« önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Han Duvarları .  (Okunma Sayısı 302 defa)
hak yolcusu
Forum Yöneticisi
Emektar
*****

Puan Etiketi: 394
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5.589


WWW
« : Nisan 15, 2008, 16:55:12 »

Han Duvarları

Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...
Gidiyorum, gurbeti gönlümle duya duya,
Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya
İlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık
Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık,
Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı...
Arkada zincirlenen yüksek Toros dağları,
Önde uzun bir kışın öldürdüğü etekler,
Sonra dönen, dönerken inleyen tekerlekler...
Ellerim takılırken rüzgarların saçına
Asıldı arabamız bir dağın yamacına,
Her tarafta yükseklik, her tarafta ıssızlık,
Bu ıslakla uzayan, dönen kıvrılan yollar.
Uykuya varmış gibi görünen yılan yollar
Başını kaldırarak boşluğu dinliyordu.
Gökler bulutlanıyor, rüzgar serinliyordu.
Serpilmeye başladı bir rüzgar ince ince,
Son yokuş noktasından düzlüğe çevrilince
Nihayetsiz bir ova ağarttı benzimizi
Yollar bir şerit gibi ufka bağladı bizi
Gurbet beni muttasıl çekiyordu kendine
Yol, hep yol, daima yol... bitmiyor düzlük yine.
Ne civarda bir koy var, ne bir evin hayali
Sonunda ademdir diyor insana yolun hali,
Ara sıra geçiyor bir atlı, iki yayan
Bozuk düzen taşların üstünde tıkırdıyan
Tekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor,
Uzun yollar bu sesten silkinerek yatıyor...
Kendimi kaptırarak tekerleğin sesine
Uzanmış kalmışım yaylının şiltesine,
Bir sarsıntı... uyandım uzun suren uykudan;
Geçiyordu araba yola benzer bir sudan
Karşıda hisar gibi Niğde yükseliyordu,
Sağ taraftan çıngırak sesleri geliyordu;
Ağır ağır önümden geçti deve kervanı,
Bir kenarda göründü beldenin viran hanı.
Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri
Atlarımız çözüldü, girdik handan içeri
Bir deva bulmak için bağrındaki yaraya
Toplanmıştı garipler şimdi kervansaraya.
Bir noktada birleşmiş vatanın dört bucağı
Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı,
Bir pırıltı gördü mü gözler hemen dalıyor,
Göğüsler çekilerek nefesler daralıyor,
Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı
Her yüzü çiziyordu bir hüzün kırışığı,
Gitgide birer ayet gibi derinleştiler
Yüzlerdeki çizgiler, gözlerdeki çizgiler...
Yatağımın yanında esmer bir duvar vardı,
Üstünde yazılarla hatlar karışmışlardı;
Fani bir iz bırakmış burda yatmışsa kimler,
Aygın baygın maniler, açık saçık resimler...
Uykuya varmak için bu hazin günde, erken,
Kapanmayan gözlerim duvarlarda gezerken
Birdenbire kıpkızıl birkaç satırla yandı;
Bu dört mısra değil, sanki dört damla kandı
Ben garip çizgilere uğraşırken baş başa
Rastlamıştım duvarda bir şair arkadaşa;

On yıldır ayrıyım Kınadağı'ndan
Baba ocağından yar kucağından
Bir çiçek dermeden sevgi bağından
Huduttan hududa atılmışım ben

