'Hudûs-i zâtiyle hâdistir'in biraz daha açıklaması

Selamüan aleyküm hocam .bundan evvelki dört soruya yardımcı oldunuz benim için yoruldunuz sizin hakkınızı ödeyemem allah sizden sizlerden razı olsun.hocam ne olur yalvarıyorum son kez sizi gene yoracağım allah rıza için bana yardımcı olun son birkez bana yardımcı olun hocam kıdem-i zamani hudus-i zati başlıklı soruda allahın sıfatları zatının ne aynıdır nede gayrıdır. Açıklamasını yaptınız...hocafendinin ifadesiyle bu sıfatlar kıdem-i zamani ile kadim hudus-i zatiyle hadistirler .yani kadim olan allahu tealanın sıfatı olmaları itibariyle zaman bakımından kadimdir.(evvelleri yoktur.ezelidirler) zatlarının ise hadis olmaları yani asıllarının cenab-hak tarafından meydana getirilmiş bulunması cihetinden dolayı kadim değil hadistirler....zatların ise hadis olmaları kafama takıldı.allahın zatının ismi allahtır.allah ezeli ve ebedidir.allahın sıfat-zatiyesi ezeli ve ebedidir yani vucut kıdem beka vahdaniyet muhalifetün lil havadis kıyam bi nefsihi sıfatları ezeli ve ebedidir allahın sıfat-ı subutiyesi yani allahın hayat ilim semi basar kelam tekvin sıfatları ezeli ve ebedir allahın sıfat-ı filiyesi ezeli ve ebedidir yani allahın tüm isimleri sıfatları ezeli ve ebedidir. Bunları böyle biliyorum inandım.hudus-i zatiden anladığım allahın bir fili zamanı geldiğınde yaratmasıdır.örneğin trafik kazasını zamanı geldiğinde yaratmasıdır. Benim anladığım doğrumu?zatların ise hadis olmaları ne demek yani hudus-zati ile hadistirler ne demek biraz açıklayıverin lütfen.bildiğim bilmediğim tüm itikadi meselelere inandım diyebilirmisim.itikadi bilgiler olarak hasan arıkan hocanın ilmihali yeterli diyebilirmiyiz zarureti diniyye hasan arıkan hocanın ilmihalinde yazar.zarureti diniyyeyi biliyom inandım yıllardır zihnimi alt üst edem fıkhı ekber sayfa 300 deki imana taalluk eden şüphelerin giderilmesi başlıklı yazı fıkhı ekberde veya başka kitaplarda bir şey okuyum anlayamadığın şeyi sormassan kafirsin diye vesvese geliyor soruyum.fıkhı ekber sayfa 300 den 3 soru ürettin sormassan kafirsin diye vesvese aynı soruyu hocalara devamlı sordum.devamlı sorduğum 3 soru fıkhı ekberde şüphelerin giderilmesi için alime sormassan kafirsin yazıyor şüphesi olan kişi ementüye inandı hiç alime sormadan öldü inşaallah imanlı gider değilmi?hocaların cevabı inşallah imanlı gider ikınci hocalara çok sorduğum soru peygamberimiz allah tarafından her ne getirdiyse inandım kalbimde asla şüphe yoktur kalbimde şüphe olmadığıma göre şu meselede şüphem var diye sorulmaz değilmı?hocaların cevabı sorulmaz ücüncü devamlı sorduğum soru allaha şüphem olmadıma kalp karar verdikten sonra allaha şüphem var diye sorulmaz değilmi?hocaların cevabı sorulmaz.en son sorduğun hoca cevap vermedı sormassan kafirsin diye vesvese geldi başka hocaya sordum bu vesveseler devam etti gitti hasan arıkan abinin imihalini biliyom inandım şek ve şüphem terettüdüm duraklamam yok neye sorayım.fıkhı ekberden bir şeymi okudum sormassan kafırsin diye vesvese gelse sormayacağım aklım bunları tartmaz ilmihaldeki bilgiler yeter diyeceğim.çok vesveselim ne olur allah rıza için yardımcı oluverim.allah sizi sizleri başızdan eksik etmesin.allah hizmetlerinde başarılar versin.sizleri çok sevdim allaha emanet olun.teşekkürler.

Ve aleyküm selam.

Orada sözü edilen zât’tan kasıt, zât-ı ilahi değil, sıfatların her birerinin kendisi… Yani nef-i sıfattır. ‘Allah’ın sıfatları zaman itibariyle kadîmdir, zât itibariyle değil’ denilmesi, ‘var olmak için vacibin zâtına muhtaç olma’ manasına gelen, ‘hudîs-i zâti’ye yani sıfatların zâtları bakımından sonra olma haline aykırı düşmez.

