!

Mesajınızın böylesi bir ortamda olduğu gibi yayımlanması, sizi, çok çirkin ve vebali büyük olan fâsık-ı mütecâhir (işlenen günahı açıklamak) durumuna sokacağı ve de başkalarına kötü örnek teşkil edebileceği için biraz kısalttık.

Sorunuzun cevabına gelince...

Cenab-ı Hak buyuruyor ki:

“Ey iman edenler, şeytanın adımlarına uymayın! Her kim şeytanın adımlarına uyarsa, şunu bilsin ki; o, çirkin ve kötü şeyler emreder. Allah'ın size karşı lûtfu ve rahmeti olmasaydı, içinizden hiçbiri asla temize çıkamazdı; fakat Allah, dilediğini temize çıkarır. Allah, herşeyi işiten, herşeyi bilendir”. [Nûr suresi, 21]

Görüldüğü üzre ayet-i kerimede;

- Mü’minler olarak şeytana uyamamız gerektiği,

- Onun bizlere neyi emredeceği, hangi felaketlere sürükleyeceği,

- Bunun yanında Allah’ın rahmetinin genişliği, yani tevbe kapısının açık olduğu,

- Eğer o bizi affedip-bağışlayıp temize çıkartmazsa, asla temizlenemeyeceğimizi,

- Ve yine düşündüğümüz-konuştuğumuz-yaptığımız (gizli-âşikâr) her şeyi işittiği ve bildiği beyan olunmuştur.

Peki bununla beraber bir kul hata edip şeytana uyar ve onun emrettiği çirkin fiillerden mesela zinayı işlerse, neticesi, hükmü ne olur? Şimdi onu görelim.

Öncelikle Rabbimizin (c.c.) şu ikazına kulak vermemiz lazım: “Zinaya yaklaşmayın! Çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur.” [İsra suresi, 32] Binaenaleyh zina, dinimizde büyük günahlardan addedilmiştir. Bunu bilip ona göre davranalım, şiddetle kaçınmaya gayret edelim. Zira dikkat edersek, Allah (c.c.) “yapmayın” değil “yaklaşmayın” buyuruyor! Yüce dinimizde insanı kötülüklere iten zaaflar ve alışkanlıklar mevzuunda yasaklayıcı hükümler bulunmaktadır. Bu hükümlere uyabilenler dünyada rahat ettikleri gibi, ahiretlerini de kurtarıyorlar... Gittikçe yaygınlaşan kötü ve olumsuz alışkanlıklardan kendilerini ve çocuklarını da muhafaza ediyorlar. Yoksa sonuç ortada... Dünyanın umumi ahvali, gidişatı tam bir felaket!

Onun içindir ki Cenab-ı Hak, “Zinaya yaklaşmayın!” buyuruyor. “Zina yapmayın!” demiyor. Bu sebeple zinaya vesile olabilecek, davetçilik manasına gelebilecek, tahrik ve teşvikçi görüntülere bakılmasını dinimiz caiz görmez. Çünkü asıl mesele yaklaşmamaktadır. Yaklaşmazsanız kurtulmanız kolay olur. Yaklaştıktan sonraki gelişmelere dayanmanız zorlaşır, ateşe yaklaşanın içine düşmesi gibi bir sonuç çıkabilir.

Gözler müstehcene nazar etmekten sakınılmalı ki hayaller tertemiz olsun, zihinler kirlenmekten korunsun. Allah dostları, “Sadece kafa gözlerini kapamakla, sakınmakla kalınmamalı, haramlar hayallere dahi alınmamalı, hayaller bile korunmalı” buyurmuşlardır.

***

İslâm hukukunda zinanın dünyada uygulanacak hükmü açıktır. Suçunu Hâkim'in huzurunda dört defa ayrı ayrı itiraf ederek cezanın verilmesini isteyen veya dört şahidi bulunan birisi hakkında şöyle karar verilir:

Eğer bu kişi evli ise recm cezası uygulanır, bekârsa yüz değnek / sopa vurulur.

Fakat kişi suçunu itiraf etmemiş veya yaptığı bu fiili kimse görüp şikayette de bulunmamış ise, bu insanın yapacağı tek şey günahından dolayı pişmanlık gösterip bir daha yapmamak üzere tevbe ve istiğfar etmektir.