Altında da bir tarih. Sekiz mart otuz yedi..
Gözüm imza yerinde başka ad görmedi.
Artık bahtın açıktır, uzun etme arkadaş
Ne hudut kaldı bugün, ne askerlik, ne savaş;
Araya gitti diye içlenme baharına,
Huduttan götürdüğün şan yetişir yarına
Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk
Soğuk bir mart sabahı...Buz tutuyor her soluk
Ufku tutuşturmadan fecrin ilk alevleri
Arkamızda kalıyor şehrin kenar evleri
Bulutların ardında gün yanmadan sönüyor,
Höyükler bir dağ gibi uzaktan görünüyor...
Yanımızdan geçiyor ağır ağır kervanlar,
Bir derebeyi gibi kurulmuş eski hanlar
Biz bu sonsuz yollarda varıyoruz, gitgide,
İki dağ ortasında boğulan bir geçide
Sıkı bir poyraz beni titretirken içimden
Geçidi atlayınca şaşırdım sevincimden
Ardımda kalan yerler anlaşırken baharla
Önümüzdeki arazi örtülü şimdi karla
Bu geçit sanki yazdan kışı ayırıyordu
Burada son fırtına son dalı kırıyordu
Yaylımız tüketirken yolları aynı hızla
Savrulmaya başladı karlar etrafımızda
Karlar etrafı beyaz bir karanlığa gömdü;
Kar değil, gökyüzünden yağan beyaz ölümdü...
Gönlümde can verirken köye varmak emeli
Arabacı haykırdı "İşte Araplıbeli"
Tanrı yardımcı olsun gayri yolda kalana
Biz menzile vararak atları çektik hana.
Bizden evvel buraya inen uç dört arkadaş
Kurmuştular tutuşan ocağa karşı bağdaş
Çıtırdayan çalılar dört cana can katıyor
Kimi haydut kimi kurt masalı anlatıyor
Gözlerime çökerken ağır uyku sisleri
Çiçekliyor duvarı ocağın akisleri
Bu akisle duvarda çizgiler beliriyor
Kalbime ateş gibi şu satırlar giriyor

Gönlümü çekse de yarin hayali
Aşmaya kudretim yetmez cibali
Yolcuyum bir kuru yaprak misali
Rüzgarın önüne katılmışım ben

Sabahleyin gökyüzü parlak, ufuk açıktı
Güneşli bir havada yaylımız yola çıktı
Bu gurbetten gurbete giden yolun üstünde
Ben üç mevsim değişmiş görüyordum üç günde
Uzun bir yolculuktan sonra İncesu'daydık
Bir han yorgun argın tatlı bir uykudaydık
Gün doğarken bir ölüm rüyasıyla uyandım.
Başucumda gördüğüm şu satırlarla yandım

Garibim namıma Kerem diyorlar
Aslı'mı el almış haram diyorlar
Hastayım derdime verem diyorlar
Maraşlı Şeyhoğlu Şatılmış'ım ben

Bir kitabe kokusu duyuluyor yazında
Korkarım yaya kaldın bu gurbet çıkmazında
Ey Maraşlı Şeyhoğlu, evliyalar adağı
Bahtına lanet olsun aşmadıysan bu dağı
Az değildir, varmadan senin gibi yurduna
Post verenler yabanın hayduduna kurduna
Arabamız tutarken Erciyes'in yolunu
Hancı dedim bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu'nu?
Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende,
Dedi "Hana sağ indi ölü çıktı geçende"
Yaşaran gözlerimde her şey artık değişti
Bizim garip Şeyhoğlu buradan geçmemişti...
Gönlümü Maraşlı'nın yaktı kara haberi.
Aradan yıllar geçti işte o günden beri
Ne zaman yolda bir han rastlasam irkilirim,
Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim
Ey köyleri hududa bağlayan yaşlı yollar
Dönmeyen yolculara ağlayan yaşlı yollar

Ey garip çizgilerle dolu han duvarları
Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları...

