« önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Zikir ve zikrullah  (Okunma Sayısı 341 defa)
ankebut-57
Katılımcı
***

Puan Etiketi: 61
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 433


WWW
« : Ağustos 06, 2008, 16:20:41 »




Zikir ve zikrullah

Yazar: Halis ECE


Sık sık sevdiklerimizi hatırlayıp, onları anmak, iyiliklerini ve güzelliklerini başkalarına da anlatmak isteriz. İçimizden, onların meziyetlerini bir bir sayıp dökmek, dilimizden hiç düşürmemek gelir. Kalbimizdeki sevginin terennümünü dile getirirken, bunu başkalarının da duymasını ve bize ortak olmasını isteriz. İşte, sevginin bir tezâhürü olan hatırlamak, anmak, anlatmak, yâd etmek zikir kelimesi zımnında toplanmıştır.

Mahlûkat ve mevcudât içersinde zikirden uzak bir varlık düşünülemez. Hepsi, âlemlerin sahibi, zikredilmeye lâyık olan Rab'lerini kendi dillerince zikredip tesbih ederler. Nitekim bir âyet-i celilede, “Hiçbir şey yoktur ki, Allâh'ı tesbih etmesin. Fakat siz onların tesbihlerini anlayamazsınız”(1) buyuruluyor.

Varlık âleminin tamamını içine alan zikirden, gâyet tabii ki insanı tecrid etmek mümkün değildir. O da diğer varlıklar gibi, her şeyiyle muhtaç ve bağlı olduğu Rabb'ini zikretmekle mükelleftir. Her an muhtaç olduğumuz şeyleri bize ikrâm ve ihsân eden, bizi hiçbir zaman unutmayan Allâh'ı zikretmek, insanın en mühim vazifelerinden bir tanesidir.

İnsan burada, rahat zamanda Rabb'ini daima zikrederse, muhakkak ki Allah Teâlâ da onun darda kaldığı, muhtaç olduğu zamanda imdâdına yetişecek, rahmet rüzgârlarını gönderecek, yalnız ve çaresiz bırakmayacaktır. Nitekim Mevlâmız şöyle buyurmaktadır:

Siz beni zikredin ki, ben de sizi yâd edeyim. Bana şükredin, nankörlük etmeyin.”(2)

Velhâsıl, unutmayan unutulmayacaktır; ne dünyada, ne de ukbâda... Unutan ise, unutulmaya mahkûmdur; hem de hatırlanmaya en çok muhtaç olduğu anda...

Yapmakla mükellef bulunduğumuz ibâdetlerin edâsı için bazılarında zaman, bazılarında hem zaman hem de mekân şartı olduğu halde, zikir için belli bir vakit ve belli mekân bahis mevzuu değildir. Onun ne muayyen bir zamanı, ne de husûsi bir mekânı vardır. Her yerde, her zaman ve –tâbiri câizse– her pozisyonda yapılabir. Nitekim bu husus Kur‘ân-ı Kerim'de, “Onlar (mü'minler), ayakta dururken, otururken, yanları üzerinde yatarken hep Allâh'ı zikrederler...”(3) diye beyan olunmaktadır.


DİPNOTLAR
(1) Kur’ân-ı Kerim, İsrâ sûresi, 17/44.
(2) Kur’ân-ı Kerim, Bakara sûresi, 2/152.
(3) Kur’ân-ı Kerim, Âl-i İmrân sûresi, 3/191.
Logged

Âlimleri irfan sahib eden, üç harf ile beş noktadır.(عشق)
Mü'minleri duhûlü cennet eyleyen, beş harf ile üç noktadır. (ايمان)
hak yolcusu
Forum Yöneticisi
Emektar
*****

Puan Etiketi: 489
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 6.206


WWW
« Yanıtla #1 : Ağustos 06, 2008, 16:53:48 »

ALLAH celle celaluhu ebeden razı olsun

RABBİM amil olmamızı nasip eylesin
inşallah hep onu zikredenlerden oluruz..
Logged

Yıkmak yapmak gibi insana şerefmi verir,
Emin ol onu En çulpa herifler de becerir,
İşte Süleymaniye iki ırgat yıkmaya yetişir,
Ama  haydi yap desen
Bir Sultan Süleymanla Bir Mimar sinan gerekir..
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  


Google
 


ihya · Zehirli Ok · kadin · Avrupa · kariyer · Saglik · gazali · tatil · Oyun · Hikayeler · Temiz · Videolar
Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Bu Sayfa 0.181 Saniyede 17 Sorgu ile Oluşturuldu