yolcu
Aktif

Puan Etiketi: 12
Offline
Mesaj Sayısı: 186
Araştırmacı
|
 |
« : Şubat 29, 2008, 14:04:58 » |
|
Marifetullah olarak tabir ettiğimiz,''Allah'ı bilmek'';bütün kainatı ihata eden Rububiyetine ve zerrelerden yıldızlara kadar cüz'î ve küllî her şey,Onun kabza-i tasarrufunda ve kudret ve iradesiyle olduğuna kat'î iman etmekle,mülkünde hiçbir şeriki olmadığına,Lâ ilâhe illallah kelime-i kudsiyesine ve hakikatlerine iman edip,kalben tasdik etmekle olur.
"Bir Allah var" deyip,bütün mülkünü sebeplere ve tabiata taksim etmek, onlara isnad etmek-hâşâ-hadsiz şerikleri hükmünde sebepleri merci tanımak, her şeyin yanında hâzır irade ve ilmini bilmemek,şiddetli emirlerini tanımamak, sıfatlarını ve gönderdiği elçilerini,peygamberlerini bilmemek,elbette hiçbir cihette Allah'a iman hakikatinin olmadığına delildir.Belki küfr-ü mutlaktaki mânevî Cehennemin dünyevî azabından kendini bir derece teselliye almak için o sözleri söyler. Evet, inkâr etmemek başkadır, iman etmek bütün bütün başkadır.
Evet, kâinatta hiçbir şuur sahibi, kâinatın bütün eczası kadar şahidleri bulunan Hâlik-ı Zülcelâl'i inkâr edemez... Etse; bütün kâinat onu yalanlayacağı için susar, lâkayd kalır.
Ona iman etmek,Kur'ân-ı Azîmüşşânın ders verdiği gibi;
O Hâlıkı,sıfatlarıyla,isimleriyle,umum kâinatın şehadetine istinaden; kalben tasdik etmek, elçileriyle gönderdiği emirleri tanımak,günah işlediği ve emre muhalefet ettiği vakit; kalben nedamet edip, tevbe etmekle olur.
Yoksa; büyük günahları serbest işleyip istiğfar etmemek ve aldırmamak,o imandan hissesi olmadığına delildir.
Not:Okunulandan istifade edilenlerdir.
|