Faruk Nafiz Çamlıbel
Logged

Yıkmak yapmak gibi insana şerefmi verir,
Emin ol onu En çulpa herifler de becerir,
İşte Süleymaniye iki ırgat yıkmaya yetişir,
Ama  haydi yap desen
Bir Sultan Süleymanla Bir Mimar sinan gerekir..
deli_prof
Forum Yöneticisi
Emektar
*****

Puan Etiketi: 412
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7.014


WWW
« Yanıtla #1 : Nisan 15, 2008, 16:57:53 »

vay be az çektirmedi bu han duvarları bana vizede çok zorlanmıştım...

paylaşım için teşekkürler..
Logged


Güzelliğin bir damlası olan LEYLA için uykuları haram etmek çok değilse,
Güzelliğin kaynağı olan MEVLA için bir ömrü feda etmek az bile.
hak yolcusu
Forum Yöneticisi
Emektar
*****

Puan Etiketi: 394
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5.589


WWW
« Yanıtla #2 : Nisan 15, 2008, 17:13:14 »

vay be az çektirmedi bu han duvarları bana vizede çok zorlanmıştım...

paylaşım için teşekkürler..

bizim evdede ben hariç bunu herkez ezbere bilir
ve sürekli mırıldanılır bende azda olsa ağzılarından kaptım
hoşumada gidiyor..

gözlerinize sağlık teşekkür ederim..
Logged

Yıkmak yapmak gibi insana şerefmi verir,
Emin ol onu En çulpa herifler de becerir,
İşte Süleymaniye iki ırgat yıkmaya yetişir,
Ama  haydi yap desen
Bir Sultan Süleymanla Bir Mimar sinan gerekir..
İDEAL GENÇLİK
Girişken
****

Puan Etiketi: 134
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 891


WWW
« Yanıtla #3 : Nisan 15, 2008, 21:10:13 »

TŞK ALLAH RAZI OLSUN...
Logged

"DÜRÜST ÇALIŞKAN İDEAL BİR GENÇLİK."
cennet ırmağı
Emektar
******

Puan Etiketi: 245
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 6.031


WWW
« Yanıtla #4 : Nisan 15, 2008, 23:53:50 »

emeğine yüreğine sağlık teşekkürler...
Logged


Resimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor

Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
beyaz kelebek
Poyraz
*****

Puan Etiketi: 77
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.190


bir damla gözyaşı...

WWW
« Yanıtla #5 : Nisan 16, 2008, 00:17:47 »

emeğine yüreğine sağlık teşekkürler...
Logged

Hakkın hatırı alidir.Hiçbirşeye tercih edilmez..
hak yolcusu
Forum Yöneticisi
Emektar
*****

Puan Etiketi: 394
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5.589


WWW
« Yanıtla #6 : Nisan 23, 2008, 05:28:53 »

bende hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim
 sizinde gözlerinize sağlık..
Logged

Yıkmak yapmak gibi insana şerefmi verir,
Emin ol onu En çulpa herifler de becerir,
İşte Süleymaniye iki ırgat yıkmaya yetişir,
Ama  haydi yap desen
Bir Sultan Süleymanla Bir Mimar sinan gerekir..
kızılelma
Katılımcı
***

Puan Etiketi: 89
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 347


EY İSTANBUL kim seni anlatacak kadar anladı ki ? ?

WWW
« Yanıtla #7 : Mayıs 01, 2008, 11:09:27 »

teşekkürler...
ellerinize sağlık
Logged

Bu şehr-i İstanbul ki; bi misl ü behâdır.
Bir sengine yek pâre Acem mülkü fedâdır.
Bir gevher-i yekpâre iki bahr arasında.
Hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezâdır.
hak yolcusu
Forum Yöneticisi
Emektar
*****

Puan Etiketi: 394
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5.589


WWW
« Yanıtla #8 : Mayıs 01, 2008, 12:28:37 »

teşekkürler...
ellerinize sağlık


bende size teşekkür ederim
gözlerinize sağlık..
Logged

Yıkmak yapmak gibi insana şerefmi verir,
Emin ol onu En çulpa herifler de becerir,
İşte Süleymaniye iki ırgat yıkmaya yetişir,
Ama  haydi yap desen
Bir Sultan Süleymanla Bir Mimar sinan gerekir..
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  


Google
 


ihya · Zehirli Ok · kadin · Avrupa · kariyer · Saglik · gazali · tatil · Oyun · Hikayeler · Temiz · Videolar
Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Bu Sayfa 0.082 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu