Gadap

selamün aleyküm..hz.mevla duadada cok fazla ısrar edince gadabından verirmiş diye duydum..misal çocugu olmayan bi insanın sürekli çocuk için uğraşması veya ısrarla istemesi ..böyle bir şeyin aslı varmıdır?veya evlilik için?


Ve aleyküm selam.

Yanlış duymuşsunuz. Aksine duada ısrarcı olmak gerekir. Yeter ki isteğimiz meşru olsun…

Nitekim Hz. Selmân (r.a.) şöyle anlatmıştır: “Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki:

“Rabbiniz hayiydir, kerimdir. Kulu dua ederek kendisine elini kaldırdığı zaman, O, (onun) ellerini boş çevirmekten istihya eder.” [Tirmizî, Sünen, Deavât 118, Hadis no: 3551; Ebû Dâvud, Sünen, Salât 358, Hadis no: 1488]

Hadisin metninde geçen “Hayiy” kelimesi, çok haya eden, fazlaca utanan demektir. Haya vasfını Allah (c.c.) hakkında lûgat manasında kullanmak uygun değildir. Çünkü, lûgat olarak haya, kişide ayıplanma ve kınanma korkusu gibi bir şey sebebiyle hâsıl olan değişme ve inkisâr (kırılma-gücenme) mânâlarına gelir. Böyle bir hâl Hz. Zât-ı Zû’l-Celâl hakkında muhaldir. Öyle ise lûgat yönüyle “çok utanan” mânasına gelen “hayiy” kelimesi Allah Teala hakkında kullanılınca, bundaki gaye maksuddur. Haya’dan maksad ve gaye ayıplanacak şeyin yâni hoş olmayan şeyin terki olduğuna göre, ulemâ, Allah hakkında şu mânada anlamıştır:

“Allah'ın ‘hayiy’ olması; kulu memnun edecek şeyi yapması, ona zarar verecek şeyi terketmesi demektir.” Öyle ise sadedinde olduğumuz hadisi, ‘Cenab-ı Hak, dua eden kuluna, kulun hayrına olan şeyi mutlaka verir, duasını sevapsız-karşılıksız, boş bırakmaz’ diye anlayacağız. Bu ‘verme’ işini; Cenab-ı Hakk'ın hikmeti muktezasınca kulun, ya ‘istediğine aynen kavuşması’ yahut ‘daha iyisinin ihsan edilmesi’ ya da ‘sevap verilmesi, günahlarının azaltılması’ olarak tecelli edeceği şeklinde anlamak gerekir.

İbn Mes'ud (r.a.) demiştir ki: “Rasûlullah (s.a.v.) duayı üç defa tekrarlamaktan, istiğfarı üç kere yapmaktan hoşlanırdı.” [Ebû Dâvud, Sünen, Salât 361, Hadis no: 1524]

Rasûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.), duada ısrar ve tekrarı tavsiye etmektedir. Bu rivâyet, Fahr-i Kâinat’ın (s.a.v.) dua veya istiğfar ettiği zaman üçer sefer tekrarladığını ve bizim de öyle yapmamızı istediğini açıkça göstermektedir.

Ebû Hüreyre (r.a.) de şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Acele etmediği müddetçe, herbirinizin duasına icâbet olunur (duası kabul edilir). Ancak şöyle diyerek acele eden var: ‘Ben Rabbime dua ettim, duamı kabul etmedi.” [Buhârî, Sahih, Deavât, 22; Müslim, Sahih, Zikr, 92, Hadis: 2735; Mâlik, Muvatta, Kur'an, 29 (1, 213); Tirmizî, Sünen, Deavât, 145, H. No: 3602, 3603; Ebû Dâvud, Sünen, Salât 358, H. No: 1484]

Müslim'in diğer bir rivâyeti de şöyledir: “Kul, günah talep etmedikçe veya sıla-i rahmin kopmasını istemedikçe duası icâbet görmeye (kabul edilmeye) devam eder.”

Tirmizî'nin bir diğer rivâyeti ise şöyledir: “Allah'a dua eden herkese Allah (c.c.) icâbet eder. Bu icâbet ya dünyada peşin olur, ya da ahirete saklanır, yahut da dua ettiği miktarca günahından hafifletilmek sûretiyle olur. Yeter ki günah (olan bir şey) talep etmemiş veya sıla-ı rahmin kopmasını istememiş olsun, ya da acele etmemiş olsun…”

Fahr-i Âlem (s.a.v.) Efendimiz bu hadislerinde, dua eden insanların bir zaafına dikkat çekmektedir: ‘İsti'câl’ yani acelecilik... Bir başka ifade ile, duanın hemen karşılığını görme arzusu… Müslim'in bir rivâyetinde “Yâ Rasulallah, isti'câl nedir?” diye sorulunca şu açıklamayı yapmışlardır:

“Dua ettim, ettim de hiçbir neticesini görmedim’ der ve o anda duayı terkeder”.

***
Görülen o ki; Rasûl-i zî-şân Efendimiz (s.a.v.), duanın terkine sevkedecek bir aceleciliği tasvip etmiyor, hoş görmüyor. Bu sebeple, her hâlukârda dua etmeye devam edilmesi için, duanın mutlaka netice vereceğini kesin bir dille ifade ettikten sonra, bu kabulün şu hususlardan biriyle olcağını belirtiyor:

(1) Ya isteğe uygun olarak dünyada görülecek bir şekilde makbul olur.

(2) Ya âhirette verilmek üzere sevap takdir edilir.

(3) Yahut günahları affedilir.

Şu halde bu hadis mü’minleri, neticeye hiç aldırmadan dua etmeye, Allah Teala’dan hayırlı şeyler istemeye devam etmeye teşvik etmektedir. Duayı ibadetin, kulluğun bir icabı bilip, ara vermeden devam etmelidir. Mü'min ibadetten usanmaz, zaten hayatının gayesi ibadetttir, kulluktur. Zira Cenab-ı Hak insanları sadece ve sadece ibâdet/kulluk için yaratmıştır. [Zâriyat suresi, 56] İcâbetin gecikmesi; istenilen şeyin henüz vakti gelmediğinden, yahut kulun daha çok ibadet edip bu hususta mübâlağa göstermesi gereğindendir. Zira, Hz. Mevlâ duada mübâlağa ve ısrarı sevmekte, çok dua edenlerin duasını kabul buyurmaktadır.

Çocuk, evlilik, ısrar, gadap, duada, makbul olur, takdir edilir, günahları affedilir,

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son bakılanlar

İftar Vakitleri: İstanbul | Ankara | İzmir | Bursa | Konya | Köln | Londra

JOHOR KEDAH KELANTAN KUALA LUMPUR LABUAN MELAKA NEGERI SEMBILAN PAHANG PERAK PERLIS PULAU PINANG PUTRAJAYA SABAH SARAWAK SELANGOR TERENGGANU