« önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Savulun! Recep İvedik Nesli Geliyor!  (Okunma Sayısı 394 defa)
Gok_Sultan
Katılımcı
***

Puan Etiketi: +50/-1
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 542


WWW
« : Haziran 30, 2008, 12:10:42 »

Savulun! Recep İvedik Nesli Geliyor!

Bu nesil başka nesil! En çok sevdiği şeyler kahkaha, imaj ve para. Ota-bota gülmek, üzerinde markalarla görünmek ve kısa yoldan köşeyi dönmek!

Aman, hayat nedir, hayatın anlamı nerededir, insanın bu kâinattaki yeri nedir vs. gibi ciddi sorular sormayın onlara. Çünkü, onlar için hayat nihayetinde "koca bir eğlence merkezi!" Hayatın anlamı, "gülmek, eğlenmek ve (güya) mutlu olmak."

Ciddiyet ve düşünme gerektiren şeylerden fersah fersah kaçan bir nesil, Recep İvedik nesli. Emek, gayret, çaba ve alınteri de onların uzağında. En çok sevdikleri şey, cep telefonları, bilgisayarları ve bir de oyunları. Yaşları nedir diye sorarsanız, alt ve üst sınır da alabildiğine geniş. 5-6 Yaşından 40 küsur yaşına kadar uzanabiliyor.

İzlenme rekoru kıran mâlûm filmden kâm alanlara, bu filmi "accaaayip komik" bulanlara, "gülmekten yarıldık!" diyenlere bakın. İşte o zaman, Recep İvedik neslinin üyelerini kolayca tanıyabilirsiniz. En çok büyük şehirlerde yaşarlar, ama küçük şehirlere de yayılma potansiyelleri son derece yüksek.

Bu neslin simgesi ise aslında hayalî Recep İvedik karakteri değil, Acun. Vakt-i zamanında, üniversite gençleri arasında yapılan bir araştırmada, gençlerin örnek aldığı kişiler sorulmuştu da, büyük çoğunluk aynı ismi söylemişti: Acun!

Bir kere, Acun kısa yoldan, bir TV programıyla şöhret olabilmişti. Sonra, iyi para kazanıyordu. Dünyanın dört bir yanını gezebiliyordu. Dahası, en azından o sıralar, işi-gücü plajlarda gezip güzel kızlarla yarenlik etmekti. Ve gençler koro halinde bağırmıştı sanki: "Biz de Acun gibi olmak istiyoruz!"

Anlayacağınız, İvedik nesli de firar etmek istiyor: sorumluluklarından, emekten, kanaatle yaşamaktan, aklından ve hatta kalbinden, hasılı hayatın gerçeklerinden firar etmek istiyor. Acun'un hangi zor şartları yaşadıktan, dişiyle-tırnağıyla çabaladıktan sonra, özendikleri o konuma geldiğini ve sonra firar etmekten vazgeçtiğini görmek istemiyorlar.
Hadi, bir anketi daha zikredelim. Hani bir süre önce üniversite gençliği arasında yapılan bir ankette sormuşlardı: aşk mı, para mı? Ankete katılanların yüzde yüze yakını (% 90'dan fazlası) "Aşk senin olsun, bana para gerek para!" dememiş miydi? O günlerden sonra, kız öğrencilerime hayattaki ideallerini sorduğumda, "Okulumu bitirmek, sonra da zengin bir koca bulup evlenmek!" cevabını alınca şaşırmıyorum.

Bir de, çok daha yeni bir araştırmadan ilginç bilgiler ister misiniz? İstanbul'da yaşayan gençlere sormuşlar: "Hayatta kaybetmekten en çok korktuğunuz şey nedir?" El-cevap: "Cep telefonumu!" (% 90). Hayır, komedi filminden bir sahne değil bu cevap, İvedik neslinin ete-kemiğe bürünmüş, ağlanası halde hayatımızda arz-ı endam etmesi sadece. Kaybetmekten en çok korktukları ikinci şey, bilgisayarları (% 68)! Peki ya sevdikleri, aileleri? Elbette onları da kaybetmekten korkuyorlar, canım! Ama üçüncü sırada (%53). Sosyologların ve sosyal mühendislerin kulağı çınlasın!

Örnekleri çoğaltmak mümkün, ama sanırım tablo çok iç açıcı değil. Ne hayatın, ne ölümün, ne sonsuz hayatın hesaba katıldığı, ahlâkî endişelerin çok gerilerde kaldığı tuhaf bir gençlik geliyor, ve hatta gelmiş durumda, kısacası. Oysa...

Kalabalıklarda kakara-kikiri yaşayıp kuytu yalnızlıklarda ağlayan, ölüm gerçeğini yakınında hissedip sevdiklerinin ölümüyle parça parça eksilen, keyif ve zevk peşinde koşarken hayatın görünüşte tatlı ama aslında acı yüzünü yalayıp ağzı yanan ve üstelik doyamayan yine aynı: İvedik neslinin üyeleri....

Gençlik kesinlikle elde durmayan, gelip gidecek birşey. Yaşlılık ve ölüm de bizim için. Hayat olanca hoyratlığıyla meydan okuyor, ölüm bütün sertliğiyle bir duvar gibi toslamamızı bekliyor. Mezar ağzını açmış bize bakıyor...

Eğer meşru sınırlar içinde kalmazsak, hayatı ciddiye almazsak gençliğimizi kaybettiğimiz gibi, o gençlik hem dünyada, hem mezarda, hem de öteki dünyada elemler ve sıkıntı kaynağı olmaya aday bizim için.

Nimet şükür istiyor. Gençlik nimetinin şükrü de, onu, artık çoktan unutturulan iffet ve namus ölçüleriyle yaşayabilmek ve sonsuz gençliğe vesile eyleyebilmek. Yaratılmışlığımızı, Yaratıcımızı, sonsuz hayatı unutarak sırf zahirî heveslerle yaşamaya çalışmak nafile bir çaba. Zira, hiçbir şey düşünmeden ân'ı yaşayabilmek sadece hayvanlara özgü.

Biz insanız! Ân'ımızı hem geçmişimizle hem de geleceğimizle birlikte yaşıyoruz. Bizi insan kılan akıl ve fikrimiz bizi geçmiş ve gelecekle bağlıyor. Geçmişin lezzetleri yokluklarıyla bugünümüze elemler taşıyor; geleceğe ilişkin korkularımız ve endişelerimiz şu ân'ımızın keyfini paramparça edebiliyor. Hiç düşünmeden yaşamayı ne kadar istersek isteyelim; böyle bir şey mümkün değil!

Başka hiçbir şeyi "kafaya takmadan" sadece bugünü yaşama iddiası, dışı tatlı içi acı mı acı bir aldatmaca. Zehirli bir bal. Dildeki lezzeti arttırmak için o baldan yenen her kaşık, nasıl karın ağrılarıyla kıvrandırıyorsa; kendimizi hazır ân'da, bugünde saklamaya çalıştıkça, geçmişin hüzünleri, elimizden kayıp giden sevdiklerimiz, geleceğin kaygıları ruhumuzu kat kat büyük acılarla kıvrandırıyor. Elimizde ne zevk, ne keyif ne de kahkahalar kalıyor.

Hayattan firar edemiyoruz, ölümden kaçamıyoruz, kendimizden ve temel acılarımızdan saklanamıyoruz. Hayvan gibi de yaşayamıyoruz.

İvedikler, bir serçe kuşu kadar bile lezzet alamaz hayattan. Çünkü, inanmadığı ya da inancını hayatına yansıtmamaya inat ettiği için bütün geçmiş zamanlar, gözünde ölmüş, yok olmuş haldedir. Aklı geçmişten ve gelecekten zifiri karanlıklar taşıyabilir dünyasına ancak. Yokluk düşüncesi sonsuz ayrılıkları haber verir. Sonsuz ayrılıklar sonsuzca daha bu dünyadayken yakar kavurur gönülleri ve ruhları.

Hayatı hayatlandırabilmek; geçmişi, geleceği ve bugünü aydınlatabilmek ancak Yaratıcı'yla bağ kurabilmekle mümkün. Gerçek zevk de bu bağ sayesinde; mutluluklar da, kavuşmalar da.

Hayatın lezzetini ve zevkini isteyenlerin önünde, hayatını ve gençliğini (yeniden) inanarak hayatlandırmaktan ve aydınlatmaktan başka yol yoktur.

Çünkü, hayat böyledir!

İvediklerin zannettiği gibi değil

Murat Çiftkaya
Logged

Takdir-i Hudâ kuvvet-i bâzu ile dönmez
Bir şem'a ki, Mevlâ yaka, üflemekle sönmez.
Asude
Poyraz
*****

Puan Etiketi: +152/-69
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1264


Allah Bes Baki Heves...

WWW
« Yanıtla #1 : Haziran 30, 2008, 13:36:41 »

Benimde en çok şikayetçi olduğum bir konuyu paylaşmışın güzel kardeşim.benden sana bir itibar.
Saçma sapan  bir film baştan sona argo kelimelerle dolu fragmanlarından anladığım kadarıyla.izleyenler vakitlerini ne için harcadıklarının boşa geçen her anımızın hesabını nasıl vereceğimizi düşünmüyorlar.o filmi izleyipte prim yapmasını sağlayanlarıda kınıyorum.

Acun ılıcalı şimdide hiç bir emek harcanmadan şans oyunuyla  parogram yapıyor.
emek harcamadan para kazandırılmaya teşfik ediliyor insanlar.izlemiyorum programı,boşa harcıycak zamanım yok benim.Alın teriyle kazanılan para kadar insana lezzet veren bir duyguyu tatmak herkese nasip olmaz malum.
akşam gözüme çarpan amiral battı diye yine bir saçma sapan bir program gördüm.ne yapıyorlar bunlar diye baktığımda yine boşa harcanan zamandan laubalilikten başka bir şey göremedim ve tabiki kanlı kapatmam farz oldu.

