Ağızda dolgu varsa başka mezhebi taklit gerekir mi?

selamün aleyküm.hocam ağzımda yani dişlerimde dolgu var.ve bazı hocalarımız gusülde namaz abestdinde ve namazda diğer mezheblerin taklit edilmesi gerektiğini söylüyor eğerki ağızda dolgu varsa.ve bu mezhepleri teklit edenler namazlarıda taklit ettiği mezhebe göre kılmaları yani şartlarına uymaları gerekiyor diyor.ne yapmam gerekitiğini şaşırdım taklit etmeyip hanefiye göre devam edebilirsin diyen de var yok olmaz taklit caizdir diyende var. bu cahil aklım karıştı 30 yaşındayım ve namaza başlıcam başlayamıyorum ne yapmam gerekiyor allah rızası için bi yardım .

Ve aleyküm selam.

Hayır, diş dolgusundan dolayı Hanefî mezhebine mensup olan bir mü’minin bir başka mezhebi taklit etmesi gerekmez, böyle bir mecburiyet söz konusu olmaz. Gönül rahatlığıyla namazınızı kılabilirsiniz. Detaylı bilgi için şu linklere de bkz.
http://www.mollacami.net/soru-ve-cevaplar-628.html
http://www.mollacami.net/soru-ve-cevaplar-1044.html
http://www.mollacami.net/soru-ve-cevaplar-1101.html

“Namaza başlıcam başlayamıyorum” gibi sözler çok yanlış, bir o kadar da vebâli mucip bir tutum ve davranıştır... Bu gibi eften-püften sözde mazeretlerle namaz terk edilmez, edilemez, edilmemeli!

Peki namaz ne zaman tehir ya da terk edilebilir?

Namazı, ancak başınızı dahi hareket ettirmeye gücünüz yetmeyecek şekilde rahatsızsanız, aklınız başınızda ama kımıldayamıyorsanız, işte ancak o zaman o halden kurtuluncaya kadar tehir edebilirsiniz. Bu hal bir gün bir gece sürerse, geçen bir gün bir gecenin namazını kaza edersiniz. Bu hal bir gün bir geceden fazla devam ederse, mesela diyelim on gün on gece sürdü ise, iyileştiğinizde yine bir gün bir gecenin namazını (beş vakit namazı) kaza edersiniz. Bu da Allah Teala’nın kuluna bir lûtfudur.

Deliren ve bayılan insanın durumu da böyledir. Rahatsızlıkları ne kadar sürerse sürsün, normale döndüklerinde sadece beş vakit namazlarını kaza edeceklerdir.

Başını dahi kımıldatamayacak derecede hasta olan bir insan şayet o hal üzre ölse, o halde iken kılamadığı namazlardan mes’ul tutulmayacaktır. Yani namazı terk, ancak bu durumda olan bir insan için mümkündür. Kesin hükmünü bilmediğin bir meseleden dolayı namaz terk edilemeyeceği gibi, tehir de edilmez. Doğru olanı öğreninceye kadar kalben doğruluğuna inandığın şekliyle namazını eda etmeye devam edersin. Bu esnada da sür’atle meseleyi öğrenir ve ona göre hareket edersin. Bkz. http://www.mollacami.net/soru-ve-cevaplar-1161.html

***

Bilindiği üzere namazın ehemmiyetiyle alakalı pek çok ayet ve hadis-i şerifler vardır. Dilerseniz teberrüken bunlardan birkaçını burada nakledelim.

“(Ey Rasûlüm!) Ehline/âilene (ve ümmetine) namazı emret, kendin de ona sabırla devam et. Biz senden bir rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırırız. Güzel âkıbet takva sahiplerinindir.” [Tâhâ suresi, 132] Ata el-Horasânî (k.s.) der ki: “Yeryüzünün her hangi bir bölgesinde Allah'a secde eden hiçbir kul yoktur ki; kıyamet gününde, o yer, ona şahadet etmesin ve öldüğü gün ağlamasın”.

“Namazlara ve orta namaza (ikindiye, vakitlerinde şartlarına, âdap ve erkânına riayet ederek) devam edin ve Allah için boyun eğerek kalkıp (tam bir huşû-huzû ve tâatle) namaza durun.” [Bakara suresi, 238]

İbn Ömer (r.anhuma) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: ‘İkindi namazını kaçıran bir insanın (zarar yönünden uğradığı durumu), malını ve ehlini (servetini ve ailesini/çoluk çocuğunu) kaybeden kimsenin durumu gibidir.” [Buharî, Sahih, Mevâkît, 14; Müslim, Sahih, Mesâcid, 200]

“(Ey Rasûlüm!) İman eden kullarıma söyle: ‘Namazı dosdoğru kılsınlar, alış-veriş ve dostluğun olmadığı bir günün gelmesinden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli (Allah için versinler) harcasınlar.” [İbrahim suresi, 31]

Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “İslâm dini beş temel üzerine kurulmuştur:

1- Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığına ve Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Allah’ın Rasûlü olduğuna şahadet etmek.

2- Namazı dosdoğru/hakkıyla kılmak.

3- Zekât vermek.

4- Ramazan ayında oruç tutmak.

5- Beytullâh’ı ziyaret etmek.” [Hâfız el-Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, et-Terğîbu fi’s-Salavâti’l-hamsi ve’l-Muhâfazati aleyha, Hadis no: 1]

Hz. Cabir (r.a.) anlatıyor: “Rasûlullah’ı (s.a.v.) şöyle söylerken işittim: ‘Bir kimse ile şirk ve küfür arasında, namazı terk etme (hali, bu seddin/engelin yıkılması durumu) vardır.” [Müslim, Nevevî, Riyâzu’s-Sâlihîn, Hadis no: 1075]

Hz. Büreyde (r.a.) anlatıyor: “Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: Onlarla (müşrik ve kâfirlerle) bizim aramızda (alâmet olarak) korunması gereken şey, namazdır. Kim onu terk ederse kâfir(lere benzemiş) olur.” [Tirmizî rivayet etmiştir; Nevevî, a.g.e., Hadis no: 1076] Rasûl-i zî-şân (s.a.v.) Efendimizin hakiki varislerinden sahib-i zaman (k.s.) hazretleri de, “Biz namaz kılmayana kâfir demeyiz amma, kâfirler de namaz kılmaz” sözleriyle, namazın dinimizdeki ehemmiyet ve elzemiyetine işaret buyurmuşlardır.

Rabbimizin (c.c.) ve Rasûlünün (s.v.v.) bu son derece açık beyaları üzerine kanaatimce daha fazla laf etmenin bir anlamı da gereği de olmaz.

Mevlam cümlemizi, namazlarını vaktinde ve âdâbına-erkânına riayetle/hakkıyla ikame eden kulları zümresine ilhak buyursun. Amin…

namaz, müşrik, Hanefî, orta namaz, taklit, terk, oruç, zekat, hasta, ramazan, Ağız, rızık, kâfir, diş dolgusu, mecburiyet, beş temel, boyun eğerek, ehline, âilene, tehir, deliren, bayılan, ağlama, Beytullâh,

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla


Son bakılanlar

İftar Vakitleri: İstanbul | Ankara | İzmir | Bursa | Konya | Köln | Londra

JOHOR KEDAH KELANTAN KUALA LUMPUR LABUAN MELAKA NEGERI SEMBILAN PAHANG PERAK PERLIS PULAU PINANG PUTRAJAYA SABAH SARAWAK SELANGOR TERENGGANU