Ayrıca malumunuz, böyle bir suç işleyen kimse suçunu itiraf etse bile şu anda bunun cezasını uygulayacak bir merci yoktur. Geriye iki şey kalıyor. Bunlardan biri kul hakkıdır. Varsa helalleşmek gerekir. Diğeri de Allah hakkıdır ki, bunun için de pişmanlık, tevbe ve istiğfar etmek ve bir daha o günaha girmemektir.

İnsan hem iyilik hem de kötülük yapmaya müsait yaratılmıştır. Onun için zaman-zaman isteyerek veya istemeyerek günahlara girebiliyor. Bu hususta Kur’an-ı Kerim’de, “Allah, kendisine şirk koşulmasının dışındaki istediği kimselerin bütün günahlarını bağışlar”. [Nisa suresi, 48, 116] buyurarak hangi günah olursa olsun affedebileceğini bildirmektedir.

Binaenaleyh gerek Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.) gerekse onun varisleri olan hakiki âlimlerimiz tarafından da, cân-ı gönülden yapılan tevbenin Allah tarafından kabul edileceği ifade edilir. Nitekim bir başka ayet-i celilede de, “Ey iman edenler, nasuh tövbe ile tevbe edin ki Allah da sizin kabahatlerinizi affetsin ve altlarından ırmaklar akan cennetlerine koysun.” [Tahrim suresi, 8] buyrularak yapılan tevbelerin kabul edileceği beyan edilmiştir.

Âlimlerimiz, ayette geçen “Nasuh Tevbe”yi şöyle açıklamışlardır:

a- Allah’a karşı günah işlediğini bilerek, bu günahtan dolayı Allah’a sığınmak ve pişman olmak.

b- Bu günahı / suçu işlediği için üzülmek, Cenab-ı Hakk’a karşı böyle bir günah işlediğinden dolayı vicdanen rahatsız olmak.

c- Bir daha böyle bir günaha dönmeyeceğine dair bir kararlılık içerisinde olmak.

d- Kul hakkını ilgilendiriyorsa, karşı tarafla helalleşmek.

Bir rivayette de "Nasuh Tevbe" şöyle tarif edilmiştir:

“Nasuh tevbe şudur:

- Günahlara pişmanlık.

- Farz ibadetleri yapmak.

- Zulüm ve düşmanlık yapmamak.

- Kırgın ve küskünlerle barışmak.

- Bir daha o günaha dönmemek üzere karar vermek”. [Bkz. Ali el-Müttakî, Kenzü'l-Ummâl, 2, 3808]

Eğer bu şartları yerine getirirsek Allah Teala’nın tevbelerimizi kabul edeceğinden ümitli oluruz.

Ancak mü’min olarak her zaman korku ve ümit arasında olmalıyız. Ne ibadetlerimize güvenip ilahi azaptan emin olmalı, ne de günahlarımızdan dolayı ümitsizliğe düşmeliyiz. Ben çok iyiyim, bu işi hallettim demek ne kadar yanlışsa; ben bittim, beni Allah affetmez, tevbelerimi kabul etmez demek de o kadar yanlıştır.

Ayrıca unutmamak lazım, hatasını-suçunu-günahını anlayıp tevbe etmek, Allah’a sığınmak kullukta çok önemli ve büyük bir haslettir. Günah işleyip de daha sonra tevbe ederim gibi bir düşünce de pek büyük yanlıştır. Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz, “Sevfeciler (ihmalkârlar, ibadet ve tevbeyi geçiktirenler, bugünün işini yarına bırakanlar) helak oldu” [İmam-ı Rabbani (k.s.), el-Mektubat, 1, 133] buyurmuşlardır. Bu hataya, bu vartaya da düşmemek lazım.

fâsık-ı mütecâhir, çok kötü, şeytanın adımlarına uymayın, bunalım, çok büyük bi günah, Zina yapmayın, haramlar hayallere dahi alınmamalı, hayaller bile korunmalı, yüz sopa, nasuh tevbe, Sevfeciler,

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son bakılanlar

İftar Vakitleri: İstanbul | Ankara | İzmir | Bursa | Konya | Köln | Londra

JOHOR KEDAH KELANTAN KUALA LUMPUR LABUAN MELAKA NEGERI SEMBILAN PAHANG PERAK PERLIS PULAU PINANG PUTRAJAYA SABAH SARAWAK SELANGOR TERENGGANU