Sabr

selamun aleyküm hocam. Ben az çok okuyan öğrendiklerini uygulamaya çalışan biriyim. Ancak kızacagım bir konu oldugu zaman sinirlerime hakim olamıyorum :( insanlara bana kötü davransalar bile öyle güzel yaklaşmak istiyorum ki , o kişi dahi yaptıgı hatadan pişman olsun. ama sabrılı ve yumuşak huylu degilim nasıl öyle biri olmalıyım. okumam gereken bir dua da varsa yardımcı olursanız sevinirim. Allah razı olsun.

Ve aleyküm selam.

Okumaya devam ediniz. Tabii ki güzel bir haslet. Fakat ölçülü ve verimli okumaya çalışınız. Ne okuduğunuzun, niçin okuduğunuzun, okuduklarınızdan neler elde ettiğinizin farkında ve şuurunda olarak okuyunuz.

Sinirlilik meselesine gelince…

Bilindiği üzere hemen hherkesin fıtratı/hilkati farklıdır. İnsanların bazısı Hz. Ebu Bekir (r.a.) huyunda, yumuşak; bazısı Hz. Ömer (r.a.) gibi sert, bazıları da daha farklı tıynetlerde olur. Cibillî huyları tamamen değiştirmenin imkânı yoktur. Ama terbiye edilebilir, yumuşatılabilir… Nisbi bir farklılığa kavuşturulabilir.

Öfke ve zararlarıyla ilgili geniş ve detaylı bilgi için bkz. http://www.halisece.com/islami-yazilar-ve-makeleler/274-qofkelenmeq-qofkeyle-kalkan-zararla-otururq.html

Sabırlı ve yumuşak huylu olabilmek için de öncelikle öfkemizi yenmemiz gerekir. Cenab-ı Hak buyuruyor ki: "(O takva sahipleri) bollukta ve darlıkta harcayıp yedirenler, öfkelerini tutanlar, insanların kusurlarını bağışlayanlardır. Allah da iyilik edenleri sever." [Âl-i İmran suresi, 134]

Hadislerden anladığımıza göre öfkenin belli başlı bazı ilaçları vardır:

1) Susmak (sözlü tahriklerden ve saldırılardan kaçınmak). Rasûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.), “Sizden biriniz öfkelendiğinde sussun.” [Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, Daru’l-Fikr, Beyrut, yyy. Hadis.no:768] buyurmuşlardır.

2) Abdest almak. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: “ Öfke şeytandandır (yani şeytanın vesveselerindendir); şeytan da Ateşten yaratılmıştır. Ateş su ile söndürülür. Sizden biriniz öfkelendiğinde abdest alsın.” [Benzer hadis için bkz. Gazali, İhya, 3, 390]

3) Vücudu saldırgan duruştan geri çekmek. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), “... Kızdığın vakit ayakta isen otur, oturuyorsan yaslan, yaslanmış isen yere uzan.” [Gazali, İhya, 3, 391] buyurmuştur.

4) Eûzü okumak. Rasûlullah (s.a.v.) buyurmuşlardır ki: "Ben bir kelime biliyorum ki, eğer şu adam o kelimeyi söylese muhakkak öfkesi geçer. O kelime: ‘Eûzü billahi mineş-şeytânirracîm’ sözüdür" [Müslim, Sahih, Birr ve Sıla, 109]

5) Ve yine öfkeyi defetmek için Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Hz. Âişe (r.anha) validemize tavsiye ettiği şu duayı okumak: “Ey Âişecik! (öfkelendiğinde) ‘Allahümmağfirlî zenbiî ve ezhib ğayza kalbî ve ecirnî mine’ş-şeytan’ de.” [Canan, İbrahim, Kütüb-i Sitte Terc ve Şerhi, Akçağ Yay. Ankara, 1989, 17, 583]

Manası: “Ey Allah’ım, benim günahımı mağfiret buyur (affet), kalbimin öfkesini gider ve beni şeytandan koru”.