Buradan, bu ifadeden anlaşılan ya da en azından benim anlayabildiğim-kavrayabildiğim mana bu. Bunu kabul eder veya etmezsiniz, o ayrı mesele… Peki buna itiraz edenler çıkabilir mi? Pekale çıkabilir. Çünkü bu saha, kelam sahasıdır. Onlar da delillerini, gerekçelerini ortaya koyar, iddialarını isbat ederler. Senin de onlara vecek cevabın varsa, çıkar söylersin. Tabii burada sen – ben’den kastımız, sıradan insanlar değil, bu sahada yeterli ilmi istidadı-kabiliyeti ve de selahiyeti olan akâid ve kelâm âlimleri…

Peki burada bizim yapmaya çalıştığımız nedir?

Kısaca, yazılıp anlatılanları anlamaya çalışmaktan ibarettir. Tamam mı güzel kardeşim?

Daha fazlasına aklım ermez, fikrim ihata etmez, vaktim de müsaade etmez. Geniş açıklamalar için akaid ve kelâmla ilgili kaynak eserlere müraccat edilmesini söylemiştim, gene hatırlatmış olayım. Burayı bunun tartışma cevelengâhı yapamayız.

Umarım farkındasındır; mesajın da tam bir keşmekeşe dönüşmüş... Bolca tekrarlar, dönüp dönüp aynı şeyleri yeniden dile getirmeler… Kusura bakma ama, bir yığın işimizin gücümüzün arasında, bir de bu kafa karışıklıklarına zaman ayırıp tahammül etmeye mecbur değliz herhalde… Yazacaklarını öz olarak ifade etmeye çalış. Kanaatimce senin öncelikle iyi bir sükûnete, durup dinlenmeye / kendini dinlemeye ihtiyacın var.

Vesveselerinden de ancak Allah’ın izni ve kendi sağlam iradenle kurtulabilirsin, yoksa kimse senin o illetine çare olamaz. Zira "Nefsin kuvvetli hastalıklarından biri haset olduğu gibi, Şeytan'ın kuvvetli tasarruflarından biri de VESEVESE'dir. Kur'an-ı Kerim'in tertibinde, haset ve VESVESE ile nihayet bulması, bu işin ehemmiyetine işaret eder." [Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) Ali erol, Hatıratım, s. 36]

Fıkh-ı Ekber’i madem okumak istiyorsun, fakat anlamakta-kavramakta zorlanıyorsun, bilen birilerinin rahle-i tedrisinde okumaya bak. Farklı şerhlerine göz at. Böyle bölük-börçük sorularla sıhhatli netice elde edilmez. Diğer akaid ve kelam kitaplarındaki aynı bahislerle karşılaştır. Kafanı bulaşık teline döndürmemeye çalış. Kaldı ki Fıkh-ı Ekber Şerhi’ndeki bahis mevzuu yer mükerreren soruldu, daha önceki cevaplarımızda defalarca açıklaık. Aynı şeyi temcit pilavı gibi durmadan ısıtıp ısıtıp getirmenin bir anlamı da faydası da yok. Bilakis zararı ortada… “Şeriatte izâa-i mâl, kesret-i sual haramdır”. [Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.), Mektuplar, s. 113] Aynı soruyu yüz kere de gündeme taşısan, cevabı gene aynı olur.

Bu arada sormayı unuttum; hangi temel İslâmi ilimleri tahsil ettin, akaid ve kelâmdan neleri okudun da gelip Fıkh-ı Ekber’e takılıp kaldın? Yani ilmihâl bilgisi dışında akaid ve kelâmın mukaddimesini teşkil eden eserleri okudun mu? Malum, bizim için tedrîcî tekâmül kaidesi her alanda geçerli. Her şeyi merdiven-merdiven, basamak-basamak, hazmede ede halledebiliriz; on adımda alınabilecek mesafeyi tek adımda alamayız.

Ayrıca hepimiz için geçerli olan bir husus; içinden çıkamayacağımız sularda kulaç atmanın tehlikesini, hiçbir zaman gözardı etmemektir! Aksi halde bu şüpheler deryasında boğulmak -Allah korusun- işten bile olmaz!

Selametle…

tekrar, Hudûs-i zâtiyle hâdistir, sıfatlar, akaid, kelâm, fıkh-i ekber, ‘var olmak için vacibin zâtına muhtaç olma’, istidad, kabiliyet, selahiyet, keşmekeş, temcit pilavı, Şeriatte izâa-i mâl, kesret-i sual haramdır,

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son bakılanlar

İftar Vakitleri: İstanbul | Ankara | İzmir | Bursa | Konya | Köln | Londra

JOHOR KEDAH KELANTAN KUALA LUMPUR LABUAN MELAKA NEGERI SEMBILAN PAHANG PERAK PERLIS PULAU PINANG PUTRAJAYA SABAH SARAWAK SELANGOR TERENGGANU