İslâm’a göre
dünya hayatının sonu, âhiret hayatının başlangıcı olan ölüm, pek büyük ve çok mühim bir hâdisedir. Hadîs-i şerifte buyurulduğu gibi “
Kabir, âhiret yolcusunun konakladığı ilk duraktır. İşte kim onun azabından kurtulursa, artık ötesi ondan kolaydır. Eğer ondan selâmete eremezse, ötesi ondan da çetindir.”(1)
Sinesinde mü’mini-münkiri, müşriki-münafığı, iyiyi-kötüyü ayırt etmeden barındıran
kabir, salih Müslümanlar için
cennet bahçelerinden bir bahçe, münkir ve münafıklar ile günahkârlar için de
şiddetli ve dehşetli bir çukurdur. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “
Birbirinizi gömmemeniz endişesi olmasaydı, kabir azabı çekenlerin feryatlarını size duyurması için Allâh’a dua edecektim”(2) buyurmuşlardır.
DİPNOTLAR(1) Feyzu’l-Kadîr, 2, 379; Tirmizî, Sünen, Zühd, 32.
(2) Hâfız el-Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, 4, 361.
Halis ECE, İslâm’da türbe/kabir ziyareti ve tevessül, 
Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris YapTık>>