Sabır ruhun bir melekesidir, güzel bir huydur. Tahammülü zor ve nefse ağır gelen şeylere katlanmak ancak sabır ile olur. Bir hakkı müdafaa ve muhafaza etmek için gösterilen sebat, sabretmekle mümkündür. Allah'ın emirlerini yerine getirmek, aklın ve dinin hoş görmediği ve nefsin meşrû olmayan istek ve arzularına mukavemet edebilmek, hayatta elde olmadan başa gelen ve insana büyük elem ve keder veren bela ve musîbetlere karşı koyabilmek ve bunların üstesinden gelebilmek için sabırlı olmak ve sabretmeye alışmak lazımdır.

Bütün faziletlerin anası, hayatta muvaffak olmanın ve kemale ermenin sırrı bu güzel huydur. Her türlü rezaletin sebebi sabırsızlık veya gerektiği kadar sabır gösterememektir. Sabır her faziletin üstünde bir değer taşır. Onun için de ecri hesapsızdır.

"Şüphesiz Allah Teâlâ sabredenlerle beraberdir." [Bakara suresi, 153, 155]

Sabrın sonu selamettir, başarıdır. Sabır acıdır, fakat sonucu tatlıdır. Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.); "Sabır, acı bir olayın yaptığı sarsıntıya karşı ilk anda gösterilen tahammüldür." [Buhârî, Sahih, Cenâiz, 32] sözüyle, bir sıkıntı, felaket ya da hoşlanmayacağımız bir durumla ilk karşılaştığımız zamandaki sabrın önemine işaret buyurmuşlardır.

Sabretmek, mahkûmiyete, meskenete ve zillete razı olmak, haksız tecavüzlere, insan haysiyetine gölge düşürecek saldırılara katlanmak ve bunlara ses çıkarmamak anlamına da gelmez. Çünkü meşru olmayan şeylere karşı sabretmek caîz değildir. Bunlara karşı içten elem duymak ve bunlarla mücadele etmek gerekir. İnsanan kendi gücü ve iradesiyle üstesinden gelebileceği kötülüklere katlanması ya da zaruri ihtiyaçları karşısında gevşemesi sabır değil, acizlik ve tembelliktir. Rasulullah (s.a.v.); "Ya Rabbi! Âcizlikten ve tenbellikten sana sığınırım." [Buhari, Sahih, Cihad, 25] diye dua etmiştir.

Bazı sıkıntılar vardır ki, kulun irade ve gücünü aşar. Böyle felaketler başa geldiği zaman heyecana kapılmadan ve şikayet etmeden takdir-i ilâhiye razı olup sabretmek mü’minlerin özelliklerindendir. Nitekim Cenab-ı Allah Kur'an-ı Kerim'de sabr-ı cemili (güzel sabır) emretmektedir. [Yusuf suresi, 18] Rasûlullah (s.a.v.) de tarifini yaparak, "Sabr-ı cemil, şikayet edilmeyen sabırdır" [İbn Kesir, Tefsir, 4, 303] buyurmuşlardır.

Kur'ân-ı Kerim'in yetmişten fazla ayetinde zikredilen sabır, insan tabiatına aykırı olan zorunlu hallere uymak ve güçlüklere karşı koymak demektir.

Sabrın gâyesi, beklenmedik olaylar, içine düşülen güçlükler karşısında tedirgin olmamak, paniğe kapılmamak ve tahammül göstermektir.

Allah Teâlâ sabredenlere mükâfatını hesapsızca vereceğini müjdelemiş ve onları övmüştür.

"Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır ve bizi Müslüman olarak öldür." [A'raf suresi, 126]

Ruh, hâkim, hata, öfke, huy, sabr, meleke, sinir, Allahümmağfirlî zenbiî ve ezhib ğayza kalbî ve ecirnî mine’ş-şeytan, Şüphesiz Allah Teâlâ sabredenlerle beraberdir, üzerimize sabır yağdır,

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son bakılanlar

İftar Vakitleri: İstanbul | Ankara | İzmir | Bursa | Konya | Köln | Londra

JOHOR KEDAH KELANTAN KUALA LUMPUR LABUAN MELAKA NEGERI SEMBILAN PAHANG PERAK PERLIS PULAU PINANG PUTRAJAYA SABAH SARAWAK SELANGOR TERENGGANU