üftade
Acemi
Puan Etiketi: 2
Offline
Mesaj Sayısı: 13
|
 |
« : Haziran 09, 2008, 15:52:02 » |
|
ŞİİRLER BENİ SANA ÇAĞIRIR
Sevgim, gönül ufku geniş olan şairlerce taçlandırılmış mısralarda saklı............ Izdırabı yudumlayan ilham avcıları bana seni anlattılar. Güneşlerin kıskandığı güzelliğini anlattılar. Senin o gökkuşağı bakışlarından utanan dolunayın , bulutları perde yapıp saklandığını öğrendim. “yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma” Yıllardır vefa beklediğim nazarlar, benden kendilerini kıskandılar. Karşılık beklediler. Senin varlığınla yeniden canlanırken düşüncelerim , ruhumun çöl kumu sıcaklığına serinlikler bahşeyledi. Kalbimin atardamarında Sen vardın Ey Sevgili! “çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarında’
Senin yokluğun bir eylül sabahıydı benim için. Sonbahar akşamlarında ıslanmış saçlarım , perişan ruhumun aynasıydı. Kaldırımların sonbahar vurgunu yemiş sarı yaprakları gibiyim. Nefesin balçıkta beklenen Adem’e üflenen ruhtu benim için. Ruhuma damıttığın duygular sonsuzluğa akan Fırat’ın suyundan da azizdi. Ve Sen Ey Sevgili, göz sahillerime vuran dalgalarınla baştan başa yıkadın beni.
Oysa ben,
“yıllardır boz bulanık suları yudumladım bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları”
Senin olmadığın iklimlerin yağmurları bulanıktı. Bana taktim edilen deniz suları, susuzluğuma kamçı vuruyordu. Hüznüm, kumsalların yakıcılığı kadar eritirdi yüreğimi. Her şeye rağmen, Senin güneşleri kıskandıran o varlığınla ben,
“bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde”
Kirpiklerin, ceylan yüreğimi yaralayan oklar değil artık. Tabiatın en soylu renkleri gözlerinde canlanırken ben, o mest eden serinliğin gölgesinde, sonsuzluk besteleriyle Sana yöneldim. “benim, kendisine Sensiz ulaşamayacağımı bilen Rabbim, karşıma seni çıkardı.”
“gözlerinden göğsüme sayısız yıldız akar bir gülüşün içimde benlerce lamba yakar’’
Gündüzü bulutsuz, gecesi pürüzsüz olan göklerden kayan yıldızlar misali, Senin gözlerinden yansıyan aydınlık; ışığa hasret, yalancı şafaklarla kandırılmış semalarımı aydınlattı. Leyla’nın görünce kıskanacağı o gamzeli gülüşlerin aydınlığında Seni saklayarak eritir karanlığımı. Ne kadar da çok istemişimdir, Senin aydınlığında ıslanan biri olmayı.
“Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım.”
Diyerek geçmişimdir ebemkuşağı yalnızlıkların altından. Şehirlerin gurbet kokan ıssız sokaklarında, Senin göklerinden kayan yıldızların ayrılık gözyaşlarıyla ıslanmışımdır.
“Senin göklerinde doludur yüreğim”
Ve Sen, “Ey sevgili, en sevgili!” bulutların kendisine perdedarlık yaptığı nazlı Sultanım, naz makamımın Efendisi,
“ Bir kurtuluştur o an çağrılırsa Senin adın Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın”
Biliyorum ki, çocuklarına; Senin ruhumun çöl kumu sıcaklığına yürüyen suyunu içiren anneler, yine Senin gölgende serinleyecekler. Senin ölü ruhuma can veren varlığınla yeniden yeşerecek tabiat. Güneş bir mızrak boyu kadar yakınımıza geldiğinde, ayağı ve alnı beyaz sekili atlar gibi Seni bekleyeceğim.
“Ben aşk ve ibadetlerimi kemer yapacağım belime Kim git der çeyiziyle kapıya gelmiş geline”
Ve Sen, “Ey sevgili, en sevgili!” aşkımın kalbine oturan benim için sadece bir “aş” olmayan! Yaralı ruhuma emzirdiğin duygularınla bende yaşayan, artık ayrılık gözyaşından “İçimde lambalar sırılsıklam” değil. Uzaklığın bana yakınlık oldu. “Ben onun sılası kendimin gurbetiyim” diyen şairlerce teselli edildim. Vuslatına kundaklanan yüreğim “Senin göklerinde dopdolu.”
“Bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden İşte yeni bir dünya Peygamber sözlerinden”
Yarım kalmış yanımı tamamlayan sevgili, günahkar yalnızlığımı eriten yar, O’na giderken bana yoldaş olan yar! Kirpik, kirpik sözlerin, beni efendimin çağrısına yöneltir.
“Ölüm bize ne uzak bize ne ne yakın ölüm Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm”
“Yüreğimi kefenleyen ölümsüz başkaları vaat ediyordu yarınlara” Toprağın bağrında çürüyen tohumlar, yeşermenin sevincini taşır kollarında. Şairler, gönül kabesine şiirleriyle birlikte yüreğini asanlar, beni Sana çağırır.
“Ey sevgili, en sevgili Uzatma dünya sürgünümü
|