Arkadaşlar protestomuzu onları izlemiyerek gösterelim ve prim yapmalarına izin vermeyelim.
Logged


Resimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor

Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap

Resimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor

Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
zeynep88
Firtina
*****

Puan Etiketi: +160/-21
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2707


Life... Has betrayed me once again..

WWW
« Yanıtla #2 : Haziran 30, 2008, 13:47:03 »

izlemedim izlmeyi düşünmüyorum da fragmanından anladığım kadarıyla iğrenç ötesi bir filmm....
Logged

Perişan olduğum umurunda mı ??
GÖREce
Aktif
**

Puan Etiketi: +13/-2
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 125

« Yanıtla #3 : Eylül 08, 2008, 16:28:45 »

 Ahlak elimizden kademe kademe alındı. Haya, iffet, ar, namus tabu oldu me"deni" gözlerde. Osmanlıyı savaşla yenemezsiniz, onları islamlarını ellerinden alarak yenebilir, yok edebilirsiniz diye kurulan planlar seneler öncesinde kaldı. şimdi yemişini topluyor bu vatandaşlar harika (!) tuzaklarının.Evvela içi boş müslümanlar türetilip; ilimle, araştırmakla araları açıldı.
 Sorgulamayan, sadece kabul eden nesiller sadece özentiyi öğrendiler. Alime, veliye değil artiste, şarkıcıya en kötüsü hayvanlara özendiler. İçlerinden iyileri çıkmadı mı? Tabii çıktı. Onlara da öylesine siperler aldılar ki sanırsınız karşılarında koca ordu var.
 İşte küfür hep korktu garip olmasına rağmen islamdan. Korkacakta hem öyle korkacak ki küfrünü katmerlemek için, kendini cehennemin dibine göndermek için elinden geleni ardına koymamacasına.Evet kardeşler bunda bize düşen vazife ne? Öğrenmek, yaşamak, yaşatmak. Küfrün bataklığından bir adam çıkarabilmek için uykulardan uyanmak. İlahi mabede bir tuğla olabilmek için çalışmak. Bu günün işini yarına bırakmamak. Gelin bu gün başlayalım. Şimdi, hemen. 
Logged
leyya
Kasirga
******

Puan Etiketi: +307/-62
Online Online

Mesaj Sayısı: 4861


♥Ravzayı Muratta güli Muhammedi açtı....♥

WWW
« Yanıtla #4 : Eylül 08, 2008, 16:32:47 »

çok güzel bi paylaşımdı.tşkkrlr....
Logged


Resimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor

Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Resimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor

Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Resimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor

Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
ihvan
Poyraz
*****

Puan Etiketi: +158/-51
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1912


« Yanıtla #5 : Eylül 16, 2008, 16:27:19 »

bu konuda çok müzdaribim.frağmanlarıdan  bile bu milleti bozmak için elinden geleni bırakmayan.iç ve dış düşmanlarımız.adınada kutsal recep ayımızın ismini koyarak,gerçekte o mübarek ayı da alaya alan bir yaklaşım bence....bu yahudi dönmelerinin yaptıkları filimleri son nefese kadar protesto ediyorum....onların hain planları olsada rabbimiz onlara fırsat vermeyecektir.öyle inanıyorum.
Logged

Her lafa verilecek cevabım var.Lakin bir lafa bakarım ''LAF'' mı diye,birde söyleyene bakarım ''ADAM'' mı diye.....
eminnnn
Okur
**

Puan Etiketi: +26/-2
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 95


ne sen varsın,ne ben,ne yar,ne kimse; O var!

« Yanıtla #6 : Ekim 03, 2008, 00:42:21 »

hani kimsenin ne kadar inandığı, düşünceleri beni alakadar etmez ama en azından düşüncelere, inançlara, hiç olmazsa insanlığa biraz saygı gösterilmesi gerekmezmi.?Anlıyorum kendin hayvan olmak istemişsin ama bunu niye kendine saklamıyorsun? gerizekalı boş insanlar ya.
çok boş, çok saçma, çok gereksiz zararlı bi film. hani bütün değerleri bir yana bırakıp filmi izlediğimiz zamanda gerçekten komik bir yanı bile yok. ortada tamamen parazit hayat yaşayan insan kılığından çıkmış biri var.millet neresini begeniyor anlamış değilim. Ney
Logged

yol göründü.
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  


Google
 


ihya · Zehirli Ok · kadin · Avrupa · kariyer · Saglik · gazali · tatil · Oyun · Hikayeler · Temiz · Videolar
Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Bu Sayfa 0.209 Saniyede 17 Sorgu ile Oluşturuldu